KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/1040 E., 2013/20917 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2013
Karar Metni
734 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 152 ada 3 parsel sayılı 451,20 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, davalı olduğundan söz edilerek malik hanesi açık olarak tespit edilmiştir. Tespit gününden önce, davacı ... tarafından davalı ... aleyhine açılan elatmanın önlenmesi ve kal davası ise Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu 152 ada 3 parsel sayılı taşınmazın hüküm yerinde ad ve payları belirtilmeksizin Mehmet Sözen mirasçıları adına tapuya tesciline, davalının taşınmaza olan müdahalesinin men'ine, davalının taşınmaza yapmış olduğu haksız inşaatın kal'ine, masrafın davalı tarafından karşılanmasına karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma karar vermeye yeterli olmadığı gibi dava konusu taşınmazların askı ilanı da yapılmamıştır.
Somut olayda; taraflar arasında dava konusu taşınmazın tespit tarihinden evvel genel mahkemede açılmış elatmanın önlenmesi ve kal davası bulunmasına ve anılan davanın görevsizlik kararı üzerine Kadastro Mahkemesi'ne aktarılmış olmasına göre mahkemece taşınmaz başında keşif yapılarak 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 30/2.maddesi gereği taşınmazın malikinin resen belirlenmesi ve malik hanesinin buna göre doldurulması gerekir.
Ne var ki; mahkemece dava konusu taşınmazın askı ilanı yapılmadan yargılamaya devam edildiği gibi dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu,...a ait ise taşınmazın zilyetliğinin eklemeli zilyetler tarafından davalıya teslim edilip edilmediği usulüne uygun olarak araştırılmamıştır.
Bu husustan ayrı olarak Dairemizin 2013/1056 Esasında kayıtlı dava dosyasında iptali istenilen senetler, dava konusu 152 ada 3 parsel sayılı taşınmaza da uygulandığı halde eldeki dosya 2013/1056 Esasımıza kaydedilen dosyadan tefrik edilmiş, derdest olan davaların birlikte görülmesi dahi düşünülmemiştir.
Kaldı ki dava konusu taşınmazın tutanağında taşınmazın Eyüp oğlu Hasan Şanal'dan mirasçılarına kaldığı belirtilmesine rağmen Eyüp oğlu...mirasçıları davaya çağrılmamış, somut olayda taraf koşulu oluşturulmadan karar verilmiştir. Taraf koşulunun oluşturulmaması dahi başlı başına bozma nedenidir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmazların askı ilanları yapılmalı, daha sonra dava konusu taşınmazlara ait kadastro tespit tutanaklarında isimleri belirtilen Eyüp oğlu...mirasçıları adına 7201 Sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesine uygun olarak dava dilekçesi ile duruşma günü tebliğ edilerek somut olayda taraf koşulu oluşturulmalı, davaya gelirlerse delilleri kendilerinden sorularak toplanmalı, ayrıca 152 ada 3 parsel sayılı taşınmaza yönelik eldeki davanın Dairemizin 2013/1056 Esas numarasında kayıtlı senet iptali davası ile birleştirilmesinin gerekip gerekmediği düşünülmeli,
sonrasında yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi fen elemanı ve uzman ziraatçi bilirkişi tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı,
taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tespitte saptanan hukuksal olgu ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık oluşursa duraksamasız giderilmeli,
somut olayda tarafların herhangi bir kayıt ve belgeye dayanmadıkları ve taşınmazın da belgesiz olarak tespitinin yapıldığı gözetilerek taşınmazın tapusuz nitelikte kabulü ile tapusuz taşınmazların menkul mal hükmünde oldukları dikkate alınarak satış işlemlerinin herhangi bir şekil şartına bağlı olmadıkları, mülkiyetin zilyetliğin teslimi ile birlikte devralana geçeceği hususları gözetilmeli, daha sonra uzman ziraatçi bilirkişi ve mahkeme heyeti hazır olduğu halde, taşınmaz bizzat mahkemece görülüp, gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı,
komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, komşu taşınmazların tespitlerine bir kayıt ve
belge esas alınmış ise nizalı parsel yönünü sözü edilen kayıt ve belgelerin ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği üzerinde durulmalı, uzman bilirkişi fen elemanından keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı,
daha sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre davanın taraflarının onaylı nüfus kayıt örnekleri ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilerek kimlikleri bu yolla sağlıklı biçimde belirlenip ilgililer adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği, Kadastro, Tapu ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/1040, K. 2013/20917, 4 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama