KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/16098 E., 2014/92 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ocak 2014
- Mahkemesi
- KDZ.Ereğli 1. İş Mahkemesi
- Tarihi
- 23/11/2012
- Numarası
- 2011/606-2012/1116
Karar Metni
847 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine
2-Davacı, davalı şirkete bağlı olarak davalı idareye ait kömür ocağında lağvar Ustası olarak çalıştığını, iş akdinin haklı neden olmaksızın davalı şirket tarafından feshedildiğinden bahisle kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının ödetilmesini istemiştir.
Davalı Türkiye Taş Kömürü Kurumu, kendisinin ihale makamı olduğunu, davacı ile arasında iş akdinin bulunmadığını bu nedenle alacaklarından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını savunarak davalı K.. A.., davacının iş akdinin devamsızlık nedeniyle haklı sebeple sona erdirildiğini, tüm alacaklarının ödendiğini savunarak davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, davalı işverenin feshe dayanak yapılan devamsızlık günlerine ilişkin tutanak tutmadığı, dosyaya ibraz ettiği tutanakların da ardı ardına iki işgününe veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş gününe, yahut bir ayda üç işgününe ilişkin olmadığı, bu nedenle yasanın aradığı anlamda devamsızlığın bulunmadığı gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı tarafından yapılan ıslahın, süresinde olup olmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
6100 sayılı HMK'nun 176 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. İki taraf da duruşmada hazır iseler ıslah sözlü olarak yapılabilir. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır.
HMK 181.maddesinde kısmi ıslah için, bir haftalık süre verileceği ve süresi içinde yapılmaması durumunda ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edileceği açıkça hükme bağlanmıştır. Ayrıca HMK'nun 90. maddesinde sürelerin kanunda belirtileceği veya hakim tarafından tespit edileceği, kanunda belirtilen istisna durumlar dışında hakimin kanundaki süreleri artırıp eksiltemeyeceği bildirilmiştir.
Somut olayda davacı vekili, bilirkişi raporunun dosyaya sunulmasında sonra 18.4.2012 tarihli duruşmada davasını ıslah etmek üzere mahkemeden talepte bulunmuş, mahkemece kendisine iki haftalık süre verilmiştir. Davacı, kendisine verilen iki haftalık süre içinde ama yasal bir haftalık süresinin geçmesinden sonra 26.4.2012 tarihinde davasını ıslah etmiş ve harcını da aynı gün yatırmış, mahkemece de ıslah edilen değerler üzerinden hüküm kurulmuştur. Ne var ki süresinde yapılmayan ıslaha değer verilerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3-HMK 'nun 26.maddesine göre hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.
Somut olayda, davacı dava dilekçesinde hafta tatillerinde çalışmadığını açıkça belirtmesine rağmen mahkemece hükme esas alınan raporda bilirkişi tarafından davacının fazla mesai hesabı yapılırken, davacının haftanın 3 günü 3 er saat fazla mesai yaptığının davacının tanık beyanlarına göre tespit edildiğini, haftanın 3 günü 08.00-19.00 arası 1 saat ara molası ile 10 saat diğer 4 gün 08.00-16.00 arası 1 saat ara dinlenmesi ile 7 saat çalıştığı haftalık toplam 58 saat çalışma yaptığı, 58-45=13 saat fazla mesai yapıldığını bildirerek yıllık 52 hafta ve haftanın 7 günü üzerinden fazla mesai hesaplaması yapılmış olması taleple bağlılık ilkesine aykırı olmuştur.
Ayrıca, ulusal bayram genel tatil alacaklarının hesabında, 2009,2010 yıllarında, yıllık 14,5 gün genel tatil alacağı hesabı yapılmak suretiyle aynı dönemler için hem fazla mesai hem de genel tatil alacağı hesabı yapılarak mükerrer hesaplama yapılmış olması isabetsizdir.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/16098, K. 2014/92, 13 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama