KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/11734 E., 2013/19203 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava Türü
- Alacak
Karar Metni
567 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine
2-Davacı vekili 2011/240 Esas no.lu dosyadaki davada, davalı işyerinde ...'un Belediyede çalışıp emekli olduğunu, emekli olurken kendisine kıdem tazminatı ödenmişse de, kıdem tazminatının eksik ödendiğini, yıllık ücretli izinleri kullandırmadığını, ileri sürerek fark kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve yakacak yardımı isteklerinin hüküm altına alınmasını istemiştir.
Birleştirilmesine karar verilen 2011/241 Esas sayılı dosyada ise, davacı ...'nun davalı Belediyede çalışıp emekli olduğunu, emekli olurken kendisine kıdem tazminatı ödenmiş ise de kıdem tazminatının eksik ödendiğini, yıllık ücretli izinleri kullandırmadığı gibi, kullandırılmayan yıllık izinlerinin karşılık ücretinin de kendisine ödenmediğini, ileri sürerek fark kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve yakacak yardımı yardımı isteklerinin hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı, kendi nam ve hesabına ticari faaliyet yapan ... A.Ş.’de geçen sürelerinin kıdem tazminatında
hesaba alınamayacağını davacılar kendi isteği ile ayrıldığı için kıdem tazminatı alamayacaklarını, 07.12.2012 tarihli dilekçe ile de ıslah yolu ile zamanaşımı savunmasında bulunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, kıdem tazminatının davacılara eksik olarak ödendiği, davacılara 2002 yılına ait yakacak yardımı yapılmadığı, davalı tarafça ıslah yoluyla yapılan zamanaşımı savunması dikkate alındığında, geriye dönük 5 yılık süre dikkate alındığında davacı ...'un kıdem tazminatı dışındaki taleplerinde son beş yıla denk gelen 160 günlük izin süresi karşılığı alacağının 11,161,60 TL olarak belirlendiği, davacı ...’nun ise kıdem tazminatı dışındaki taleplerinde, son beş yıla denk gelen 42 günlük yıllık izin süresi karşılığı alacağının 2,520,00 TL olduğu, gerekçesi ile kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti isteklerinin kısmen kabulüne, yakacak yardımı alacağının zamanaşımına uğramış olduğu gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Davalı tarafından cevap dilekçesinin ıslahı amacı ile verilen 07.12.2012 havale tarihli dilekçe ile cevap dilekçesinin zamanaşımı defi ileri sürebilmek amacı ile yapılan ıslahının geçerli olup olmadığı ve yılık izin ücreti isteklerinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davalı tarafça cevap dilekçesinin ıslah edilerek zamanaşımı savunmasının ileri sürebilmesi mümkün ise de, davalı vekili tarafından verilen 10.12.2012 havale tarihli ıslah dilekçesi o tarihte yatırılması gereken 21,15 TL (maktu-nispi) harç yatırılmak sureti ile harçlandırılmadığı gibi, mahkemece harcın ikmali hususunda önel de verilmediği anlaşıldığından geçerli bir ıslah olarak kabulü mümkün değildir.
Bozma sonrası ıslah yapılamayacağından bu eksikliğin giderilmesinin de bu aşamadan sonra sonuca etkisi olmayacaktır. Bu durumda süresi içinde zamanaşımı defi ileri sürülmediği, süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımı define de davacı tarafın karşı çıkması nedeni ile mahkemece yakacak yardımı alacağı ile yıllık izin ücreti istekleri bakımından zamanaşımı definin dikkate alınması hatalıdır.
Kabulü göre de, kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, aktin feshi halinde işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. İş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı süresi de iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar. Yıllık izin ücreti fesih
tarihi olan 14.3.2011 tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olmasına ve davanın 5 yıllık süre içinde 9.8.2011 tarihinde açılıp ıslah 22.10.2012 tarihinde yapılmasına rağmen zamanaşımı hesabının dava tarihinden geriye doğru yapılmış olması da doğru olmamıştır.
O halde davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/11734, K. 2013/19203, 14 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama