KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/14449 E., 2013/24005 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Aralık 2013
Karar Metni
1.207 kelime·6 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete ait işyerinde termoformaj operatörü olarak 27.03.2008 tarihinde iş başı yaptığını ve işten çıkartıldığı 31.08.2008 tarihine kadar aralıksız çalıştığını, iş akdinin sebep gösterilmeksizin işveren tarafından feshedildiğini, son ücreti aylık net 810,00 TL olduğu halde davacıya düşük ücret bordrosu imzalatılmak istenildiğini, düzenlenen bordrolarda net ücretin farklı gösterildiğini, davacının davalı işyerinde ücret, yemek, ulaşım, 60.00 TL bayram harçlığı,erzak ve yakacak yardımı ve sendika aidatı karşılığında çalıştığını,
yıl boyunca haftanın 3 günü 06:00-16:00 diğer 3 günü 06:00-18:00 saatleri arası çalıştığını,ayrıca ayda 2 pazar mesaiye kaldığını, pazar mesai farklarının ödenmediğini, fazla mesai ücreti farkının maaşa yansıtılmadığını, resmi dini bayram ücretleri ile dini bayram arefesinde gece geç saatlere kadar olan çalışma ücretlerinin gerçek ücret üzerinden hesaplanmayarak eksik ödendiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının 27.03.2008 tarihinde işe başladığını, 28.08.2009 tarihinde 06.00-16.00 vardiyasında arkadaşıyla tartışan davacının çalışma arkadaşına ağır sözlerle sövdüğünü, saçından sürükleyerek şiddet uyguladığını, meydana gelen olay nedeniyle savunmasının alındığını,tanıkların davacının eylemini doğruladığını, davacının iş akdinin 4857 sayılı İş Kanununun 25/II-d ,TİS eki iç yönetmeliğinin 36/29-32. bendleri gereğince haklı nedenle tazminatsız feshedildiğini, ücretinin bordroda gösterildiğini, bordro dışında açıktan ödeme yapılmadığını,
iş yerinde giriş ve çıkışların puantaj yöntemiyle denetlendiğini,puantaj kayıtlarının bordrolara yansıtılarak banka hesaplarına aktarıldığını,her türlü hak ve alacaklarının aylık ücret bordrolarına yansıtılarak ödendiğini, işten ayrılırken verdiği 31.08.2009 tarihli ibraname ile kıdem tazminatı dışında tüm hak ve alacaklarını aldığını ve davalı işvereni ibra ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında iş akdinin davalı işveren tarafından haklı nedenle feshedilip edilmediği ve neticesinde davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmayacağı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda, davacı iş akdinin davalı işverence haksız feshedildiğini iddia etmiş, davalı ise davacının 28.08.2009 tarihindeki 06.00-16.00 vardiyasında arkadaşıyla tartıştığı, çalışma arkadaşına ağır sözlerle sövdüğü, saçından sürükleyerek şiddet uyguladığı, tanıkların davacının eylemini doğruladığı, iş akdinin 4857 sayılı İş Kanununun 25/II-d, TİS eki iç yönetmeliğinin 36/29-32. bendleri gereğince haklı nedenle feshedildiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalı iş veren tarafından iş akdinin feshine ilişkin tutanak, savunma yazısı, disiplin soruşturması ve sair evrak ibraz edilmediği, dinlenen davacı tanıklarının davacının iş yerindeki başka bir işçi ile kavga ve küfür etmesinin söz konusu olmadığı, yalnızca ağız münakaşası olduğu yönünde beyanda bulundukları,bu olaya dayalı olarak işverence sadece davacının işten çıkarıldığı, davacı ile tartışan diğer işçinin işten çıkarılmayıp daha sonra başka bir nedenle işten çıkarıldığı ve fesih için haklı ve geçerli bir neden bulunmadığı gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı talebi kabul edilmiştir.
Davalı işverence dosyaya sunulan 28.08.2009 tarihli "Tutanak" başlıklı belge içeriğinden; 28.08.2009 -06.00-18.00 vardiyasında terformaj son işlem operatörü davacının hat besleme operatörü ...'tan eldiven istediği, ...'un olmadığını söylemesi üzerine davacının "nasıl olmaz" şeklinde cevap verdiği, ...nin "var eski, fakat yukarıda depoda var" şeklinde cevap vermesi üzerine davacının "demek ki eskileri sen bize veriyorsun yenileri kendin kullanıyorsun" diyerek...ye küfür etmek ve saçlarından tutmak suretiyle savurduğu,bunun üzerine...nin sessiz kalıp olay yerinden ayrıldığı anlaşılmıştır.
Anılan tutanak altında davacının da imzası bulunmaktadır.
Feshe konu olaydan sonra ifadelerine başvurulan tutanak düzenleyicileri ...'ın 31.08.2009 ve ...'un da 28.08.2009 tarihinde alınan yazılı beyanları ile davacının eylemini doğrulamışlardır.
4857 sayılı İş Kanununun 25/II-d maddesi uyarınca işyerinde çalışan işçinin işverenin diğer işçisine sataşması işverene haklı nedenle fesih imkanı vermektedir.
Davacı işçinin davalının başka işçisine sataşma şeklinde oluşan ve ispatlanan eylemi nedeniyle iş akdinin işveren tarafından feshi haklı nedene dayanmaktadır.
Mahkemece, kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin reddi yerine yazılı gerekçeyle kabulü yönünde hüküm kurulması hatalıdır.
3-Davacı işçinin fazla çalışma,hafta tatili ve ulusal bayram, genel tatil ücret alacaklarının olup olmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını ,hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma,hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıldığının bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir.İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışılıp çalışılmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma,hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının,hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir.
Ancak, işçinin fazla çalışma,hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir.
İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda, davalı işveren işyerinde giriş ve çıkışların puantaj yöntemiyle denetlendiğini, puantaj kayıtlarına göre hak edilen ücretlerin bordrolara yansıtılarak banka hesabına yatırıldığını savunmuştur.
Davalı işverence sunulan ve tüm çalışma dönemini kapsayan puantajlarda işe başlangıç ve bitiş saatlerinin ayrıntılı olarak gösterildiği anlaşılmıştır.
O halde yapılacak iş ,fazla çalışma , hafta tatili , ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağını sunulan puantaj kayıtlarına göre hesaplattırmak,davacının banka kayıtları da getirtilerek ücret bordrolarında tahakkuk bulunan ve ödendiği tespit edilen ayları dışlamak ve çıkacak sonuca göre anılan istekler hakkında bir karar vermektir.
Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
4-Ayrıca mahkemece hüküm fıkrasının fazla mesai , genel tatil ücreti ve hafta tatili ücret alacaklarına ilişkin kısmında dava edilen miktarlara dava tarihinden ,ıslah edilen miktarlara ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Mahkeme kararının sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir.( Hukuk Genel Kurulu-2007/14-778 E, 2007/611 K sayılı kararı)
Bu itibarla dava ve ıslah dilekçesinde belirtilen miktarların hükümde açıkça gösterilmeyerek infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup bozma nedenidir.
5-Kabule göre de; davacı ıslah dilekçesinde toplam 1,879.70 TL hafta tatili ücret alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Mahkemece talep aşılmak suretiyle 2,388.00 TL hafta tatili ücret alacağına hükmedilmesi de hatalı olmuştur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/14449, K. 2013/24005, 30 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama