KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/12330 E., 2013/18659 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi (Kadıköy 3.İş Mahkemesi-Kapatılan
- Dava Türü
- Alacak
Karar Metni
500 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı dava dilekçesi ile, Kadıköy 4.İcra Müdürlüğünün 2012/1084 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Daha sonra, 02.10.2012 harç tarihli ıslah dilekçesi ile, bilirkişi raporundaki hesap miktarları uyarınca, icra takibine konu ettiği alacak miktarlarından fazla kısımları ıslah etmiştir.
Davalı işveren, yapılan icra takibinin haksız olduğundan bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini, ıslah dilekçesini kabul etmediklerini savunmuştur.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu ve bu rapor uyarınca davacı vekilinin ibraz ettiği ıslah dilekçesi doğrultusunda, itirazın iptaline, sadece avukatlık ücreti ve yargılama giderine ilişkin icra takibi miktarı üzerinden %40 icra inkar tazminatına, icra takibine konu miktarlardan fazla kısımlar için ise, ıslah ile artırılmış olan miktarlar alacak davası olarak kabul edilerek, davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Taraflar arasında, davacının dava dilekçesi ile açıkça talep etmediği, icra takibine konu miktarı aşan alacağını ıslah dilekçesi ile talep edip edemeyeceği noktasında ihtilaf bulunmaktadır.
HMK'nun 176 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. İki taraf da duruşmada hazır iseler ıslah sözlü olarak yapılabilir. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır.
Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur.
Ancak, davacı peşin harç yanında başvuru harcını da yatırarak yeni bir talep de bulunması hallerinde ise bir ek dava olarak nitelendirilme hali olayımız dışındadır.
Somut olayda dava tümden ıslah edilmediği gibi ıslah harcı ile birlikte başvuru harcı yatırılmadığından dilekçenin bir ek dava dilekçesi olarak kabulü de mümkün değildir. Bu alacaklar hakkında dava açma hakkı saklı kalmak kaydıyla icra takibine konu alacak miktarlarını aşan alacaklara ilişkin ıslah isteminin reddine karar vermek gerekirken bu alacaklar hakkında da hüküm kurularak usulsüz ıslaha değer verilmiş olması isabetsiz olup, bozma nedenidir. Ayrıca, İ.İ.K.
67. maddesinde değişiklik yapan 6352 sayılı Yasanın değişikliğe ilişkin maddesi Resmi Gazetede yayımlandığı 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiği dikkate alındığında, davacı yararına %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekirken %40 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup ayrıca bozma nedenidir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazı kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/12330, K. 2013/18659, 7 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama