KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/14032 E., 2013/23339 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Karar Metni
711 kelime·4 dk okuma
vekili Av.... Dava Türü : Alacak
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, rahatsızlığı nedeniyle rapor aldığını ve 10/03/2010 tarihinde gece mesaisine geldiğini ertesi gün patronu olan Ercan tarafından iş bıraktırıldığını beyanla kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin, fazla mesai ücreti, kötü niyet tazminatı, bayram ve hafta tatili alacağının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının iddia ettiği gibi fazla çalışmasının olmadığını, davalı tarafça geceleri sık sık işyerine kontrole gidildiğinde davacının bekçi olarak görev yapmasına rağmen uyur halde bulunduğunu, işsiz kalmaması için kendisinin her seferinde uyarıldığını, davacının rahatsız olduğu ve bu nedenle rapor aldığını davalı işverene bildirmediğini tüm bu olanlara rağmen davalı şirket ortağı bulunan... tarafından davacıya mağdur olmaması için imzalı belge karşılığında ödeme yapıldığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, 72,62-TL. net kıdem tazminatının, davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, fazla taleplerin reddine, karar verilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen ibranamenin geçerliliği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşçi ve işveren arasında işverenin borçlarının sona erdirilmesine yönelik olarak Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlülüğü öncesinde yapılan ibra sözleşmeleri yönünden geçersizlik sorunu aşağıdaki ilkeler dahilinde değerlendirilmelidir.
Dairemizin kökleşmiş içtihatları çerçevesinde, iş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmeleri geçersizdir. İşçi bu dönemde tamamen işverene bağımlı durumdadır ve iş güvencesi hükümlerine rağmen iş ilişkisinin devamını sağlamak veya bir kısım işçilik alacaklarına bir an önce kavuşabilmek için iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmesi mümkün olup, Dairemizin kararlılık kazanmış uygulaması bu yöndedir.
İbranamenin tarih içermemesi ve içeriğinden de fesih tarihinden sonra düzenlendiğinin açıkça anlaşılamaması durumunda ibranameye değer verilemez.
İbranamenin geçerli olup olmadığı 01.07.2012 tarihine kadar yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununun irade fesadını düzenleyen 23-31. maddeleri yönünden de değerlendirilmelidir. İbra sözleşmesi yapılırken taraflardan birinin esaslı hataya düşmesi, diğer tarafın veya üçüncü şahsın hile ya da korkutmasıyla karşılaşması halinde, ibra iradesinden söz edilemez.
Öte yandan 818 sayılı Borçlar Kanununun 21 inci maddesinde sözü edilen aşırı yararlanma (gabin) ölçütünün de ibra sözleşmelerinin geçerliliği noktasında değerlendirilmesi gerekir.
İbranamedeki irade fesadı hallerinin, 818 sayılı Borçlar Kanununun 31 inci maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmesi gerekir. Ancak, işe girerken alınan matbu nitelikteki ibranameler bakımından iş ilişkisinin devam ettiği süre içinde bir yıllık süre işlemez.
İbra sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir yol olmakla, varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona ermesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olması düşünülemez. Savunma ve işverenin diğer kayıtları ile çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmelidir.
Miktar içeren ibra sözleşmelerinde ise, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde, Dairemizin kökleşmiş içtihatlarında ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir. Miktar içeren ibranamenin çalışırken alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz.
Miktar içermeyen ibra sözleşmelerinde ise, geçerlilik sorunu titizlikle ele alınmalıdır. İrade fesadı denetimi yapılmalı ve somut olayın özelliklerine göre ibranamenin geçerliliği konusunda çözümler aranmalıdır.
Yine, işçinin ibranamede yasal haklarını saklı tuttuğuna dair ihtirazi kayda yer vermesi ibra iradesinin bulunmadığını gösterir.
İbranamede yer almayan işçilik alacakları bakımından, borcun sona erdiği söylenemez. İbranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunma ile çelişkinin varlığı ibranameyi bütünüyle geçersiz kılmaz. Savunma ile çelişmeyen kısımlar yönünden ibra iradesine değer verilmelidir.Başka bir anlatımla, bu gibi durumlarda ibranamenin bölünebilir etkisinden söz edilebilir. Bir ibraname bazı alacaklar bakımından makbuz hükmünde sayılırken, bazı işçilik hak ve alacakları bakımından ise çelişki sebebiyle geçersizlikten söz edilebilir.
İbraname savunması, ... ortadan kaldırabilecek itiraz niteliğinde olmakla yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir (Yargıtay HGK. 27.1.2010 gün 2009/9-586 E, 2010/31 K..).
Somut olayda, 20.08.2011 tarihli ibraname bilgisayarda hazırlanmış ve içerisi elyazısı ile doldurulmuştur. İbranamede davacıya fazla mesai, yıllık izin, sosyal haklar ile kıdem ve ihbar tazminatı karşılığı toplam 19.000,00 TL ödendiği görülmektedir. Davacı işçi işyerinde kendisine ve diğer işçilere böyle belgeler imzalatıldığını, imzanın kendisine ait olduğunu, ancak kendisine bir ödeme yapılmadığını bildirmiştir. Davalı işveren bir ticari şirket olup yaptığı tüm ödemeler kayıt altına alınacağından işverene ödemeye ilişkin belgeleri sunması için kesin önel verilerek, çıkacak sonuca göre karar verilmelidir. Mahkemece davacının ibraname başlıklı belgeye karşı yaptığı itiraz üzerinde durulmaksızın eksik inceleme yazılı şekilde karar verilmiş olmasıhatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/14032, K. 2013/23339, 25 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama