KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/10876 E., 2013/18492 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava Türü
- Alacak
Karar Metni
869 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine
2-Davacı, davalıya ait otelde 20/04/2011 tarihinde çalışmaya başladığını, 05/01/2012 tarihinde müvekkili ve diğer bir kaç çalışanın personel müdürüyle görüşmelerinde işverenin talimatıyla 15 gün ücretsiz izin uygulanacağının bildirildiğini, müvekkili ve diğer çalışanların bunu kabul etmediklerini bildirmeleri üzerine personel müdürünün kabul etmemeleri halinde iş akitlerinin sona ereceğini bildirdiğini, müvekkilinin çalıştığı süre boyunca sabah saat 08:00'de işe gelip akşam 21:00'de ayrıldığını, sürekli fazla mesai yaptığını, çalıştığı sürede 23 Nisan, 1 ve 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim tatil günlerinde çalıştığını, karşılığı olarak ücretlerin ödenmediğin belirterek, fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, otelde 20.04.2011 tarihinde belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışmaya başladığını, çalıştığı otelin sezonluk olduğunu, sezon sonunda otelin kapanması nedeniyle ücret ödemesi yapılıp ibraname alınarak iş akdinin sonra erdiğini, davacının ücretsiz izne gönderilmediğini, talep ettiği bayram günlerinin 5 gün olmasına karşılık 10 gün alacak izni verildiğini, günlük çalışmasının ara dinlenmelerle haftada 45 saati geçmediğini,
fazla çalışma yapmış ise karşılığının ödendiğini, işin yoğun olduğu Temmuz ayında fazla mesaisinin ödendiğini, Temmuz ve Ağustos ayı dışında işte yoğunluk olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporuna dayanarak davanın reddine kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen ibranamenin geçerliliği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşçi ve işveren arasında işverenin borçlarının sona erdirilmesine yönelik olarak Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlülüğü öncesinde yapılan ibra sözleşmeleri yönünden geçersizlik sorunu aşağıdaki ilkeler dahilinde değerlendirilmelidir:
Dairemizin kökleşmiş içtihatları çerçevesinde, iş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmeleri geçersizdir. İşçi bu dönemde tamamen işverene bağımlı durumdadır ve iş güvencesi hükümlerine rağmen iş ilişkisinin devamını sağlamak veya bir kısım işçilik alacaklarına bir an önce kavuşabilmek için iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmesi mümkün olup, Dairemizin kararlılık kazanmış uygulaması bu yöndedir.
İbranamenin tarih içermemesi ve içeriğinden de fesih tarihinden sonra düzenlendiğinin açıkça anlaşılamaması durumunda ibranameye değer verilemez.
İbranamenin geçerli olup olmadığı 01.07.2012 tarihine kadar yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununun irade fesadını düzenleyen 23-31. maddeleri yönünden de değerlendirilmelidir. İbra sözleşmesi yapılırken taraflardan birinin esaslı hataya düşmesi, diğer tarafın veya üçüncü şahsın hile ya da korkutmasıyla karşılaşması halinde, ibra iradesinden söz edilemez.
İbra sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir yol olmakla, varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona ermesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olması düşünülemez. Savunma ve işverenin diğer kayıtları ile çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmelidir.
Miktar içeren ibra sözleşmelerinde ise, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde, Dairemizin kökleşmiş içtihatlarında ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir. Miktar içeren ibranamenin çalışırken alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz.
Miktar içermeyen ibra sözleşmelerinde ise, geçerlilik sorunu titizlikle ele alınmalıdır. İrade fesadı denetimi yapılmalı ve somut olayın özelliklerine göre ibranamenin geçerliliği konusunda çözümler aranmalıdır.
Yine, işçinin ibranamede yasal haklarını saklı tuttuğuna dair ihtirazi kayda yer vermesi ibra iradesinin bulunmadığını gösterir.
İbranamede yer almayan işçilik alacakları bakımından, borcun sona erdiği söylenemez. İbranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunma ile çelişkinin varlığı ibranameyi bütünüyle geçersiz kılmaz. Savunma ile çelişmeyen kısımlar yönünden ibra iradesine değer verilmelidir. Başka bir anlatımla, bu gibi durumlarda ibranamenin bölünebilir etkisinden söz edilebilir. Bir ibraname bazı alacaklar bakımından makbuz hükmünde sayılırken, bazı işçilik hak ve alacakları bakımından ise çelişki sebebiyle geçersizlikten söz edilebilir.
İbraname savunması, hakkı ortadan kaldırabilecek itiraz niteliğinde olmakla yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir.
Somut olayda, davacının imzaladığı 12.11.2011 tarihli ibranamede 149,51 TL resmi tatil, 1940,74 TL yıllık izin, 297,00 TL yine resmi tatil ücreti ödendiği görülmektedir. İşyeri şahsi dosyasında 06.11.2011 – 10.11.2011 tarihleri arasında 4 gün bayram tatili, 13.11.2011 – 23.11.2011 tarihinde 10 gün yıllık izin verildiği, Mayıs 2011 bordrosunda 279,37 TL tatil ücreti, Temmuz 2011 209,53 TL tatil ücreti, 22,50 TL fazla mesai, Ağustos 2011 343,21 TL, Eylül 2011 279,37 TL, Ekim 2011 297,00 TL tatil ücreti tahakkuku yapıldığı, Kasım 2011 297,00 TL resmi tatil,742,50 TL ücretli izin tahakkuku yapıldığı, anlaşılmaktadır.
Dosya içeriğinden ve ücret bordrolarından iş yerinde fazla mesai yapıldığı sabittir. İbranamede her ne kadar davacı yapmış olduğu fazla mesai alacaklarını aldığını belirtmekte ise de ibraname miktar içermemektedir. Bu nedenle fazla mesai alacağı yönünden dikkate alınmamalıdır. Yapılacak iş, davacının fazla mesai alacağını hesaplatmak, 2011 yılı Temmuz bordosunda tahakkuk yapılan ücretin davacıya ödenip ödenmediğini belirleyip çıkacak sonuca göre karar vermektir.
3-Davacı vekili davacının hafta tatillerinde çalıştığını ancak bu günlerde izinli olduğunu gösterip 1. Günlük ücretinin ödenmediğini ileri sürüp ödenen 1 günlük yevmiyenin tahsilini istemiştir.
Yapılacak iş, davacının çalıştığı ulusal bayram gelen tatil günlerini belirleyip burada verilen 4 günlük bayram izni tenzil edildikten sonra eksik ödenen bir yevmiye üzerinden hesaplama yapılarak çıkacak sonuca göre karar vermektir. Davacıya verilen 10 günlük ücretli iznin resmi bayram ve genel tatil günlerine karşılık geldiğinden söz edilerek alacak talebinin ret edilmesi hatalıdır.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/10876, K. 2013/18492, 6 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama