KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/16164 E., 2013/23315 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2013
Karar Metni
790 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 111 ada 5 ,6, 7 ve 8 parsel ve 112 ada 5, 6, 8, 10, 11 ve 12 parsel sayılı yüzölçümleri tutanaklarında yazılı taşınmazlar sırasıyla davalılar ..., ..., ... ve yine ..., ..., ..., ... ve yine ... ve yine ... ve yine ... adlarına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tespit edilmiştir. Davacı ... taşınmazların kendisine ait olduğunu öne sürerek ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece kesin süreye uyulmadığı gerekçe gösterilerek davanın 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 36.maddesi hükmü uyarınca reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç davanın niteliğine, dosya içeriğinde toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
3402 Sayılı Kadastro Kanununun 36.maddesi hükmünde taraflardan her birinin dinlenmesini talep ettiği tanık ve bilirkişi ücretini ve diğer yargılama giderlerini karşılamak zorunda olduğu, hakim tarafından belirlenecek süre içinde gerekli giderler mahkeme veznesine yatırılmadığı takdirde, onunla ilgili delillere dayanılmaktan vazgeçilmiş sayılacağı açıklanmıştır.
Bu hükmün amacı, verilen ara kararlarının ciddiyet ve özenle yerine getirilmesini sağlamak, bu yolla davaların uzun süre elde kalmasını önlemektir. Hakim tarafından verilen kesin süre içinde gereken giderleri vermeyen taraf sadece gider yapılmasını gerektiren işlemin yapılması isteminden vazgeçmiş sayılır. Davadaki bütün istemlerinden vazgeçmiş sayılamaz.
Bu olgunun sonucu olarak da verilen kesin süre içinde gereğinin yapılmaması halinde gider yatırmasını gerektiren işlemin niteliği ve davanın sonucuna etkisi gözetilerek mevcut delillere göre karar verilir.
Kesin süreye uymamanın doğurduğu bu ağır sonuç gözetildiğinde, kesin süreden söz edilebilmesi için ara kararında yapılması gereken işlerin neler olduğunun kuşkuya yer vermeyecek biçimde tam olarak açıklanması, yatırılması istenilen giderlerin miktarının ara kararında ayrıntılı olarak gösterilmesi, verilen sürenin giderin temin edilip yatırılabilmesi için makul ve yeterli uzunlukta olması, gider yatırılmamasının sonuçlarının taraflara açıkça anlatılması ve tarafların bu konuda uyarılması zorunludur.
Kadastro davalarında keşif giderleri yatırılmadığından bahisle kesin süre sonuçlarının uygulanabilmesi için öncelikle uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için taşınmaz başında keşif yapılmasının zorunlu olması, dava dosyasının keşfe hazır hale getirilmesi, ispat yükü kendi üzerinde olan tarafa keşif giderlerini mahkeme veznesine depo etmesi için makul ve yeterli uzunlukta kesin süre verilmesi, verilen kesin süre içinde kabul edilebilir yasal bir mazeret olmaksızın keşif giderlerinin mahkeme veznesine yatırılmamış olması gerekir.
Taraflara tanıklarını taşınmaz başında hazır etmeleri gibi bir zorunluluk yüklenemeyeceğinden keşif kararı verilmesi halinde keşif gün ve saati ile hazır bulunacakları yerin taraf tanıklarına ve bilirkişilere davetiye ile bildirilmesi zorunludur.
Hal böyle olunca mahkemece öncelikle mahkeme heyeti yolluğu, bilirkişi ve tanıklara ödenecek ücret ve davetiye giderleri ile araç ücretinin tespit edilmesi, davetiye tebliğinin zaman alacağı da gözetilerek davetiye giderlerini yatırması için verilecek sürenin diğer giderlerin yatırılması için verilecek süreden daha kısa belirlenmesi,
ispat yükü üzerinde olan tarafa belirlenen mahkeme heyeti yolluğunu, araç ücretini, bilirkişiler ve tanık ücretlerini, bilirkişi ve tanıklar adına çıkartılacak davetiye giderlerini, karşı tarafa da dinletmek istediği tanıkları için belirlenen ücret ve davetiye giderlerini mahkeme veznesine yatırmaları için kesin süre verilmesi, davetiye giderlerinin yatırılması halinde öncelikle bilirkişi ve tanıklar adına davetiye çıkartılması gerektiği kuşkusuzdur.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında mahkemece 06.09.2012 günlü oturumda taşınmaz başında keşif yapılmasına karar verilerek 05.11.2012 günü keşif günü olarak belirlenmiş, keşif giderlerini mahkeme veznesine depo etmesi için davacı tarafa kesin süre verilmiştir.
Ne var ki, davacıların dayanağı tapu kayıtları ilk tesisten itibaren tüm tedavül kayıtları ve revizyon görmüşse revizyon gördüğü taşınmaz kayıtları ve komşu parsellerin tümünün tutanak örnekleri ve varsa dayanak kayıtları getirtilmemiş, bilirkişi ve tanıklara çıkartılacak davetiye giderlerinin yatırılması için ayrı süre verilmediği gibi, kesin süre de belirtilmemiştir.
Bütün bunlar gözetildiğinde dosyanın keşfe hazır hale getirildiğinin ve verilen kesin sürenin makul ve usulüne uygun olduğunun kabulünün mümkün olmadığı da kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca mahkemece verilen kesin sürenin makul ve yeterli uzunlukta olmadığı, böyle bir ara kararına dayanarak davada kesin süre sonuçlarının uygulanamayacağı gözetilerek davacıların dayanağı tapu kayıtlarının ilk tesisten itibaren tüm tedavül kayıtları ve revizyon görmüşse revizyon gördüğü taşınmaz kayıtlarıyla ve komşu parsellerin tümünün tutanak örnekleri ve varsa dayanak kayıtları getirtilmesi, yeni bir keşif günü belirlenmesi, davacı tarafa keşif giderlerini depo etmesi için yeniden ve az yukarıda açıklanan yöntemine uygun biçimde kesin süre verilmesi, keşif giderleri yine yatırılmadığı taktirde şimdiki gibi hüküm kurulması,
keşif giderleri yatırıldığı taktirde taşınmaz başında keşif yapılarak iddia ve savunma doğrultusunda delillerin toplanması, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken açıklanan bu olgular gözardı edilerek eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi 8.4.2010 tarihli ara kararı uyarınca 3.5.2010 tarih ve MSR2010 seri nolu makbuzla daha önce yatırılan 819,50 TL keşif gideri dikkate alınmaksızın belirlenen keşif ücreti de usulüne uygun düşmediğinden davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/16164, K. 2013/23315, 25 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama