KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/11753 E., 2013/20379 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava Türü
- Alacak
Karar Metni
520 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı şirketin tüm davalı ...‘nün aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, müvekkilinin 05.05.2009-30.05.2010 tarihleri arasında davalı ...’nün sahibi olduğu Sürücü Oto Makas iş yeri ile davalının acentalığını yaptığı ... Kargo A.Ş’nde pazarlama ve tahsilat görevlisi olarak kesintisiz çalıştığını, davalı ...’ın 30.05.2010 tarihinde işlerinin kötüye gittiğini gerekçe göstererek iş akdini haksız olarak feshettiğini beyanla, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti ve ücret alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı, Gebze 2. İş Mahkemesi’nin 2012/14 Esas sayılı dosyasıyla açtığı davada aynı taleplerinin davalı ... Kargo A.Ş.’den tahsilini istemiştir.
Davalı ..., davacının 12.10.2009-18.11.2009 tarihleri arasında işyerinde çalıştığını, işyerinden ayrıldıktan sonra kendisinin de bağlı çalıştığı ... Kargo A.Ş’nin bünyesinde işe başladığını, 31.03.2011 tarihinde çalıştırdığı personellerin kargoları çalmaları nedeniyle acentelik işini bırakmak zorunda kaldığını, davacının da içinde bulunduğu beş kişi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... Kargo A.Ş. vekili, davacının, şirketlerinin Gebze Acentesi olan ...’nün işyerinde çalıştığını personel olduğunu, 29/11/2009 tarihinde işe başlayıp, 30/01/2010 tarihinde istifa etmek suretiyle müvekkili şirketten ayrıldığını, davacının müvekkili şirkette çalıştığı süre boyunca işçilik alacaklarının ödendiğini, asıl-alt işveren ilişkisi bulunmadığını savunarak davanın husumetten aksi takdirde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalılar aleyhine açılan davalar birleştirilmek suretiyle davacının, davalı ...’ye ait olduğu anlaşılan işyerlerinde 2009 yılından itibaren pazarlama ve tahsilat elemanı olarak çalıştığı, davacının fesih tarihinde fiilen davalı ...’ye ait olduğu anlaşılan ... Kargo Acenteliği’nde çalışmasına rağmen ... Kargo A.Ş. bünyesinde sigortalı çalışan olarak gösterilerek SGK kayıtlarında girdi çıktı yapıldığı gerekçesiyle davalı ... Kargo A.Ş. aleyhine açılan davanın husumetten reddine, davalı ...’ye karşı açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının çalışma süresi konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı 05.05.2009-30.05.2010 tarihleri arasında davalılara ait işyerinde çalıştığını ileri sürmüş, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 5.5.2009-10.1.2010 tarihleri arasında davalı ...'ye ait işyerinde çalıştığının kabulüyle hesaplama yapılmıştır. Ancak davacının 20.04.2009-09.06.2009 tarihleri arasında dava dışı ... Meşrubat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi isimli işyerinde SGK kayıtlarına göre çalışması görülmektedir. Böyle olunca, bu işyerinin davalılar ile irtibatı saptanmadan işçinin bu işyerinde geçen çalışmalarının davalı yanında geçtiğinin kabulü ile sonuca gidilmiş olması isabetsiz olmuştur.
3-Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 20.4.2009-9.6.2009 tarihleri arasında 74812 sicil nolu dava dışı ... Ltd.Şirketinden, 12.10.2009-18.11.2009 tarihleri arasında 1080380 sicil nolu davalı ...'ye ait işyerinden, 26.11.2009-30.1.2010 tarihleri arasında 1076849 sicil nolu davalı şirkete ait işyerinden çalışmalarının bildirildiği, davalı ...'nün aynı zamanda davalı şirketin acentası olduğu anlaşılmaktadır. Sigorta bildirimleri ile dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde gerçekte davacıyı davalı ... ile davalı şirketin birlikte istihdam ettikleri ve davacının hakettiği tüm işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu
olacakları sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu durumda davalı şirket hakkındaki dava yönünden husumetten red kararı verilerek davalı ...'nün tek başına sorumlu tutulmuş olması da ayrı bir bozma nedenidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/11753, K. 2013/20379, 26 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama