KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/15999 E., 2013/15250 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2013
Karar Metni
821 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, işyerinden muvafakatı olmaksızın ücretsiz izne gönderilmesi nedeniyle iş akdini haklı nedenle feshettiğinden bahisle kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, haddehane olan işyerinde hammadde yokluğundan zorunlu olarak ücretsiz izne gönderdiği işçiler olduğunu, iş akitlerinde bu konuda açık hüküm bulunduğunu, işçilerin bir kısmını bakım çalışmaları için çağırmasına rağmen gelmediklerini, kendilerini yazılı olarak işe davet etmesine rağmen kabul etmeyerek iş akitlerini feshettiklerini sıcak hadde bölümünde fazla mesai yapılmadığını ve tüm alacaklarının ödendiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının, yazılı muvafakatı olmadan ücretsiz izne gönderilmesi nedeniyle davacının iş akdini feshetmesinin haklı nedene dayandığının kabulü ile ihbar tazminatı, ücret alacağı ve ikramiye alacağı talebinin reddine diğer taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, davalı işyerinin haddehane olduğu, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 7. maddesinde “personel iş akdi devam ederken olağanüstü hallerde (bölgesel, ulusal sektörel kriz vb.)işverenin belirleyeceği bir süre kadar ücretsiz izne ayrılmayı ve yarı zamanlı çalışmayı kabul eder” denilmek suretiyle işçinin, işyerinin çalışma şartlarında pozisyon ve zorunluluk gerektiren durumlara bağlı olarak kısmi çalışma yaptırılacağına veya ücretsiz izin uygulaması yapılacağına ilişkin açık hüküm konulduğu, bu hususun özellikle ve açıklıkla düzenlendiği görülmektedir.
Taraf tanıklarının beyanlarına göre, 2008 yılından sonra hammadde yokluğu nedeniyle işin ara ara durması sebebiyle davalı işveren tarafından işçilerin ücretsiz izne gönderilmek zorunda kalındığı dosya içeriği ile sabittir. Mahkemece, tüm bu uygulamalar ve sözleşmenin ücretsiz izne ilişkin düzenlemesi ile açıkça çelişki oluşturacak şekilde davalının ücretsiz izne gönderilmesinin davacı işçiye haklı fesih nedeni oluşturduğunun kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Ancak, tanık beyanlarına göre, davacı, malzeme yokluğu nedeniyle zorunlu olarak çalışmaya ara verilen bu dönemde, fabrikanın bakım onarımı için, işe çağrılmasına rağmen gelmemiş ve 27.3.2009 tarihinde iş akdini feshettiğine dair ihtarnameyi çekmiştir. Ne var ki, davalı işverenin, dosya içinde bulunan 13.4.2009 tarihli cevabi ihtarnamesi ile, ücretsiz izne gönderildiğinden bahisle iş akdini feshettiğini bildiren davacıyı, gelip işe başlaması için davet ettiği görülmektedir.
Bu durum, davalı işverenin, ücretsiz izin uygulamasının çalışma şartlarına bağlı imkansızlıktan kaynaklandığı yönündeki savunmaları ile birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece, davacının fesih nedenlerinin yeniden değerlendirilerek kıdem tazminatı talebi hakkında bir karar verilmesi gerekir.
3-Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının 2003-31.12.2008 itibariyle her gün 2 saat fazla mesai yapıldığının kabulü ile hesaplama yapıldığı görülmektedir. Oysa ki, davacı tanıklarının beyanlarından da açıkça anlaşıldığı üzere ücretsiz izin uygulamasının başladığı 2008 yılından itibaren davalı işyerinde fazla çalışma yapılmamaktadır. Bu nedenle dosya içeriği ile uyuşmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınması hatalıdır.
Davada asıl sorunun, davalı işyerinde, yapılan işin niteliği gereği, fazla çalışma yapılıp yapılamayacağı konusunda ortaya çıktığı görülmektedir. Bu konuda taraf tanıklarının beyanları arasında çelişki bulunmaktadır.
Davacı tanıkları, fazla mesai yapıldığını ve ücretinin ödendiğini beyan ederken davalı tanıkları, sıcak hadde bölümünde, işin niteliği gereği yarım saat çalışıp yarım saat mola verildiği ve tüm mesai boyunca çalışma temposunun bu şekilde devam ettiğini bu nedenle fazla mesai yapılmadığını bildirmişlerdir.
Bu durum karşısında, gerekirse mahallinde keşif yapılmak suretiyle, haddehane olan işyerinin “sıcak hadde bölümünde” çalışan davacı da dahil işçilerin, normal mesai süresini aşarak fazla mesai yapıp yapamayacağının tespiti suretiyle konunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Dosyaya sunulan toplu bordolardan, aynı ayda bazı işçilere fazla mesai tahakkuku yapılırken bazılarına yapılmadığı görülmektedir. Fazla Mesai tahakkuku yapılmayan işçilerin hangi bölümlerde çalıştıklarının tespiti ile, tamamının sıcak hadde bölümünde çalışan işçiler olup olmadığı belirlenerek, tanık beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve fazla mesai yapılıp yapılmadığı konusunun aydınlatılması gereklidir.
4-Yine, davacının giydirilmiş ücretine dahil edilen sosyal yardım olan kömür parasına ilişkin meblağın bilirkişi tarafından hiçbir veriye dayanmaksızın 2007 yılı için 750,00 TL gibi fahiş bir miktar olarak kabul edilmiş olması ve aynı mahkemece, aynı davalı şirket hakkında görülen başka davalarda kömür parasının aynı yıl için 300,00 TL olarak kabulü ile hüküm kurulmuş olması da gözönünde tutulduğunda uygulama birliğinin sağlanması açısından, TKİ ya da kömür satışı ile ilgilenen yerlerden, varsa esnaf odalarından, kömür bedelinin araştırılması gerekirken bilirkişinin nasıl belirlediği belli olmayan ve dosyaya göre değişen miktarlara itibar edilerek hüküm kurulması hatalı olmuştur.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/15999, K. 2013/15250, 23 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama