KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/1476 E., 2013/2943 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mart 2013
Karar Metni
871 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili davacının davalıya ait işyerinde çalıştığını, sendika üyesi olduğunu, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13 ve 14.dönem TİS'leri ve protokollerle getirilen ücret zamlarının, seyyanen zamların, kıdem terfi ve kıdem zamlarının uygulanmadığını ya da eksik uygulandığını, bu nedenle ücretinin eksik ödendiğini, ayrıca 2005 ve 2007 yıllarında imzalanan Kamu TİS'leri Çerçeve Anlaşma Protokolleri ile getirilen zamların geçmişe dönük uygulanması gerekirken ileri dönük uygulandığını, bu durumun davacının zararına neden olduğunu, teşvik priminin de eksik ödendiğini iddia ederek fark ücret, fark ikramiye ve fark ilave tediye alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davacıya tüm haklarının TİS'lere ve protokollere uygun olarak eksiksiz ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı tarafça temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 18/09/2012 tarih ve 2012/31131 Esas ve 2012/30385 Karar sayılı ilamı ile kısa kararın yasaya uygun olmaması nedeni ile usulden bozulmuştur.
Mahkemece bozma gerekleri yerine getirilerek bozma öncesi alınan raporlara istinaden davanın kısmen kabulüne ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık davacının kıdem terfi priminden yararlanıp yararlanamayacağı noktasındadır. .../..
2013/1476-2943 S.2
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi rapor ve ek raporlarında davacının dönemsel yevmiyesi tespit edilirken yevmiyeye kıdem terfi primi eklenmiştir. Dosya kapsamından davacının bir dönem mevsimlik işçi olarak çalıştığı daha sonra daimi işçi kadrosuna geçtiği görülmektedir. İstek konusu dönemde yürürlükte olan Toplu İş Sözleşmelerinin tamamında kıdem terfii 33. maddede düzenlenmiştir. Maddenin başlığı “Daimi işçilerin Kıymetlendirme Fişlerine Dayalı Kıdem Terfii” olup, madde içeriğinden de sözü edilen terfi için daimi işçi olarak çalışılması gerektiği açıktır.
Toplu İş Sözleşmesinin 35. maddesinde sendika üyesi olan işçilerin üyeliğin sendikaya bildirilmesinden itibaren daimi işçiler gibi toplu iş sözleşmesinden yararlanacakları yönünde kurala yer verilmiş ise de sözü edilen hükmün, ücret artışı ile diğer sosyal hakları ilgilendirdiği kabul edilmelidir. Zira Toplu İş Sözleşmesinin 25. maddesinde daimi işçi ile mevsimlik işçi tanımları yapılmış ve 33. maddede kıdem terfi sadece daimi işçiler için öngörülmüştür.
Mevsimlik işçinin üyeliğin bildirildiği andan itibaren Toplu İş Sözleşmesinin tüm hükümlerinden yararlanabileceği kabul edildiğinde, Toplu İş Sözleşmesinde öngörülen daimi işçi ile mevsimlik işçi arasındaki ayrımın nedeni ortadan kalkar. Zira 2822 sayılı Yasa gereği üyeliğin işverene bildirildiği tarihten itibaren Toplu İş Sözleşmesinden yararlanılacağından, daimi işçilerle mevsimlik işçilerin toplu iş sözleşmesinin tüm hükümlerinden yararlanması söz konusu olur.
Toplu İş Sözleşmesinde açıkça daimi işçilerle mevsimlik işçilere ait tanıma yer verilmesi ve 33. maddede açıkça daimi işçilere kıdem terfii öngörülmesi sebebiyle düzenlemenin amaçsal yorumu yapıldığında mevsimlik işçilerin kıdem terfi haklarının olmadığı kabul edilmelidir. Toplu İş Sözleşmesinin 35. maddesi hükmü, sendika üyesi olan mevsimlik işçilerin, sözleşmede açıkça daimi işçilere sağlanan haklar dışında kalan hükümleri bakımından sonuç doğurur.
Yapılan bu açıklamalara göre davacı işçi yönünden mevsimlik statüde çalışılan dönem için kıdem terfi hesabı yapılmamalıdır. Başka bir anlatımla davacının henüz daimi kadroya alınmadığı, mevsimlik işçi olarak çalışılan dönem için kıdem terfi zammı hesabı ile yevmiye tespiti hatalıdır. Sözü edilen durum ileriye dönük olarak yevmiyeyi etkilediğinden zamanaşımına uğramayan dönem hesabını da ilgilendirmektedir. Bu yönlerden bilirkişiden denetime elverişli şekilde hesap raporu alınmalı ve rapor mahkemece değerlendirmeye tabi tutularak sonuca gidilmelidir.
3-Davalı vekili gerek bilirkişi esas ve gerekse ek raporlarına yönelik olmak üzere eklenen kıdem zammına, uygulanan %26,10 oranındaki enflasyon farkına, pozisyon değişikliğinden kaynaklanan artışa, 2005 ve 2007 yıllarında
2013/1476-2943 S.3
imzalanan Kamu TİS'leri Çerçeve Anlaşma Protokolleri ile getirilen zamların geçmişe yürütülerek yevmiyenin tespit edildiğine, ayrıca 01/01/2008- 30/06/2008, 01/07/2008- 31/12/2008, 01/01/2009- 21/04/2009 dönemlerine ait yevmiyelerin hatalı belirlendiğine ilişkin ve benzeri somut itirazları mevcut olup itiraz dilekçesine davacı işçinin yevmiyesini tespit eden orman işletme şefi tarafından hazırlanan yevmiye tespit tutanağını, ayrıca yevmiye artış tutanaklarını eklemiştir.
Davalı vekilinin bu itirazlarına ilişkin alınan ek raporlarda somut açıklamaya yer verilmemiş, itirazların yersiz olduğu belirtilerek denetime elverişsiz şekilde rapor tanzim edilmiştir. Davalı vekilinin uygulanan zamlar ve diğer artışlarla ulaşılan yevmiye tespitine ilişkin itirazları karşılanmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
4-Hüküm altına alınan fark ücret ve fark ikramiye alacaklarına yürütülen faizin türü ve başlangıç tarihine gelince;
Mahkemece hükme esas alınan fark ücret ve fark ikramiye alacaklarına TİS'de gösterilen temerrüt tarihlerinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi işletilmiştir.
Davaya konu işçilik alacakları 31.12.2004 tarihine kadar Toplu İş Sözleşmesine dayanmakta ise de bu tarih sonrası için hesaplamanın kaynağı Toplu İş Sözleşmesi hükümleri değildir. Toplu İş Sözleşmesinin süresinin sona erdiği ve dava tarihine kadar yenisinin imzalanmadığı dikkate alındığında Toplu İş Sözleşmesinin ard etkisi ve Kamu Toplu Sözleşmeleri Anlaşma Protokolüne dayanan istekler bakımından işletme kredisi faizine karar verilmesi doğru olmaz. Şu hale göre 31.12.2004 tarihine kadar doğan alacaklar için en yüksek işletme kredisi faizini aşmamak üzere en yüksek banka mevduat faizi, 31/12/2004 tarihinden sonra doğan ücret ve ikramiye alacakları için hesap raporundan ayrıştırılarak sözü edilen istekler bakımından en yüksek banka mevduat faizi işletilmelidir.
Öte yandan hüküm altına alınan fark ücret ve ikramiye alacakları için temerrüt tarihleri ayrı ayrı ve açıkça belirtilmeden "TİS'de öngörülen temerrüt tarihlerinden itibaren" faize karar verilmesi infazda karışıklığa neden olacağından hatalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/1476, K. 2013/2943, 15 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama