KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/12241 E., 2013/6743 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2013
Karar Metni
442 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, davalının 4857 sayılı Yasanın 30. maddesi gereğince çalıştırmak zorunda olduğu özürlü ve hükümlü kontenjanı açığının kapatmaması nedeniyle tahakkuk ettirilen idari para cezasının tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda İş Mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1.maddesi ve 29/6/1960 gün 1960/13-15 sayılı YİBK.'da, İş Mahkemelerinin, işçi sayılan kimselerle (Kanunun değiştirilen 2.nci maddesinin C, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuki uyuşmazlıkların bu mahkemelerde çözümleneceği açıklanmıştır.
Bu mahkemeler ayrıca, 5018 sayılı Kanun'un 4/E fıkrasına göre sendikaların açacakları ve bu sıfatla aleyhine açılacak hukuk davalarına İşçi Sigortaları Kurumu ile Sigortalılar veya yerine kaim olan hak sahipleri arasındaki uyuşmazlıklardan doğan itiraz ve davalara bakacaktır.
Özel Kanunlardaki özel düzenlemeler nedeniyle 2821 sayılı Sendikalar Kanunu, Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu, 854 sayılı Deniz İş Kanunu, 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu'ndan doğan uyuşmazlıklar da İş Mahkemelerinde çözümlenir.
5521 sayılı Kanun uyarınca bir uyuşmazlığın İş Mahkemesinde görülebilmesi için işçi sayılan kişilerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan bir hukuki uyuşmazlığın bulunması gerekir.
Nitekim Hukuk Genel Kurulu'nun 7.11.2001 gün ve 2001/13-1026 E.-765 K.; 5.2.2003 gün ve 2003/9-82 E.-65 K. sayılı ilamlarında da, yukarıda görevli mahkeme ilgili olarak yapılan açıklamalar ve ortaya konulan ilkeler aynen benimsenmiştir.
Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınmalıdır.
Somut olayda, davacı Kurumun Kamu Kurum ve Kuruluşlarına İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve 4857 sayılı Yasa'nın 30. maddesindeki eski hükümlü çalıştırma yükümlülüğü açısından davalı aleyhine tahakkuk ettirdiği idari para cezasının kesinleşmesi üzerine tahsili için ilamsız takip yaptığı, davalı tarafından takibe itiraz edilmesi üzerine bu dava ile itirazın iptali ile takibin devamına %40 icra-inkar tazminatına karaar verilmesini istemiştir. Davacının bu davadaki talebinin çözüm yeri yukarıda açıklanan hukuki olgular dikkate alındığında İş Mahkemesi olmayıp HMK'nun 2. maddesi gereği genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Mahkemece davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek isteğin kabulüne karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/12241, K. 2013/6743, 15 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama