KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/1192 E., 2013/6275 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Nisan 2013
Karar Metni
669 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, 01.02.2011 tarihinde iş sözleşmesinin işverence fesih edildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil, hafta tatili ve şua izni alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının şirket müdürüne hamile kalmayı düşündüğünü, radyasyonun sakıncalı olması nedeniyle işten ayrılmak istediğini beyan ettiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, iş akdinin halı nedenle ya da bildirim öneli verilerek feshedildiğinin davalı işveren tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir.
Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Sağlık Kuralları Bakımından Günde Ancak Yedibuçuk Saat veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkında Yönetmeliğin 4'üncü maddesine göre, günde yedibuçuk saat çalışılması gereken işlerde çalışan işçinin, yedibuçuk saati aşan çalışma süreleri ile yedibuçuk saatten az çalışılması gereken işler bakımından Yönetmeliğin 5'inci maddesinde sözü edilen günlük çalışma sürelerini aşan çalışmalar, doğrudan fazla çalışma niteliğindedir. Sözü edilen çalışmalarda haftalık kırkbeş saat olan yasal sürenin aşılmamış olmasının önemi yoktur.
Somut olayda; davacı davalı işyerinde radyoloji teknikeri olarak çalıştığını, her gün 10 saatin üzerinde çalıştırıldığını ileri sürmüştür.
Davalı, davacının çalışma saatlerine ilişkin beyanda bulunmamıştır.
Davacı tanığı ..., radyoloji teknikerlerinin vardiyalı olarak 08.00-20.00 veya 20.00-08.00 saatleri arasında çalıştıklarını beyan etmiştir.
Davacı tanığı ... ise her iki radyoloji uzmanının 08.00-18.00 saatleri arasında çalıştığını, 18.00'den 23.00'e kadar radyoloji uzmanlarından birisinin çalışmaya devam ettiğini, davacı tanığı ... ise radyoloji uzmanı olarak davalı işyerinde iki kişi çalıştıklarını, 08.00'de işe başladıklarını, 18.00'e kadar çalıştıklarını, 24.00'e kadar emar çekimi devam ettiği için, bir gün kendisinin bir gün davacının 24.00'e kadar çalışmaya devam ettiğini, beyan etmiş, davalı tanığı ... çalışma saatlerine ilişkin beyanda bulunmamıştır.
Davalı tanığı ... ise, davalı işyerinde iki radyoloji uzmanı çalıştığını, sabah 08.00 de işe başlayanın 14.00 e kadar, 11.00 de işe başlayanın ise 18.00 e kadar çalıştığını bildirmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının haftalık 35 saat olması gereken çalışmasının üzerine, şahsi ihtiyaç, yemek molası, çay molası vs. düşüldükten sonra haftalık 24 saat çalışma yaptığı kabul edilmiş ise de bu sonuca nasıl ulaşıldığı denetime açık şekilde belirtilmemiştir. Ayrıca Bölge Çalışma Müdürlüğü müfettişinin davalı işyerinde denetim yaptığı ve işyerinde 5 gün, günde 7 saat üzerinden 35 saat çalışıldığı, 20.10.2010 tarihinde yapılan denetimde ise haftalık 35 saat üzerinde çalışma yapıldığına ilişkin bir tespitinin olmadığı görülmekle, bu denetim raporlarının aksi ispat edilemediğinden 28.07.2010, 29.07.2010 tarihlerindeki 2 gün ve müfettişin denetime geldiği 20.10.2010 tarihinde fazla çalışma yapılmadığının kabulü ile hesaplama yapılmalıdır.
Mahkemece denetime açık olmayan bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulması hatalı olup bozma nedenidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/1192, K. 2013/6275, 11 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama