KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/165 E., 2013/19050 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2013
Karar Metni
820 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 113 ada 78, 80 ve 81 parsel sayılı sırasıyla 11824 m2, 12261,61 m2 ve 11766,95 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak niteliğiyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... dava konusu 113 ada 78 parsel sayılı taşınmaza yönelik, ...
113 ada 80 parsel sayılı taşınmaza yönelik, ... ise 113 ada 81 parsel sayılı taşınmaza yönelik vergi kaydına, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilmek suretiyle yapılan yargılama sonunda davacıların davalarının kabulüne; dava konusu 113 ada 78 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına, 113 ada 80 parsel sayılı taşınmazın ... adına ve 113 ada 81 parsel sayılı taşınmazın ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu 113 ada 78, 80 ve 81 parsel sayılı taşınmazların davacılar ... ve arkadaşlarının tutunduğu 266 tahrir sayılı vergi kaydı kapsamında kaldığı, tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacılar yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Davacı ... ve arkadaşlarının tutunduğu 266 tahrir sayılı vergi kaydında sınır yerleri dikkate alındığında, vergi kaydının kuzey sınırını mera okuduğu ve
dava konusu taşınmazlardan 113 ada 81 parsel sayılı taşınmazın kuzey sınırında 113 ada 152 parsel sayılı mera taşınmazı bulunduğu, hal böyle olunca dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı yönünden araştırma yapılması gerekmektedir.
Oysa, mahkemece dava konusu 113 ada 78, 80 ve 81 parsel sayılı taşınmazlar keşif sırasında gözlemlenmemiş, üç kişilik uzman ziraat bilirkişisinden oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor alınmamış, dava konusu taşınmazlar ile mera parseli arasındaki doğal ya da yapay sınırlar fotoğraflandırılmamış, bu konuda yeterli araştırma yapılmamıştır.
Kural olarak bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili ve idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır.
O halde uyuşmazlığın saptanan niteliği dikkate alınarak taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili ve idari merciler tarafından 4753, 5618 ve 4342 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı ilgili mercilerden sorulup saptanmalı, mera tahsis kaydı var ise mera tahsis kaydı ve dayanağı belgeler getirtilip uygulanmalı, dava konusu taşınmazların mera tahsis kaydı kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli, mera tahsis kaydı yok ise elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu 113 ada 78, 80 ve 81 parsel sayılı taşınmazların bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar ve uzman bilirkişi, tapu fen memuru,
üç kişilik uzman ziraat bilirkişisinden oluşturulacak bilirkişi heyeti ile tutanak bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak taşınmazların mera olup olmadığı yolunda tutanak bilirkişilerinden de ayrıntılı, gerekçeli, olaylara dayalı bilgiler alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde,
tespit tutanağı bilirkişileri taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan üç kişilik uzman ziraat bilirkişisinden oluşturulacak bilirkişi heyeti aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı
şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, dava konusu taşınmazlarla sınırında komşu mera olan taşınmaz arasında ayırıcı unsur olarak doğal ya da yapay sınır olup olmadığı tespit edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmadığı dikkate alınarak tutanakları içeriğinde vurgulanan maddi ve hukuki olgularla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli,
belge esas alınmış ise sözü edilen belgelerin nizalı parseller yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, üç kişilik uzman ziraat bilirkişisinden oluşturulacak bilirkişi heyetinden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı,
somut olayın özelliğine göre dava konusu taşınmazları dört yandan ve özellikle mera parseli ile aradaki sınırı gösterir fotoğraflar çekilerek ve mahkeme hakimi tarafından onaylanarak dosyaya konulmalı, dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı, tarafların tutundukları kayıtlar lehe olduğu kadar aleyhe de hüküm teşkil edeceği düşünülerek davacı tarafın tutunduğu 266 tahrir sayılı vergi kaydının miktar fazlasının meradan açılıp açılmadığı da kesin olarak belirlenmelidir.
Vergi kaydı miktar fazlasının meradan kazanıldığı belirlendiği takdirde ise vergi kaydının yüzölçümü kadar davacılar adına tapuya tesciline karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/165, K. 2013/19050, 13 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama