KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/10859 E., 2013/10580 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Haziran 2013
Karar Metni
632 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, davalı şirket ile 15.09.2004 tarihinde, 15.09.2004–15.09.2005 tarihleri arası geçerli olmak üzere Avukatlık Hizmet Sözleşmesi imzaladığını, davalı kurumun 15.08.2005 tarihinde sözleşmeyi feshetmediğini, yaptığı avukatlık hizmet sözleşmesinin süresini bir yıl süreyle 15.09.2006 tarihine kadar uzadığını, sözleşmenin feshedildiği 15.08.2006 tarihinde tarafına bildirilmediği takdirde taraflar arasında yapılmış hizmet sözleşmesinin bir yıl süre ile uzamakta olup sözleşmenin süresi karşılıklı yapılan sözleşmenin 5. maddesine göre 15.09.2007 tarihinde biteceğini,
davalı şirket ile yapmış olduğu hizmet sözleşmesinin fesih edildiğine dair karşı tarafın 15.08.2006 tarihli yazısının davalı kurum tarafından büronun kapısı altında 04.09.20026 tarihinde atıldığını, davalı kurum ile yaptığı 15.09.2004 tarihli avukatlık hizmet sözleşmesine istinaden tarafına ödenmesi gereken 15.09.2006-15.09.2007 tarihleri arası için aylık 746,35 YTL ücret alacağının bulunduğunu belirterek bakiye ücret alacağını talep etmiştir.
Davalı, taraflar arasında 15.09.2004 tarihinde imzalanan avukatlık sözleşmesinin 5. maddesine dayandırdığını, sözleşmenin 15.09.2004 ile 15.09.2005 tarihleri arasında geçerli olduğunu, şirketin yazılı bildiriminin davacıya süresi içinde 15.08.2006 tarihinde yapıldığını, yazılı bildirimin noter veya posta ile yapılmasının bir şart olmadığını, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık taraflar arasındaki ilişkinin belirli süreli iş sözleşmesinin unsurlarını taşıyıp taşımadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda davacının davalı için avukatlık hizmeti verdiği dikkate alındığında belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışmasını gerektirir objektif nedenlerin bulunmadığı, sözleşmenin başından itibaren belirsiz süreli olduğunun kabulü ile bunun sonucu olarak bakiye süre ücreti alacağı talebinin reddine kara verilmesi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
KARŞI OY
Uyuşmazlık taraflar arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesinden mi, yoksa vekalet sözleşmesinden mi kaynaklandığı noktasındadır. 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 35. maddesi gereğince 250,000,00 TL ve üzeri sermayeli anonim şirketleri sözleşmeli avukat bulundurma zorunluluğu vardır. Taraflar arasında 15.09.2004 tarihinde imzalanan “Hizmet Sözleşmesi” başlıklı sözleşme bu yasal zorunluluk nedeniyle akdedilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacı avukat ...
Barosuna kayıtlı “Avukat Topluluk Sigortasına” tabi olarak SGK.na kayıtlı olup, taraflar arasındaki sözleşme içeriğinden davalı şirketin Belediye İş Hanının 1. katındaki ... nolu, davacı avukatın ise aynı işhanının 2. katındaki ... nolu ayrı ayrı bürolarda faaliyet gösterdikleri, davacı avukatın davalı şirketin hukuki işleri yanında aynı zamanda bağımsız kendi bürosunda serbest avukatlık faaliyetini sürdürdüğü, ücretin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 1. Kısım, 3. Bölümündeki Avukatlık Kanununun 35. maddesi gereğince belirlenen ücrete göre kararlaştırıldığı, davacı avukatın ödenen ücret karşılığında “Serbest Meslek Makbuzu^ verdiği,
davalı şirket tarafından davacı avukatla ilgili olarak 4857 sayılı İş Kanunu gereğince herhangi bir kayıt tutmadığı (ücret bordosu vs) davalı şirketin %79 hissesinin ... İl özel idaresine, %20,6 hissesinin ... Belediyesine, %0,4 hissesinin gerçek kişilere ait olduğu, davacının kiracı olarak bulunduğu merkezi ısıtmalı Belediye İş Hanındaki bürosunun sözleşme gereğince yakıt giderinin alınmamasının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar davacı tarafça avukatlık görevinin davalı şirketin verdiği talimatlar doğrultusunda yapıldığı, davalı şirkete hesap verildiği iddia edilerek buna ilişkin belgeler ibraz edilmiş ise de vekalet aktinde de vekilin müvekkiline hangi davanın ne aşamada olduğu, ne şekilde sonuçlandığı, icra takiplerinde yapılan ödemeler, tahsilatlar, alınan masraf avanslarının ne şekilde harcandığı konularında bilgi verme yükümlülüğü bulunduğu gibi müvekkilinin kararı temyiz edip etmeme, davayı takip edip etmeme konusundaki talimatları gereğince hareket etme zorunluluğu da bulunduğundan bu belgeler taraflar arasındaki ilişkinin tavsifinde belirleyici değildir.
Somut olayda davacı avukatın çalışma saatleri ve işin yapıldığı yer işverence belirlenmediğinden, davacı avukat kendi bürosunda serbest avukatlık faaliyetini sürdürdüğünden taraflar arasındaki ilişki vekalet aktidir.
Davaya bakmaya İş Mahkemesi değil genel hükümlere göre genel mahkeme (Asliye Hukuk Mahkemesi) görevli olduğundan
mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kararın bu nedenle bozulması görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun taraflar arasındaki ilişkinin hizmet akdi, sözleşmenin belirsiz süreli olduğu yolundaki bozma kararı gerekçesine katılmıyorum.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/10859, K. 2013/10580, 6 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama