KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/12218 E., 2013/10105 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2013
Karar Metni
393 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, adi ortaklık sözleşmesinin gereklerinin yerine getirilmemesinden kaynaklanan mahrum kalınan kar payına ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, kararı davalılardan ... temyiz etmiştir.
Davacılar dava dilekçesinde, davalılar ile aralarında yaptıkları 26.03.2005 tarihli "Fidan Üretim Sözleşmesi" uyarınca davalı ...'ya ait taşınmazlar üzerinde bir üretim ortaklığı kurduklarını, sözleşme uyarınca kendilerine düşen edimleri yerine getirdikleri halde davalılarca gerekli bakımın yapılmaması nedeniyle büyük maddi zarara uğradıklarını bildirerek mahrum kalınan gelirden paylarına düşeni istemişlerdir.
Davalı ... cevabında, asıl kusurlunun davacı taraf olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin adi ortaklık sözleşmesi olup uğranılan zarardan sözleşmenin gereklerini yerine getirmeyen davalıların sorumlu olduğu gerekçesiyle bilirkişi tarafından hesaplanan gelir kaybına hükmedilmiştir.
Taraflar arasında fidan üretimi konusunda yapılmış adi ortaklık sözleşmesi bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacıların talebi adi ortaklık sözleşmesinin gereklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle mahrum kalınan kar payına ilişkin olup aynı zamanda adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsamaktadır. Davanın bu şekilde hukuki nitelendirmesinin yapılmasının gerekliliği karşısında mahkemece adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmelidir. Adi ortaklığın ne şekilde sona ereceği Türk Borçlar Kanununda düzenlenmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık 818 Sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde meydana gelmiş ise dosya temyiz aşamasında iken 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı TBK'nun yürürlüğüne dair kanunun 1. maddesi son cümlesi uyarınca “...sona erme ve tasfiye” konusunda 6098 Sayılı TBK hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Bu nedenle adi ortaklığın sona ermesi ve tasfiyesine dair 6098 Sayılı TBK'nun 639, 642, 643 ve 644. maddelerinin dikkate alınması gerekir.
Şu durumda, mahkemece yönetici ortak olduğu anlaşılan davalıdan hesap istenmeli, tarafların tasfiye konusunda anlaşıp anlaşamadıkları tespit edilmeli, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar anlaşamadıkları takdirde, mahkemece öncelikle ortaklığa ait malların tespitinin yapılması gerekir.
Bu hususta taraflardan delil ve karşı delilleri alınarak değerlendirme yapılmalı, bu hususun belirlenmesinin ardından yukarıda belirtildiği üzere yönetici ortak olduğu anlaşılan davalıdan hesap istenerek tayin olunacak görevli marifetiyle ortaklığa ait malların satılmasına, öncelikle varsa ortaklığın borçlarının ödenmesine, bilahare ortaklardan her birinin ortaklık için yaptıkları masraflar hesaplanmalı ve her birinin ortaklıktan olan alacağı düşüldükten sonra geriye birşey kalır ise bu meblağın, var ise zararın paylaştırılmasına karar verilmelidir.
Anılan yön gözetilmeksizin verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/12218, K. 2013/10105, 30 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama