KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/12586 E., 2013/19619 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesiti.
- Dava Türü
- Alacak
Karar Metni
490 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm süresi içinde davalılarca temyiz edilmiş, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı ...vekili tarafından istenilmiş ise de; HUMK'nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, iş sözleşmesinin davalı işverenlerce haklı bir sebebe dayanmaksızın feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma,ulusal bayram genel tatil ve işçilik ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı Üniversite vekili, idareye husumet yöneltilemeyeceği, akdin haklı nedenle feshedildiğini, davalı Şirket vekili,iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini ve davacının davalı işverenden herhangi bir alacağı bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalılarnın iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Kimi zaman çalışma yaşamında çeşitli sebeplerle, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçete alınan ücretle örtüşmediği görülmektedir. Bu durumda kabule konu edilecek alacak kalemlerinin belirlenmesi bekımından gerçek ücretin tespiti önem kazanmaktadır.
İşçinin çalıştığı süre, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve benzer işi yapan işçilere ödenen ücretler gibi hususlar göz önünde tutulduğunda işçiye ödenen ücret hususunda tereddüt oluştuğunda tanık ifadeleri dikkate alınmalı ve ancak tanık ifadeleri ile şüphe giderilemediği halde işçinin meslekte geçirdiği süre, davalı işyerindeki çalışma süresi, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Yukarıda belirtilen kıstaslar çerçevesinde emsal ücret araştırması yapılmaksızın sadece bir davacı tanığının netlik içermeyen beyanına dayanılarak davacı iddiasına göre belirlenen ücret üzerinden alacakların hesap edilmesi isabetsizdir.
3-Davacı işçinin fazla çalışma ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususu uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatlamalıdır.İşçinin imzasını taşıyan bordroların sahteliği ortaya konmadıkça bu bordrolardaki fazla çalışma karşılığının ödendiği kabul edilir.İşyerine giriş çıkış kayıtları vb. belgeler fazla çalışmayı ispat vasıtasıdır.Yazılı belge bulunmaması halinde ise tanık anlatımlarına göre değerlendirme yapılması gerekir.
Bordrolardaki imzanın davacıya ait olduğunun anlaşılması halinde ilgili bordronun kapsadığı ay ile ilgili davacının fazla çalışma ücretini aldığı kabul edilmelidir.Eğer bordrolar ihtirazi kayıt konulmak suretiyle imzalanmışsa bordroda belirtilenden daha fazla süre ile çalıştığını davacı taraf her türlü delil ile ispatlayabilir.
Davalı işverence dosyaya davacının imzasını içeren bordrolar sunulduğu ve bordroların bir kısmında fazla çalışma ücreti ödemeleri yer aldığı anlaşılmaktadır. (örneğin 2009 yılı Şubat- Nisan ayı bordrolarında olduğu gibi) Davacı taraf bordrolardaki imzalara karşı itiraz ileri sürmemiş olmakla
fazla çalışma ücreti ödemesi bulunan aylar bakımından gerekli ödemelerin yapıldığı kabul edilerek hesaplamada bu ayların dışlanması suretiyle alacak miktarları belirlenmesi gerekirken mahkemece bordro kayıtlarının dikkate alınmaması hatalı olmuştur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/12586, K. 2013/19619, 19 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama