KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/13782 E., 2013/11498 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2013
Karar Metni
982 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Davacı vekili, davalı şirketin yurtdışındaki şantiyelerinde grayder ve pompa operatörü olarak çalışmakta iken en son şantiyeden iş bitimi nedeniyle gönderildiğini, bir daha da işe alınmadığını, yaşının ilerlemiş olması ve emekli olduğundan davalı şirketin yeni politikası gereğince yaşlı ve emekli çalıştırmadığını ve bu nedenle bir daha işe alınmayacağının söylendiğini, haftanın 7 günü çalıştığını, şantiyelerde dini bayramların ilk günü dışında kalan tüm genel tatillerde çalıştığını, yıllık izin kullandırılmadığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, hafta ve genel tatil alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının şirket uhdesinde belirli projeler ve belirli zamanlarda işe alındığını,son projedeki görevinin istifa ile sona erdiğinden kıdem ve ihbar tazminatı talep edemeyeceğini, davacının fasılalı ve belirli süreli iş sözleşmeleri ile çalıştığından çalışma sürelerinin 1 yılın altında olduğu dönemlerde yıllık izin alacağını talep edemeyeceğini, en son 4 USD saat ücretiyle çalıştığını, diğer alacaklarının da ödendiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının işyerinden istifa ederek ayrıldığını, davacının davalı şirket bünyesinde kesintili olarak ve saat ücretiyle çalıştığını ve bu nedenle bilirkişi raporunun birinci şıkkında yapılan hesaba göre ve fazla çalışma ile hafta ve genel tatil ücret alacakları yönünden takdiri indirim yapılarak davacının Euro cinsinden ücret aldığı dönem için Euro olarak hesaplanan rakamlar için 25.06.2006 tarihinde uygulanan 1.267 Euro/Dolar paritesi üzerinden dönüştürülerek ve ıslah dilekçesi ile artırılan miktarlarda dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin istifa ile sonlandırılıp sonlandırılmadığı uyuşmazlık konusudur.
Davacı, davalı şirketin ... şantiyesinde beton işinin bitmesi nedeniyle çıkışının verildiğini, bu sırada boş kağıt dahil çok sayıda belge imzalatıldığını, istifa iradesini içeren dilekçeyi de bu sırada yazdırılıp imzalatıldığını iddia ederken davalı ise davacının istifa dilekçesi vermek suretiyle iş sözleşmesinin sona erdiğini savunmuştur.
Dosyaya sunulan 04.07.2007 tarihli dilekçede " ...ailevi nedenlerden dolayı 29.07.2007 tarihinde kesin dönüş yapmak istediğini, 29.07.2007 tarihi itibariyle hak ettiği ücretli iznini ve tek gidiş uçak biletinin alınmasını istediğini" belirtmiş olup söz konusu dilekçenin aynı gün kısım amiri tarafından da imzalanmış olduğu görülmüştür. Yine dosyaya sunulan tarihsiz ilişik kesme talep dilekçesinde de davacı, 29.07.2007 tarihi itibariyle ilişiğinin kesilmesini talep etmiştir.
Davacının kardeşi olan tanık ... beyanında işyerinden son ayrılışının iş bitimi sebebiyle olduğunu beyan etmiş iken davalı şirkette çalışmış olup dava açmadığını belirten tanık ... ise şantiyelerde yattıklarını, işten çıkış sırasında bazı belgeler imzalatıldığını ne imzalattıklarını bilmediklerini beyan etmiştir.
Dosya kapsamından ve özellikle istifa dilekçesi olarak sunulan belgenin davacı ve kısım amiri tarafından birlikte tanzim edildiği izlenimi vermektedir.
Bu izlenim tarafsız tanık ...'un beyanı ve davacı iddiası ile birlikte değerlendirildiğinde; dilekçe tarihi itibariyle 50 yaşında olan ve emekliliği gelmekte olan davacının, şantiyedeki beton işinin bitimi nedeniyle geri gönderildiği, bu sırada çıkış işlemleri için bazı belgelerin imzalatıldığı, davacının tekrar işe alınacağını beklemesine rağmen çağrılmadığı olayda istifa olgusu davacının gerçek iradesine dayanmamaktadır.
İş sözleşmesinin tazminat gerektirmeyecek şekilde sona erdirildiğini işverenin ispat etmesi gerekir. Kaldı ki fasılalı olarak toplam 12 yıl çalışan bir işçinin nedensiz yere işyerinden ayrılması da hayatın olağan akışına aykırıdır. Dilekçe tarihi itibariyle ailevi nedenlere ilişkin bir durum da dosyaya yansımamıştır.
O halde iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız şekilde feshedildiğinin kabulü ile davacıya kıdem ve ihbar tazminatının ödenmesine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile söz konusu tazminatların reddine karar verilmesi hatalıdır.
2- Taraflar arasında ücret hususu uyuşmazlık konusudur.
Somut olayda davacının davalı şirketin yurtdışı şantiyelerinde çalıştığı anlaşılmıştır. Yurt dışında çalışma yasal olarak bazı prosedürlere tabi olup tarafların imzaladıkları sözleşmeleri Türkiye İş Kurumu'na ibraz etmeleri gerekmektedir.
Dosyaya bu sözleşmelerin ibraz edilmediği görülmüştür.
Mahkemece, davacı ve davalı arasında yapılan iş sözleşmelerinin birer sureti Türkiye İş Kurumu'ndan getirtilerek davacıya ödeneceği bildirilen ücretin tespiti yanında gelen yazının taraf beyanları ile örtüşmemesi halinde bu kez de emsal ücret araştırması yaptırılarak ve sonucuna göre tüm deliller yeniden değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekir. Mahkemece eksik araştırma ile hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
3-Yıllık izin alacağı yönünden ise dosyaya sunulan Temmuz 2007 ayına ait bordroda 1246 USD, Haziran 2006 ayına ait bordroda ek kazanç izin başlığı altında 336 ve son olarak Ocak 2006 ayına ait bordroda ek kazanç izin başlığı altında 403,20 şeklinde tahakkuk olduğu görülmüştür. Bilirkişi hesaplamada sadece Temmuz 2007 ayındaki izin ödemesini mahsup ederek hesaplama yapmıştır. Yapılacak iş, Ocak ve Haziran 2006 bordrolarına tahakkuk ettirilen ek kazanç izin başlığı altındaki tahakkukların yıllık izin alacağına yönelik olarak mı tahakkuk ettirildiği araştırılarak sonucuna göre yıllık izin alacağı olduğunun tespiti halinde yatırılan bu miktarın yıllık izin alacağından mahsup etmektir.
4-Davacı, 09.03.2012 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah etmiş, ıslah dilekçesi davalı şirkete 23.03.2012 tarihine tebliğ edilmiş ve davalı vekili de 02.04.2012 hakim havale tarihli dilekçesi ile ıslaha karşı beyanlarını ve bu arada zamanaşımı defiinde bulunulduğunu da belirtmiştir. Takip eden duruşmaya taraf vekilleri katılmış olup davacı vekili ıslah dilekçesini tekrar ettiğini beyan etmiş, davalı vekili ise rapora ve ıslah dilekçesine karşı zaman aşımı dahil tüm itirazları tekrar ettiklerini beyan etmiş, davacı vekilinin gerek yazılı dilekçeye karşı gerekse davalı vekilinin duruşmadaki bu beyanlarına karşı herhangi bir itirazda bulunmadığı da görülmüştür.
Davalı vekili tarafından süresinde yapılmış olan ıslaha karşı zamanaşımı defii, mahkemece değerlendirilmeksizin hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
5-Kabule göre de; mahkemenin kabul ettiği dolar/euro paritesine göre 1,267 rakamı üzerinden yapılan hesaplama sonucunda davacının saat ücreti üzerinden yapılan hesaplama ile fazla çalışma alacağının 7571,4 USD olacağı tespit edilmiş olmasına ve özellikle de %30 indirim yapıldığı söylemesine rağmen mahkemece davacının kabule göre hak ettiği alacak miktarından dahi fazla olan 7950,4 USD fazla çalışma alacağını hüküm altına alması da doğru olmamıştır.
Bununla birlikte ayrıca saat ücretinin kabulü halinde dosyaya sunulan bordrolarda sabit bir aylık ücret tahakkuku olmaması karşısında ve özellikle davalının fazla çalışma yaptığı takdirde bunun zamlı şekilde ücretine eklendiği yönündeki savunması üzerinde durulmayarak aylık 960 USD üzerinde yapılan ödemelerin fazla çalışma olup olmadığı değerlendirilmeksizin ve böylece ibraz edilen bordrolarda bunun fazla çalışma olarak kabulü halinde bu ayların tamamının hesaplama dışında bırakılması gerekirken bundan zuhul ile hesaplama yapılması da hatalı olmuştur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/13782, K. 2013/11498, 19 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama