KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/13871 E., 2013/11510 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2013
Karar Metni
556 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ile ihbar olunan vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davalı Üniversiteye bağlı radyoloji teknikeri olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin geçerli neden olmaksızın feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğinin tespitine, işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklara karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, husumet itirazında bulunarak davacının alt işveren işçisi olarak idarede çalıştığını, ihaleyi alan firmalarla üniversite arasında hukuki ilişkinin alt işverenlik olanak nitelendirilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının alt işveren (taşeron) dahili davalı şirketin işçisi olarak asıl işveren ... bünyesinde ... Tıp Fakültesinde çalıştığı, hiçbir haklı ve geçerli neden olmadan iş akdine son verildiği, son çare ilkesine uyulmadığı kanaatine varıldığından davanın kabulü ile feshin geçersizliğine, davacının dahili davalı şirket nezdinde işe iadesine, davalı Üniversite Rektörlüğünün mali haklardan sorumlu tutulmasına karar verilmiştir
Davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf sıfatının bulunmaması halinde dava, sıfat yokluğundan (husumet yönünden) reddedilecektir. Dava dilekçesinde tarafların ve varsa kanuni temsilcilerinin ad ve adreslerinin bildirilmesi gerekmektedir. Bildirim esnasında yapılan kimi yanlışlıklar, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddi sonucunu doğurmamakta, oluşan hataların giderilmesi bazı durumlarda mümkün olabilmektedir. Davalının temsilcisinde yanılmış olma hali de bu duruma örnek oluşturmaktadır.
İş sözleşmesi gereği işçiyi çalıştırma şart olduğundan, isçiyi çalıştıran herkes 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun anlamında işveren sayılmaktadır. Dolayısı ile işçilik hakları talebiyle aleyhine dava açılan ve davalı konumunda olan işveren, davacı işçiyi çalıştıran işverendir. Açılacak her dava, işveren olan kişi aleyhine açılmalıdır. İşverenin gerçek veya tüzel kişi olması mümkündür.
Medeni yargılama usulünde dava, hakkı ihlal edildiğini iddia eden kişi/kişilerce (davacı/davacılar), hak ihlalinde bulunan kişi/kişilere (davalı/davalılara) karşı açılır. Dava açıldıktan sonra istisna olan bazı durumlar dışında davanın tarafları değiştirilemez. Yine medeni yargılama usulünde mahkemelerce resen karar verilerek dahi olsa davanın tarafları değiştirilemez. Dolayısıyla mahkemelerce, açılan davada taraf teşkilinin usulüne uygun olarak gerçekleşip gerçekleşmediğinin denetlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi şeklindeki denetiminin taraf teşkilinin mahkemelerce kendiliğinden değiştirilebileceği şeklinde yorumlanması mümkün değildir.
Davayı açan taraf açmış olduğu dava ile ilgili her türlü tasarrufta bulunma hakkına sahiptir.
Taraf teşkili yönünden eksiklik olduğunu tespit eden mahkeme, davacı tarafa söz konusu eksikliğin giderilmesi için makul bir süre vermesi gerekir. Böyle bir sürenin verilmesine rağmen davacının dava üzerinde tasarruf hakkı bulunduğundan söz konusu eksikliği gidermek mecburiyetinde değildir. Mahkeme duruma göre yargılamayı yapıp hüküm kurmakla görevlidir.
Dosya içeriğine göre davalı üniversite vekili, 24.08.2012 hakim havale tarihli dilekçe ile dava dışı yüklenici firmaya davanın ihbar edilmesini talep etmiş, ihbar dilekçesi firmaya tebliğ edilerek ihbar olunan firma vekili beyanlarını yazılı olarak sunmuştur.
Mahkemece, davacı tarafından ihbar olunan firma, usulüne uygun şekilde davaya dahil edilmediği halde dava üzerinden tasarruf hakkı bulunan davacı yerine geçerek ihbar olunan firmanın resen davaya dahil edilerek yargılamaya devamla davacı işçinin davaya dahil edilen firmaya iadesine karar verilmesi isabetsizdir.
Yapılacak iş, ihbar olunanın davaya dahil edilmesi için davacı tarafa makul bir süre vererek davaya dahil edilmesi halinde dava dilekçesi tebliğ edilerek dahili davalının cevap dilekçesini sunması ve delillerini ibraz etmesi için imkan sağlaması olacaktır.
Bu husus gözetilmeksizin ve taraf teşkili usulüne uygun şekilde sağlanmaksızın hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/13871, K. 2013/11510, 19 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama