KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/1527 E., 2013/20314 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2013
Karar Metni
734 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 101 ada 107 parsel sayılı 4166,37 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... Belediyesi Tüzel Kişiliği kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın arsa niteliği ile davacı ... Belediyesi Tüzel Kişiliği adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 101 ada 107 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davalı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği, taşınmazın tüm belde tarafından harman vasfı ile kullanıldığının anlaşıldığı, taşınmazın evveliyatının davacı tarafa ait olduğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki; dosya içeriğine göre dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık sözleri ve dinlenen tutanak bilirkişilerinin beyanları soyut nitelikte gerekçesiz olaylara dayanmayan sözlerden ibaret olduğu gibi davacı ... Belediyesi Tüzel Kişiliği'nin dava dilekçesinde taşınmazın arsa niteliğinde olduğunu öne sürmesine rağmen 29.06.2011 tarihli celsede orta malı olduğunu bildirmiş olmasına göre davacıdan öncelikle talebinin taşınmazın Belediye (Belde olmadan önce Köy Tüzel Kişiliği)'ye ait arsa niteliğinde özel mülkiyete tabi bulunan bir taşınmaz mı yoksa 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi anlamında kamu orta malı niteliğinde bir taşınmaz mı olduğu yönünde talebini
açıklaması istenmemiş, bu haliyle davacının taşınmazın özel mülkiyete tabi bulunan taşınmaz olduğunu öne sürmesi halinde davacı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yeterince araştırılmamış, davacı ...'nin taşınmazın kamu orta malı niteliğinde olduğunu ileri sürmesi halinde ise davada menfaati bulunmayan komşu köylerden yerel bilirkişi seçilerek dinlenilmesi gerekirken bunun yerine davada menfaatinin olduğu varsayılan aynı yerden yerel bilirkişi dinlenilmek suretiyle sonuca gidilmeye çalışılmıştır.
Öte yandan dinlenen yerel bilirkişi, tutanak bilirkişisi ve tanıkların beyanları arasında ki kısmi çelişkilerde usulüne uygun olarak giderilmemiştir. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı taraftan taşınmazın kendilerine ait arsa niteliğinde özel mülkiyete tabi taşınmaz mı yoksa kamu orta malı niteliğinde bir taşınmaz mı olduğu yönünde iddia ve taleplerini açıklaması istenmeli, davacının talebi değerlendirilerek buna göre yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi fen elemanı ve uzman ziraatçi bilirkişi tesbit tutanağı bilirkişilerinin tümü tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın kamu orta malı niteliğinde bir taşınmaz olup olmadığı,
taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tesbitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık varsa duraksamasız giderilmeli, daha sonra uzman ziraatçi bilirkişi ve mahkeme heyeti hazır olduğu halde, taşınmaz bizzat mahkemece görülüp, gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı,
özellikle taşınmazın meyil durumu, fiziksel yapısı, dıştan komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi yapılmalı, komşu taşınmazların tesbit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, komşu taşınmazların tesbitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise nizalı parsel yönünü sözü edilen kayıt ve belgelerin ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği üzerinde durulmalı, uzman bilirkişi fen elemanından keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın
fotografları çektirilmeli, tespit tarihindeki hava fotoğraflarından faydalanılmalı, somut olayın özelliğine göre davacı ...'nin taşınmazın arsa niteliğinde özel mülkiyete tabi taşınmaz olduğunu iddia etmesi halinde davada ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğu gözetilerek davacının kendi yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğini ispat etmesi gerektiği düşünülmeli,
kaldı ki davacının taşınmazın arsa niteliği ile Belediye'ye ait özel mülkiyete tabi taşınmaz olduğu iddia edilmesi halinde dahi taşınmazın bütün köylünün ortak kullanımına açık orta malı niteliğinde taşınmaz olduğu belirlendiği takdirde taleple bağlı kalınarak kamu orta malı niteliğinde ki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukuken değerinin bulunmadığı değerlendirilmeli, davacı tarafın taşınmazın kamu orta malı niteliğinde olduğunu iddia etmesi halinde ise bu konuda usulüne uygun olarak araştırma yapılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/1527, K. 2013/20314, 26 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama