KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/17416 E., 2013/10211 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla)
- Dava Türü
- İşe İade
Karar Metni
718 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davalılar arasında alt asıl işveren ilişkisi bulunduğunu, aynı işyerinde çalıştığını, davacının iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan ve yazılı bir fesih bildirimi de yapılmadan feshedildiğini iddia eden davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesini istemiştir.
Davalı asıl işveren vekili, davacının kendi işçileri olmadığı, davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceği itirazında bulunurken, diğer davalı alt işveren şirket vekili ise, davacının kıdeminin 6 aydan az olduğunu, belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, sözleşme uyarınca 2 aylık deneme süresi içinde iş sözleşmesinin feshedildiğini önceki alt işvrenler ile davalı şirket arasında işyeri devrinin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi bulunduğu, davalı şirket tarafından iş sözleşmesinin feshinin haklı bir nedene dayandığına dair ispat yükümlülüğünün yerine getirilmediği gerekçesiyle davacının işe iadesine ve işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti yönünden davalıların birlikte sorumluluğuna karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanununun 2/6 son cümlesi uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur.
4857 sayılı İş Kanunu ile asıl işverenin, bu Kanundan, iş sözleşmesinden ve alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden sorumlu tutulması şeklindeki düzenleme, asıl işverenin sorumluluğunun genişletilmesi olarak değerlendirilmelidir.
Bu durumda, ihbar, kıdem, kötüniyet ve işe iade sonucu işe başlatmama tazminatları ile ücret, fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatili, yıllık izin, ikramiye, pirim, yemek yardımı, yol yardımı gibi tüm işçilik haklarından birlikte sorumluluk esastır. Kanunun kullandığı “birlikte sorumluluk” deyiminden tam teselsülün, dolayısı ile müşterek ve müteselsil sorumluluğun anlaşılması gerekir.
Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü alt işverenindir. Asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin taraf sıfat bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden sözedilemez. Asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden yukarda belirtilen hüküm nedeni ile alt işverenle birlikte sorumluluğu vardır.
Somut uyuşmazlıkta, davalılar arasında VHKİ hizmet alım sözleşmesi ile davalı bakanlığa bağlı hastaneye ait bilgi işlem işinin yapılması için sözleşme yapıldığı, davacı işçinin işvereni olan şirketinin bu işi üstlendiği, davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi olduğu, davacının iş sözleşmesinin davalı alt işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiği de dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Mahkemece feshin geçersizliğine karar verilmesi ve asıl işverenin alt işveren ile birlikte işe iadenin maddi sonuçlarından birlikte sorumlu tutulması yerinde ise de hüküm fıkrasında davacının hangi işverene ait işyerine iade edildiğinin belirtilmemesi ve davalı Bakanlık harçtan muaf olduğu halde hüküm fıkrasında harçtan diğer davalı ile birlikte sorumlu tutulması hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/17416, K. 2013/10211, 31 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama