KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/12160 E., 2013/9275 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mayıs 2013
Karar Metni
421 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı ... de zabıta memuru olarak çalıştığını, iş akdinin haksız ve siyasi nedenlerle kötüniyetli olarak yeni seçilen Belediye Başkanı tarafından seçim sonrası sona erdirildiğini, açtığı işe iade davasını kazandığını, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti, iş arama izni alacağı, asgari geçim indirimi ile kötüniyet tazminatının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacının istihdam fazlalığına son vermek amacıyla iş akdinin geçerli nedenle feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı asgari geçim indirimi ve kötüniyet tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı, iş sözleşmesinin kötüniyetle feshedildiğini belirterek, kötüniyet tazminatı isteğinde bulunmuştur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 17/5 maddesi uyarınca “18. maddenin 1. fıkrası uyarınca bu kanunun 18, 19, 20 ve 21. maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir”. Bu açıklamaya göre, iş güvencesi kapsamında kalan işçi, kötüniyet tazminatı olan, bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat isteyemez.
Benzer düzenleme, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 31/ maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, “4857 sayılı İş Kanunu’nun 18, 19, 20 ve 21. maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçinin sendika üyeliği veya sendikal faaliyetlerinden dolayı hizmet akdinin feshi iddiası ile açacağı davada ispat yükümlülüğü işverende olmak üzere 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun genel hükümleri uygulanır.” Bu maddeye göre de, fesih nedeni ile işçinin sendikal tazminat isteyebilmesi için, iş güvencesi kapsamında bulunmaması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının iş akdinin feshi nedeniyle açtığı Bolvadin Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatıyla) 2009/178 esas ve 2010/272 karar sayılı kararı ile işe iadesine karar verildiği anlaşılmaktadır. İş güvencesi hükümleri olan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18,19,20 ve 21. maddelerinden yararlanan işçi, yukarda açıklanan kurallara göre kötüniyet tazminatı isteyemez. Anılan isteğin reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
Ayrıca kabule göre de, ücret bordrolarında ödendiği açıkça belli olan asgari geçim indiriminin ödenmesine karar verilmesi de hatalı olup bozma nedenidir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/12160, K. 2013/9275, 20 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama