KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/13004 E., 2013/19134 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2013
Karar Metni
693 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, ...
Diyaliz Merkezi Ltd.Şti. bünyesinde 05/01/2006 tarihinden 07/10/2010 tarihine kadar görev yaptıktan sonra 07/10/2010 tarihinde kanuna dayanan haklarından faydalanarak 2 ay doğum izni, 1,5 ay doğum sonrası izni, 10 günlük yıllık izin ve 20 günlük rapor izni olmak üzere toplamda 4,5 ay izin kullandığını, yasal izinler neticesinde işe başlama tarihinin 22/02/2011 tarihi olması gerekirken davalı şirket tarafından bu tarih beklenmeksizin 29/12/2010 tarihinde sigorta primlerinin ödenmemesi suretiyle iş akdinin haksız olarak feshedildiğini ve durumun sigorta kayıtlarından tesadüfen öğrenildiğini,
bunun üzerine Gaziosmanpaşa 7. Noterliğinden 10/03/2011 tarihli ihtarname gönderilerek iş akdinin haksız feshinden doan alacaklarının 3 gün içinde ödenmesini talep ettiğini, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai, ulusal bayram genel tatil ve yıllık izin alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının 14/09/2007 tarihinde yardımcı personel olarak ... Diyaliz Merkezi Ltd. Şti.'nde çalışmaya başladığını, ... Ltd.Şti.'nin alınarak devri sonucunda davacının iş sözleşmesinin 30/12/2010 tarihi itibariyle davalı şirkete devredildiğini, 29/12/2010 tarihinde herhangi bir fesih işlemi yapılmadığını,
30/12/2010 tarihi itibariyle davacının bütün işçilik hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla aynı koşullarda davalı şirkette sigorta kaydının yapıldığını, yapılan devir işleminin davacının bilgisi dahilinde olduğunu ve çalışma yeri ile iş koşullarında değişiklik olmadığını, sigorta primlerinin ödenmediği iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının 28/02/2011 tarihinde işbaşı yapmadığını ve bu tarihten sonra çalışmaya devam etmeyeceğini işyerine gelerek sözlü olarak beyan etiğini, davacının mazeretsiz ve bildirimsiz olarak işe gelmemesi nedeniyle iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle feshedildiğini,
davacının ihbar ve kıdem tazminatı alacağı bulunmadığı gibi, fazla çalışmasının ve genel tatil çalışmasının olmadığını, izinlerinin kullandırıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iş akdinin feshedildiği tarih olan 29/12/2010 tarihinde davacının sigorta primlerinin dava dışı ... Ltd. Şti. tarafından ödendiği, dolayısıyla işverenin de bu şirket olduğu, devir olgusu gerçekleşmediğinden davalı şirketin bu davada husumet ehliyetinin bulunmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında, iş sözleşmesinin feshinden sonra işyerinin devri durumunda, devralan işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olup olmayacağı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 179. maddesi "Bir mameleki veya bir işletmeyi aktif ve pasifleriyle birlikte devralan kimse, bunu alacaklılara ihbar veya gazetelerde ilan ettiği tarihten itibaren onlara karşı mamelekin veya işletmenin borçlarından mesul olur; şu kadar ki, iki yıl müddetle evvelki borçlu dahi yenisiyle birlikte müteselsilen mesul kalır; bu müddet muaccel borçlar için ihbar veya ilan tarihinden ve daha sonra muaccel olacak borçlar için de muacceliyet tarihinden itibaren işlemeye başlar." hükmünü içermektedir.
Aynı zamanda 818 sayılı yasadan sonra yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 203. maddesi "Bir işletme, başka bir işletme ile aktif ve pasiflerin karşılıklı olarak devralınması ya da birinin diğerine katılması yoluyla birleştirilirse, her iki işletmenin alacaklıları, bir malvarlığının devralınmasından doğan haklara sahip olup, bütün alacaklarını yeni işletmeden alabilirler." hükmünü içermektedir.
Buna göre bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan kişi, bunu alacaklılara ihbar ve ilan ettiği tarihten itibaren onlara karşı mamelek ve işletmenin borçlarından sorumludur.
Somut olayda; davacı iş sözleşmesinin 29/12/2010 tarihinde feshedildiği iddiasıyla kıdem ve ihbar tazminatı
ile bazı işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir. Davacı işçinin sözleşmesinin feshedildiğini belirttiği tarihin üzerinden 1 günlük süre geçtikten sonra 30/12/2010 tarihinde, işveren ... Diyaliz Merkezi Ltd. Şti.'ne ait işyeri, davalı ... AŞ'ne devredilmiştir.
Mahkemece, işletmeyi devralan davalının, işletmenin borcu niteliğinde olan işçilik alacaklarından sorumlu olup olmadığı, ortada geçerli bir feshin bulunup bulunmadığı hususunda araştırma yapılmaksızın, davacının iş sözleşmesinin feshedildiği iddia edilen tarihten sonra devir olgusu gerçekleştiği gerekçesi ile, husumet yokluğu nedeniyle red kararı verilmiştir. Oysa ki, davalı şirketin işveren ...
Diyaliz Merkezi Ltd.Şti.'ni devralması nedeniyle davacının İnfamed Ltd.Şti. nezdindeki çalışmalarından dolayı hakkı olduğu usulüne uygun olarak ispatlanan alacaklarından davalı şirketin de sorumluluğunun bulunduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, işletmeyi devralan davalı şirket hakkında husumet yokluğu nedeniyle redde karar verilmiş olması hatalı olup, bozma nedenidir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazı kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/13004, K. 2013/19134, 13 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama