KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/1617 E., 2013/1683 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2013
Karar Metni
574 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili davacının davalıya ait işyerinde 6 aylık belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışmak üzere Libya'ya gittiğini, 27/05/2010 tarihine kadar çalıştığını, bu tarihte iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini ancak çalıştığı günlere ait ücretlerinin, yaptığı fazla mesai, hafta tatili, milli bayram ve genel tatil mesai ücretlerinin ödenmediğini ayrıca Libya'da çalışacağı inancı ile yaptığı masrafların da ödenmesi gerektiğini iddia ederek hafta sonu, milli bayram ve genel tatil çalışma ücretleri ile fazla mesai ücretinin, çalıştığı günlere ait ücretinin ve yaptığı masrafların davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş ve ıslah dilekçesi ile ise çalışılmayan günlere ait bakiye süre ücretinin hüküm altına alınmasını da istemiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
Mahkemece davacının 3 ay 21 günlük bakiye süre ücreti %30 indirimle hüküm altına alınmış ise de bu kabul yerinde değildir.
Davacı vekili dava ile istemediği bakiye süre ücretini ıslah dilekçesi ise istemiştir.
HMK'nun 176 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. İki taraf da duruşmada hazır iseler ıslah sözlü olarak .../..
2013/1617-1683 S.2
yapılabilir. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır.
Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Ancak, davacı peşin harç yanında başvuru harcını da yatırarak yeni bir talep de bulunması hallerinde ise bir ek dava olarak nitelendirilme hali olayımız dışındadır.
Somut olayda dava tümden ıslah edilmediği gibi ıslah harcı ile birlikte başvuru harcı yatırılmadığından dilekçenin bir ek dava dilekçesi olarak kabulü de mümkün değildir. Bu alacak hakkında dava açma hakkı saklı kalmak kaydıyla bakiye süre ücret alacağına ilişkin ıslah isteminin reddine karar vermek gerekirken bu alacak hakkında hüküm kurularak ıslaha değer verilmiş olması isabetsiz olmuştur.
Kabule göre de davacı ile 6 aylık belirli süreli iş sözleşmesi yapılmış ise de, davacının sözleşmede kararlaştırılan işi ve fiilen yaptığı bekçilik işi dikkate alındığında yapılan işin belirli süreli bir iş olmadığı veya belirli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak yapılmadığı adı belirli süreli olsa da ortada mahiyeti itibari ile belirsiz süreli bir iş sözleşmesi olduğu halde bakiye süre ücreti talep edilmesi mümkün olmadığı halde bu alacağın tahsiline karar verilmesi de hatalı olmuştur.
3-Davacının işe girerken yaptığı masrafları talep edip edemeyeceği ihtilaflıdır.
Mahkemece davacının işe girerken talep edilen sağlık raporu için yaptığı masraflar hüküm altına alınmış ise de, davacının masraf yaptığı davalıya ait işte bir süre de olsa fiilen çalışmış olması nedeni ile bu masrafların bedelini istemesi mümkün değildir. Talebin reddi yerine kabulüne karar verilmiş olması da bozma nedenidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/1617, K. 2013/1683, 26 Şubat 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama