KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/13542 E., 2013/19742 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2013
Karar Metni
803 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki itirazlarının reddine
2-Davacı, davalı işyerinde 2009 yılı Ağustos ayında KPSS ve bilgisayar kursunda tarih öğretmeni olarak çalışmaya başladığını, davalı tarafından sigorta girişinin 21/11/2009 tarihinde başlatıldığını,27,50 TL ders ücretle ayda 80 saat çalışarak 2.200,00 TL aylık ücret üzerinden sigortasının yatırılması gerektiğini, 12/07/2011 tarihinde işten çıkarıldığını, istifa etmediği halde işten çıkış nedeninin istifa olarak gösterildiğini, iş akdinin haksız olarak sona erdirildiğinden bahisle kıdem ve ihbar tazminatı ile.işçilik alacaklarının ödetilmesini istemiştir.
Davalı davacının 08/08/2009 tarihinde işe girdiğini, saatlik ders ücretinin 27,50 TL olduğunu, talep olunan alacaklarını aldığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının "Özel Öğretim Kurumları Kanunu" kapsamında davalı işyerinde tarih öğretmeni olarak çalıştığı, dosyaya tazminatların ödendiğini gösteren ibraname sunulduğu ve tazminatların ödendiği doğrultusunda cevap verildiği, Milli Eğitim Müdürlüğüne işveren tarafından verilen dilekçede davacının istifa ettiği, davalı işverenin
davaya karşı cevabı ile Milli Eğitim Müdürlüğüne işveren tarafından verilen dilekçenin birbirleriyle çeliştiği hususunun tespit edildiğinden dilekçe ile çelişen ibranameye itibar edilemeyeceği, bu nedenle davacının bilirkişi raporundaki gibi kıdem tazminatı alacağının kabulüne, belirli süreli sözleşme mevcut olduğundan ihbar tazminatı talebinin reddi ile yıllık izin ve AGİ alacağının kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen ibranamenin geçerliliği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra düzenlenen ibra sözleşmeleri için yasal koşulların varlığı aranmalıdır. Ancak 6098 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olmadığı dönemde imzalanan ibranamenin geçerliliği sorunu, Dairemizin konuyla ilgili ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. İbranamenin feshi izleyen bir aylık süre içinde düzenlenmesi ve ödemelerin banka kanalıyla yapılmamış oluşu 01.07.2012 tarihinden önce düzenlenen ibra sözleşmeleri için geçersizlik sonucu doğurmaz.
İşçi ve işveren arasında işverenin borçlarının sona erdirilmesine yönelik olarak Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlülüğü öncesinde yapılan ibra sözleşmeleri yönünden geçersizlik sorunu aşağıdaki ilkeler dahilinde değerlendirilmelidir:
Dairemizin kökleşmiş içtihatları çerçevesinde, iş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmeleri geçersizdir. İşçi bu dönemde tamamen işverene bağımlı durumdadır ve iş güvencesi hükümlerine rağmen iş ilişkisinin devamını sağlamak veya bir kısım işçilik alacaklarına bir an önce kavuşabilmek için iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmesi mümkündür,
İbranamenin tarih içermemesi ve içeriğinden de fesih tarihinden sonra düzenlendiğinin açıkça anlaşılamaması durumunda ibranameye değer verilemez .
İbranamenin geçerli olup olmadığı 01.07.2012 tarihine kadar yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununun irade fesadını düzenleyen 23-31. maddeleri yönünden de değerlendirilmelidir. İbra sözleşmesi yapılırken taraflardan birinin esaslı hataya düşmesi, diğer tarafın veya üçüncü şahsın hile ya da korkutmasıyla karşılaşması halinde, ibra iradesinden söz edilemez.
Öte yandan 818 sayılı Borçlar Kanununun 21 inci maddesinde sözü edilen aşırı yararlanma (gabin) ölçütünün de ibra sözleşmelerinin geçerliliği noktasında değerlendirilmesi gerekir.
İbranamedeki irade fesadı hallerinin, 818 sayılı Borçlar Kanununun 31 inci maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmesi gerekir . Ancak, işe girerken alınan matbu nitelikteki ibranameler bakımından iş ilişkisinin devam ettiği süre içinde bir yıllık süre işlemez.
İbra sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir yol olmakla, varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona ermesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olması düşünülemez. Savunma ve işverenin diğer kayıtları ile çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmelidir .
Miktar içeren ibra sözleşmelerinde ise, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde, Dairemizin kökleşmiş içtihatlarında ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir. Miktar içeren ibranamenin çalışırken alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz.
Miktar içermeyen ibra sözleşmelerinde ise, geçerlilik sorunu titizlikle ele alınmalıdır. İrade fesadı denetimi yapılmalı ve somut olayın özelliklerine göre ibranamenin geçerliliği konusunda çözümler aranmalıdır. Yine, işçinin ibranamede yasal haklarını saklı tuttuğuna dair ihtirazi kayda yer vermesi ibra iradesinin bulunmadığını gösterir.
İbranamede yer almayan işçilik alacakları bakımından, borcun sona erdiği söylenemez. İbranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunma ile çelişkinin varlığı ibranameyi bütünüyle geçersiz kılmaz. Savunma ile çelişmeyen kısımlar yönünden ibra iradesine değer verilmelidir. Başka bir anlatımla, bu gibi durumlarda ibranamenin bölünebilir etkisinden söz edilebilir. Bir ibraname bazı alacaklar bakımından makbuz hükmünde sayılırken, bazı işçilik hak ve alacakları bakımından ise çelişki sebebiyle geçersizlikten söz edilebilir.
İbraname savunması, hakkı ortadan kaldırabilecek itiraz niteliğinde olmakla yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir.
Somut olayda, dosyada mevcut 12.07.2011 tarihli, davacının imzasını taşıyan ibranamede davacıya fazla çalışma, yıllık izin ile kıdem ve ihbar tazminatı karşılığı ödeme yapıldığı bildirilmiş, ancak bu belge mahkemece değerlendirilmemiştir. Yapılacak iş, bu belge davacıya gösterilerek beyanını almak tüm deliller birarada değerlendirilerek çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu yön gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/13542, K. 2013/19742, 20 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama