KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/13429 E., 2013/19535 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2013
Karar Metni
519 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde 1997 yılı ile 2003 yılları arasında çalıştığını,davalı işyerine girerken davalının baskı ve ısrarı ile davaya konu bonoyu teminat senedi olarak açık biçimde verdiğini,2003 yılında davalı işyerinden ayrılırken boş şekilde tanzim ederek davalıya verdiği senedin iadesini istediğini, ancak bu güne kadar da işlem başlatmadığını,
daha sonra art niyetli olarak iade etmediği senedi 12.10.2007 keşide ,15.03.2008 ödeme tarihli ve 15.000 ,00 TL bedelli olarak doldurarak ihtiyati haciz kararı almak suretiyle davacı aleyhine icra takibi başlattığını,icra baskısı altında yapılan protokol gereği 5.000,00 TL yi ödemek ve geriye kalan borcun tamamının fer'ileri ile birlikte ödemeyi kabul etmek zorunda kaldığını,oysa bu senet dolayısıyla taraflar arasında nakit veya mal karşılığı bir alışverişin bulunmadığını ileri sürerek Samsun 2. İcra Müdürlüğünün 2008/3920 takip sayılı dosyasına ilişkin olarak icra baskısı altında ödemiş olduğu 5.000,00 TL nin iadesi ile bakiye 10.000,00 TL
asıl borç ile fer'ileri yönünden borçlu olmadığının tespitini, %40'dan aşağı olmamak şartıyla haksız icra tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın iddialarının gerçeğe aykırı ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, takibe konu senedin müvekkilinin davacıdan olan alacaklarına karşılık olarak alındığını ve teminat senedi niteliği olmadığını, müvekkilinin
hiçbir zaman davacıdan teminat senedi almadığını,ilgili yasal düzeneme ve yerleşik içtihatlar gereği senet üzerindeki maddi unsurlardan sadece imzaya itiraz edebileceğini, davacının da bu hususta herhangi bir itirazının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, icra takibine konu alacağın tamamının davacı tarafça yargılama sırasında ödenmiş olması nedeniyle davaya istirdat davası olarak devam edilmesine karar verilerek, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre davacı ile davalı arasındaki borç alacak ilişkisinin mevcudiyetinin taraflar arasındaki ilişkinin basit bir işçi iş veren ilişkisine dayanmadığı kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık icra takibine konu senedin işe giriş esnasında teminat amaçlı olarak verilip verilmediği, davacının gerçekte borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda; davacı taraf davaya konu bonoyu davalı işyerine girerken davalının baskı ve ısrarı ile teminat senedi olarak açık biçimde verdiğini iddia etmiş, davalı ise davacıya verdiği borç para karşılığında düzenlendiğini savunmuştur.
Dosyadaki yazı ve belgeler incelendiğinde, borçlusu davacı, alacaklısı davalı olan icra takibine konu 12.10.2007 düzenleme ve 15.03.2008 ödeme tarihli, 15.000,00 TL bedelli bonoda senet bedelinin nakden ödeneceğinin belirtildiği,teminat senedi olduğuna ilişkin her hangi bir kayıt bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davalı taraf borç para karşılığı verildiğini savunmakla nakden düzenlendiği belirtilen bononun düzenlenme sebebini talil etmemiştir. Bu durumda senedin teminat amacıyla verildiğini ispat külfeti davacı tarafta olup davacı ise iddiasını ispatlayacak nitelikte yazılı delil ileri sürememiştir. Ancak davacı dava dilekçesinin deliller bölümünde açıkça yemin deliline dayanmıştır.
Mahkemece davacının yemin deliline dayandığı gözetilerek ispat yükü kendisinde olan davacıya yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/13429, K. 2013/19535, 18 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama