KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/12178 E., 2013/19253 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2013
Karar Metni
722 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, emeklilik nedeniyle işten ayrıldığını, kıdem tazminatının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ve fazla çalışma ücreti alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı, işyerinin 50 işçiden az işçi çalıştıran ferdi tarım işletmesi olduğunu, bir şirket olmadığını, bu sebeple 4857 sayılı Kanunun 4/B maddesinde belirtilen istisnalardan olduğunu, davalı işyerinde 4857 sayılı İş Kanununun uygulanamayacağını ve bu yasadan kaynaklanan hakları talep edemeyeceğini, kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, ihbar tazminatı taleplerinin kabul görmesinin mümkün olmadığını, davacının işyerinden emekli olmak için kendi isteği ile kağıt üzerinde ayrıldığını, ancak işyeri ile irtibatını bu aşamada da kesmediğini,
daha sonra ise kendi işyerini kurduğunu ve burada çalışmak üzere kendi isteği ile ayrıldığını, davacının çalıştığı sürece işveren vekili olarak işyeri olan ... Çiftliğini yönettiğini, adeta patron gibi hizmet gördüğünü, bu nedenle fazla mesai yapması, izin ücreti almaması gibi hususların mümkün olmadığını, çalışma saatlerinin tamamen kendi inisiyatifinde olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı tarafından davalıya gönderilen 26/12/2011 tarihli ihtarname ile kıdem tazminatının talep edildiği, davacının 11/02/2009 tarihinde kuruma tahsis talebinde bulunduğu, 01/03/2009 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının emekli olduktan sonra davalı işyerinde Kasım 2011 tarihine kadar SGDP ödeyerek çalıştığı, bilirkişi tarafından alacak miktarlarının hesaplanmasında davacının
kuruma bildirilen ücretlerinin esas alındığı, davacının emeklilik nedeniyle işten ayrıldığı, bu nedenle kıdem tazminatına hak kazanacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
Davanın, İş Kanunu kapsamı dışında kalması halinde, Mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Davanın esastan reddi usule aykırıdır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1 inci maddesi uyarınca, İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında, iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir.
İş Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, 50'den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde bu Kanun hükümleri uygulanmaz. İşçi tarım ve orman işlerinin yapıldığı bir işyerinde çalışıyor ise, bu işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlığın iş mahkemesi yerine görevli hukuk mahkemesine çözümlenmesi gerekir.
Ancak, tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerinde 50 dahil daha az işçi bulunmasına rağmen, işyerinde sendika örgütlenmesi sonucu Toplu İş Sözleşmesi bağıtlanmış ise, üye sendika üyesi işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlığın 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununun 66 ncı maddesi uyarınca İş Mahkemesinde görülmesi gerekir.
Bunun dışında 4857 sayılı İş Kanununun 4 üncü maddesinde tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde çalışanların kanun kapsamına girmeyeceği açıklandıktan sonra aynı madde de ayrık durumlara yer verilmiştir.
Buna göre;
Tarım sanatları ile tarım aletleri, makine ve parçalarının yapıldığı atölye ve fabrikalarda görülen işlerde,
Tarım işlerinde yapılan yapı işlerinde,
Halkın faydalanmasına açık park ve bahçelerde
Bir işyerinin eklentisi durumundaki bahçe işlerinde,
çalışanların, İş Kanunu kapsamında olacakları belirtilmiştir.
Sonuç olarak tarım ve orman işletmelerindeki bitki ve hayvan üretimi, bakım ve yetiştirmesi dışında kalan işler İş Kanununa tabidir.
Diğer taraftan işçi tarım işinde çalışırken, bu iş dışında tarım işi sayılmayan ek bir görevde çalışabilir (bekçilik, şoförlük vb.). Bu durumda, yaptığı işler arasında hangisinin baskın olduğu açıklığa kavuşturulmalı ve sonucuna göre görevli mahkeme belirlenmelidir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 23.05.1960 gün ve 11-10 ile 10.05.1974 gün ve 3-44 sayılı kararları uyarınca, özellikle iş hukukunda istisnaî hükmün genişletilerek değil, dar yorumlanması gerekir. İşçiler yararına getirilen düzenlemelerin yine işçiler yararına yorumlanması asıldır.
Somut olayda; taraflar arasında davacının çalışmalarının İş Kanununa tabi bir çalışma olup olmadığı dolayısıyla Mahkemenin görevli olup olmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Davalı, davacının çalıştığı işyerinin 4857 sayılı Yasanın 4/1-b maddesinde sayılan 50den az işçi çalıştıran tarım işyeri (çiftlik) olduğunu iddia etmektedir. Mahkemece bu husus üzerinde durulmamıştır. Davacının tam olarak hangi işi yaptığı, işyerinin tam olarak niteliği tanıklardan sorulmalı, gerekirse keşif yapılmalı, sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/12178, K. 2013/19253, 14 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama