KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/16176 E., 2013/22337 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2013
Karar Metni
547 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin süresinde olduğu anlaşılmış ise de duruşma masrafları yatırılmadığından duruşma isteminin reddine, dosyanın duruşmasız olarak incelenmesine karar verildi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 136 ada 1 parsel sayılı 701,11 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalı olduğundan söz edilerek, malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespit gününden önce davacılar ... ve arkadaşları tarafından davalılar Kadir ... ve diğerleri aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan senet iptali ve tescil davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine ve davacılar ..., ..., ... ..., ......, ..., ..., ......... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın davalı ...’a satıldığının taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı, taşınmazın menkul mal hükmüne tabi olup muvazaa iddiasının dinlenemeyeceği ve taşınmaz üzerinde tespit tarihinde davalı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Genel mahkemece verilen önceki günlü hüküm Yargıtay Yüksek 8.Hukuk Dairesi tarafından bozulmuş, mahkemece de bozma kararına uyulmuştur. Kural olarak bozma kararına 2013/16176-2013/22337 S.2
uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için zorunluluk doğar. Öte yandan bozma dışında kalan yönler ise kesinleşir ve taraf lehine usulü kazanılmış hak oluşur. Genel mahkemece bozma kararına uyulduğu halde gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş, usulü kazanılmış hakkı ortadan kaldırır mahiyette hüküm oluşturulmuştur.
Şöyle ki; önceki günlü Yüksek Yargıtay 8.Hukuk Dairesi’nin bozma ilamında menkul mal hükümlerine tabi olan taşınmaza ilişkin satışın geçersizliğine değinilmiştir. Mahkemece geçersiz olduğuna değinilen satışa değer verilerek hüküm oluşturulması isabetsiz olduğu gibi zilyetlik yönüyle yapılan değerlendirme dahi yetersizdir. Nitekim taşınmazın malik hanesi açık olarak tespit edildiğinden 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 30/2 maddesine göre mahkemenin resen malik tayin etmesi zorunludur.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi fen elemanı, ziraat bilirkişi, tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü ve tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı,
taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak tutanak bilirkişileri dinlenerek tespitte saptanan hukuksal olgu ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık varsa duraksamasız giderilmeli, komşu taşınmazların tesbit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli,
komşu taşınmazların tesbitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise nizalı parsel yönünü sözü edilen kayıt ve belgelerin ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği üzerinde durulmalı, uzman bilirkişi fen elemanı ve ziraat bilirkişiden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve kesinleşen yönler de gözönünde tutularak sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/16176, K. 2013/22337, 16 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama