KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/11908 E., 2013/17731 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Ekim 2013
Karar Metni
639 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraflarca tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Davalı temyizi bakımından;
6100 sayılı HMK'nun geçici 3.madde 1.fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2.fıkrasına göre ; Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK'nun 427/2.maddesi uyarınca temyiz edilemez.
Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra(inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
Birleştirilen davalarda, temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir.
İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir.
Karşılık davada, temyiz sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir.
Tespit davalarında, temyiz sınırı tespit davasının öncüsü olduğu eda davasının miktar ve değerine göre belirlenir.
Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir.
Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında “5521 sayılı yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15.maddesindeki düzenleme gereği HUMK'nun 427.maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği” açıkça belirtilmiştir.
2013 yılında mahkemelerce verilen kararların temyiz edilebilmesi için temyize konu dava değerinin 1.820,00 TL'sını geçmesi gerekir.
Somut olayda temyize konu edilen miktar 1.310,37 TL olup karar tarihi itibariyle hüküm kesin nitelik taşıdığından davalının temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
2-Davacı temyizi bakımından; taraflar arasında davacının çalışma süresinin ihtilaflı olduğu görülmüştür.
Davacı, davalı işyerinde aylık net 750,00 TL ücretle 25.05.2010-04.02.2011 tarihleri arasında çalıştığını, işine haksız olarak son verildiğini beyanla ihbar tazminatı ve bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının 29.06.2010-30.06.2010 ve 29.07.2010- 24.01.2011 tarihleri arasında çalıştığını, işe giriş bildirgeleri ve istifa dilekçeleri ile bu durumun açığa kavuşacağını, davacının mesai saalerine uymadığını, işyerinde işin gereğine uygun olmayan davranışlarda bulunduğunu, üst üste 3 gün işe gelmediğini, daha sonra istifa ederek işten kendisinin ayrıldığını, bu nedenle ihbar tazminatı talep edemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davalıya ait işyerinde 29/07/2010-24/01/2011 tarihleri arasında 7 ay 25 gün çalıştığı kabul edilerek ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, davacının 29/06/2010-30/06/2010 ve 29/07/2010-24/01/2011 tarihleri arasında davalı işyerinden çalışmalarının bildirildiği hizmet döküm cetveli ve işe giriş bildirgelerinden anlaşılmaktadır. Davacının 29/06/2010 tarihinde belirsiz süreli iş sözleşmesiyle işyerinde çalışmaya başladığı görülmektedir.
Davacının 29/06/2010-30/06/2010 tarihleri arasında 1 gün çalışarak işten ayrılması ve 30/06/2010 tarihinden yaklaşık 1 ay sonra 29/07/2010 tarihinde aynı işyerinde işe başlatılması hayatın olağan akışına aykırıdır.
Yapılacak iş, davacı tanığı yeniden dinlenerek davacının çalışma süresine, işe giriş ve işten çıkış tarihlerine ve davalı işyerinde kesintisiz olarak çalışıp çalışmadığına ilişkin bilgi ve görgüsünün sorularak çıkacak sonuca göre davacının hizmet süresi belirlenip çıkacak sonuca göre bir karar verilmektir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/11908, K. 2013/17731, 30 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama