KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/17532 E., 2013/12045 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2013
Karar Metni
331 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, 05.12.2008 tarihinde haklı bir neden yokken 4 arkadaşı ile birlikte işten çıkarıldığını, ilk önce ekonomik kriz var denilerek 1 ay izin verildiğini aradan 3 ay geçtikten sonra da telefonla gelip çıkış kağıdınızı alın dediklerini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, Aralık 2008 tarihinde geçici olarak işe ara verildiğini, davacının izne gönderildiğini, ancak daha sonra davacının işe başlamadığını bu nedenle 30.04.2009 tarihinde ise sözleşmenin feshedildiğini belirtmiştir.
Mahkeme, işverenin haklı nedeni ispatlayamadığı kabul edilerek alacakların kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının hizmet süresi uyuşmazlık konusudur.
Davacı 15.12.2006 -05.12.2008 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını iddia etmiş, davalı ise davacının çalışmasının sürekli olmadığını, üretimin yoğun olduğu dönemlerde ihtiyaç oldukça çalıştığını savunmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dosyaya puantaj, ücret bordrosu, çalışma çizelgesi sunulmadığından çalışmanın 15.12.2006 ve 13.11.2008 tarihleri arasında tam ve sürekli olduğu kabul edilmiştir.
Ancak dosyaya sunulan davacı imzasını taşıyan bordrolara göre davacının 2007 yılı Ocak –Eylül ve 2008 Ağustos –Eylül dönemi çalışmaları mahkemenin kabul ettiği gibi tam süreli değildir. Bu durum hizmet döküm cetvelinde de bu şekilde gösterilmiştir. Bu dönemlere ilişkin olarak davacının herhangi bir ücret alacağı talebi de bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca davacının bu dönem çalışmalarının bordrolarda gösterilen ve sigortaya bildirilen süre kadar 30 günden daha az olduğunun kabul edilmesi gerekecektir. Bu dönemlere ilişkin olarak tanık anlatımlarına itibar edilerek çalışmasının her ay 30 gün üzerinden kabulü isabetsiz olmuştur.
Sonuç olarak davacının imzasını taşıyan bordolarda belirtilen dönemlerde kısa çalışma yapıldığı kabul edilerek hizmet süresinin davacının kabulünde olan imzalı bordro ve hizmet döküm cetvelinde belirtilen süreler baz alınarak belirlenmesi ve işçilik alacaklarının da bu süreye göre hesaplanması gerekecektir.
Mahkemece bu husus değerlendirilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/17532, K. 2013/12045, 27 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama