KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/15130 E., 2013/9317 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mayıs 2013
Karar Metni
427 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, oluşturulan hüküm davanın niteliğine, tarafların sıfatına ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Haksız fiillerden kaynaklanan davalarda uygulanması gereken Borçlar Kanunu'nun 60. maddesi hükmünde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresi, zarar görenin zararı ve zarar sorumlusunu öğrendiği günden itibaren başlar.
Somut olayda, davalı TEDAŞ pasif husumet itirazında ve zamanaşımı def’inde bulunmuş ancak bu hususta mahkemece olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Davalı tarafın husumet itirazının ve zamanaşımı def’inin yerinde görülmesi halinde davanın esasına girilmesine gerek kalmayacağından mahkemece öncelikle husumet itirazının ve zamanaşımı def’inin ön sorun yapılarak bu savunma konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular dikkate alınarak, mahkemece öncelikle pasif husumet itirazı ve zamanaşımı def’inin ön sorun yapılarak bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Kabule göre, temyiz eden davalı AÖF şirketi ile davalı TEDAŞ’ın hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 08.12.2010 tarih, 2010/7-530 E, 2010/636 K.sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir.
Dosya içeriğinden alacak olarak istenilen bedelin bir bölümünün davacının kendi çalıştırdığı işçilere ödediği ücretler, bir başka deyişle genel idare giderlerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi raporunda yukarıda açıklanan hukuksal olgular gözardı edilerek, zarar kalemleri sıralanırken genel idare giderlerine yer verilerek hesaplamaya dahil edilmiş, mahkemece de benimsenen bu rapor doğrultusunda hüküm oluşturulmuştur. Yasal düzenlemelere aykırı olarak düzenlenmiş yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek hüküm verilemez.
O halde, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, hasarın giderilmesi için özel olarak işçi tutup çalıştırma için harcama yapma söz konusu ise bunların kanıtlanması için davacı tarafın delillerinin sorulup saptanması, bu konudaki gösterilecek delillerin toplanması, özel olarak işçi tutup çalıştırıldığının kanıtlanması halinde dosyanın yeniden uzman bilirkişiye verilmesi, genel idare giderlerine hükmedilemeyeceğinin bilirkişiye hatırlatılması, davacı tarafın isteyebileceği gerçek zarar miktarı duraksamasız belirlendikten sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalıların temyiz itirazlarının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/15130, K. 2013/9317, 21 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama