KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/14134 E., 2013/10395 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Haziran 2013
Karar Metni
1.135 kelime·6 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı ... işyerlerinde örgütlenerek toplu iş sözleşmesi yetkisi almış ve toplu sözleşmelere taraf olan bir sendika olduğunu, sendika üyelerinden Sendika Yasası'nın 61. maddesine göre kesilen ve sendika hesabına yatırılması gereken aidat alacakları Belediye tarafından işçi ücretlerinden kesinti yapıldığı halde yatırılmadığından alacağın icra takibine konulduğunu, belirterek ...İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyasında 203.299,88 TL tutarındaki asıl alacak ve ferilerine ilişkin itirazın iptali ile yapılan haksız itiraz nedeniyle %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı davacı sendika tarafından 15/01/2006- 14/02/2009 dönemi içinde üye aidatlarının kesilerek kendilerine ödenmediğinden bahisle ... İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyasından icra takibine geçildiğini, itiraz üzerine bu davanın açıldığını, ...
Sendikasının Belediyeden 15/07/2007 tarihinden itibaren üye aidatı alacağının bulunduğunu, davacının ana para ve faiz talebinin yüksek olduğunu, takip tarihine kadar faiz istenmesinin yasal olmadığını, faizin talep tarihinden itibaren doğacağını, davacı sendika ile 07/08/2007 tarihinde sözleşme imzalanabildiğini, sözleşmenin imzalanması hususunda yetki belgesindeki iki sendika arasında ihtilaf çıktığını, 07/08/2007 tarihinden önceki dönem için eski TİS hükümleri geçerli olduğundan bu tarihten önce üye aidatlarının Belediye İş sendikasına ödendiğini,
davacı sendikanın ise yetki belgesi aldıktan sonra sendika aidatları ile ilgili herhangi bir talebinin olmadığını, bu nedenlerle belediyenin davacı sendikaya 66.098,63 TL borcu bulunduğunun tespiti ile fazla istemin reddine, haksız talepte bulunan davacı sendikanın %40'dan az olmamak kaydıyla tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; davalının ... İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyasına 92.984,30 TL asıl alacak ve 30.891,17 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 123.875,47 TL alacağa yönelik olarak itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizin işletilmesi suretiyle takibin devamına, Şartları oluşmadığından icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatına ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Dava, 2821 Sendikalar Kanunu'nun 61.maddesi uyarınca açılmış bulunan sendika üyelik aidat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında aidat alacağına işlemiş faiz hesabındaki faiz oranı, vekalet ücreti,temerrüt tarihi ve aidat alacağının hangi tarihten itibaren istenebileceği noktalarında uyuşmazlık vardır.
Sendikalar Kanunu'nun 61. maddesinin birinci fıkrasında: "İşyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesini tarafı olan işçi sendikasının, toplu iş sözleşmesi yapılmamışsa veya sona ermişse yetki alan işçi sendikasının yazılı talebi ve aidatı kesilecek sendika üyesi işçilerin listesini vermesi üzerine,
işveren sendika tüzüğü uyarınca üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu gereğince sendikaya ödenmesi gerekli dayanışma aidatını, işçilere yapacağı ücret ödemesinden kesmeye ve kestiği aidatın nevini belirterek tutarını ilgili sendikaya göndermeye mecburdur." Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise,
"Yukarıdaki fıkra gereğince sendika tüzüğüne uygun olarak kesilmesi istenen aidatı kesmeyen işveren ilgili sendikaya karşı kesmediği veya kesmesine rağmen bir ay içinde ilgili kuruluşa göndermediği miktar tutarınca genel hükümlere göre sorumlu olduktan başka aidatı sendikaya verinceye kadar bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizi ödemek zorundadır" denilmektedir.
O halde; 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 61/1. maddesine göre bir işyerinde veya işletmede toplu iş sözleşmesi yapmak için 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca yetki belgesi alan işçi sendikası, yetki belgesine konu işyeri veya işletmede çalışan üyesi işçilerin listesini, sendika tüzüğüne göre üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve sendikanın banka hesap numarasını işverene bildirmesi ve bu listeye göre üyelik aidatını kesilmesini ve sendikanın banka hesabına yatırmasını istemesi gerekir.
Borçlar Kanunu'nun "Borçlunun temerrüdü" başlıklı 101. maddesinin birinci fıkrasında "Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur." İkinci fıkrasında ise "Borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen ihbarda bulunmak suretiyle tespit etmiş ise, mücerret bu günün hitamı ile borçlu mütemerrit olur. " hükümleri yer almaktadır.
Toplu İş Sözleşmelerinde kesilen aidatın ne zaman sendikaya yatırılacağı hususu düzenlenmiş ise ayrıca ihtara gerek kalmadan bu tarihlerden itibaren faize karar verilmeli, düzenlenmemiş ise taraf sendikanın işvereni temerrüde düşürmesi gerekir. Dava tarihinden önce sendika tarafından işverenin temerrüde düşürülmesi söz konusu değil ise dava ve ıslah tarihi temerrüt tarihini oluşturmaktadır.
Dosya kapsamından; Davacı sendika ile davalı işveren arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmelerinde sendika aidatlarının ne şekilde ve hangi sürede davacı sendika adına yatırılacağı ayrıntılı ve açık şekilde düzenlenmiştir. Davacı sendikanın toplu iş sözleşmesi dönemlerinde yasa ve toplu iş sözleşmeleri uyarınca üyesi olan işçilerin listesi ve banka hesap numarasını ve aidat miktarını belirten yazıyı davalı işverene gönderdiği anlaşılmamaktadır. Öncelikle mahkemece bu hususlar araştırılmalıdır. Sendika bu belge ve bilgileri davalı işverene göndermediği takdirde Toplu İş Sözleşmelerinde belirtilen ödeme tarihine göre faiz isteminde bulunamayacaktır. O halde davalının icra takibinden önce temerrüde düşürülmediğinin belirlenmesi halinde işlemiş faiz hesabı hatalı olacaktır.
Ayrıca, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 61/2. fıkrasında sendika üyelik aidatının bir ay içerisinde sendikaya gönderilmesi öngörülmüş ise de; yukarıda açıklandığı şeklide kanunda işverene bir aylık ödeme süresi öngörülmesi temerrüt için yeterli görülmemiş, işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Faiz başlangıç tarihi ve işlemiş faiz hesabı yönünden yukarıda ki açıklamalar uyarınca değerlendirme yapılarak karar verilmelidir.
Öte yandan 2821 sayılı Yasa'nın 61. maddesinin birinci fıkrasında İşyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesini tarafı olan işçi sendikasının, toplu iş sözleşmesi yapılmamışsa veya sona ermişse yetki alan işçi sendikasının yazılı talebi ve aidatı kesilecek sendika üyesi işçilerin listesini vermesi üzerine, işverenden üyelik aidatı isteyebileceği açıklanmıştır.
O halde sendikanın işverenden üyelik aidatı isteyebilmesi için işyerinde uygulanan TİS’in tarafı olması veya TİS sona ermiş ise toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkili olması gerekir. Bu durumda sendika yetki belgesi aldığı tarihten yada yürürlük başlangıcı imzalanmasından önceki bir tarihe götürülen Toplu iş sözleşmesi var ise, TİS yürürlük başlangıç tarihi ile imza tarihi arasındaki süre için sendika işverenden üyelik aidatı isteyebilecektir.
Kabule göre de;
a)Diğer taraftan 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 61’inci maddesinde belirtilen “en yüksek işletme kredisi faizini” uygulayan tek banka Türkiye Kalkınma Bankası olduğundan bu bankadan dava konusu alacağın ait olduğu dönemler itibari ile en yüksek işletme kredisi faiz oranı sorularak, alınacak cevaba göre uyguladıkları oranlar esas alınarak geçmiş günler faizi belirlenip, sonuca gidilmesi gerekirken, bu esaslara uymadan hüküm kurulması da hatalıdır.
b)Bundan başka, avukatlık ücretinin hesaplanmasın da dava açılırken toplam alacak miktarı üzerinden nispi harç yatırılmış ise, diğer anlatımla işlemiş faiz miktarı da harçlandırılarak dava konusu yapılmış ise, bu toplam miktar üzerinden kabul ve ret oranlarına göre taraflar yararına avukatlık ücreti hükmedilmesi gerekecektir. Avukatlık ücreti tayininde anılan ilke gözetilmelidir. Yine toplam alacak miktarı üzerinden nispi harç alınmış ise, bakiye karar ve ilam harcı da bu miktar üzerinden belirlenerek eksik kalan kısım olursa tamamlatılmalıdır.
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca davacı, dava harçlarını ödemek zorundadır. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30 ve 32. maddelerinde, harcın ödenmemesi halinde yargılamaya devam olunamayacağı ve müteakip işlemlerin yapılamayacağı öngörülmüştür. Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesini hükme bağlamıştır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/14134, K. 2013/10395, 4 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama