KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/1806 E., 2013/5514 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Nisan 2013
Karar Metni
595 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı 05/01/2007 tarihinde davalı şirket nezdinde şehirler arası ve uluslar arası taşımacılık göreviyle tır şoförü olarak çalışmaya başladığını, iş akdinin yazılı usule uyulmadan ve hiçbir gerekçe gösterilmeden 10/01/2009 tarihinde haksız, geçersiz, usule aykırı ve kötü niyetli olarak sözlü olarak feshedildiğini açıklayarak, kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının faizleri ile birlikte tahsilini, ayrıca işe girerken işverence boş olarak alınan senedin iptali ile bu senet nedenyile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının şahsi işleri bulunduğu ve bu nedenle memleketine gitmek zorunda olduğu gerekçesi ile iş akdini kendisinin sona erdirdiğini, davacının çalıştığı döneme ait yıllık izinlerini kullandığını izin alacağı bulunmadığını açıklayarak, yargılama sonucunda davacının haklı olduğuna karar verildiği takdirde hüküm altına alınacak miktardan davacının yedinde kalan 1.022 Euro'nun mahsup edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iş akdinin tazminat gerektirmeyecek şekilde sona erdirildiğinin ispat külfeti davalı işverene ait olup, dinlenen davacı tanıklarının beyanlarından davacının iş akdinin ekonomik kriz neden gösterilerek işverence sona erdirildiği, bu husus dışında mahsup talebinde bulunulan paranın hizmet sözleşmesinin devamınca tahsili için davacıya herhangi bir uyarıda bulunulmadığı, davalı tarafça davacının memleketine gitmek zorunda olduğu gerekçesi ile iş akdinin kendisi tarafından sona erdirildiği ileri sürülmüş ise de, savunma ile ilgili çelişkiler bulunduğu,
ayrıca bu iddianın davalı tarafından kesin ve inandırıcı deliller ile ispat edilemediği gerekçesi davanın kısmen kabulü ile davalının talebi doğrultusunda 5743 Euro'nun davacının hüküm altına alınan alacağından karar tarihindeki kur değeri üzerinden mahsubuna, ortada icraya konulmuş bir senet bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Davacı işçiye ödenen paranın niteliği hususunda uyuşmazlık söz konusudur.
Davacı taraf davalı işyerince yapılan ödemelerin harcırah olduğunu iddia etmekte davalı taraf ise bu ödemelerin avans olduğunu ve bu ödemeleri davacı tarafın şahsi harcamalarında kullandığını ve oluşan borcun davacı işçi tarafından ödenmediğini iddia etmektedir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı işyerinin zimmet iddiasını ispatlayamadığı gerekçesi ile iş akdinin feshinin haksız olduğu hususu rapor edilmiş, ayrıca mali müşavir bir bilirkişiden rapor alınmış ve raporda davacının davalı işyerine sürekli borçlu olduğu ancak bu ödemelerin davalı şirket defterine kayıtlı olup olmadığının tespit edilemediği bildirilmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda davalı işyerince davacıya yapılan peşin ödemenin niteliği hususunda bir açıklığa ulaşılamamış olup davalı tarafından avans, davacı işçi tarafından harcırah olduğu kabul edilen peşin ödemenin niteliği itibari ile ne olduğu hususuna harcama belgeleri ile açıklık getirilip bu husus tereddüte yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulup ona göre bir değerlendirme yapılması gerekirken mahkemece bu husus açıklığa kavuşturulmaksızın yapılan peşin ödemenin avans ödemesiymiş gibi değerlendirilerek davacının hakettiği alacak miktarından mahsup edilmiş,
ayrıca mahkemece işverenin iddiasını ispatlayamadığından iş akdinin feshinin haksız olduğuna karar verilmiş ancak sanki davalı işyeri "davacı taraf yapılan avans ödemesini kendi şahsi harcamalarında kullandığı için fesih haklıdır" iddiasını ispatlamış gibi davacı yararına hüküm altına alınan alacak miktarından davalının talep ettiği miktarın mahsup edilmesi kararda bir çelişki meydana getirmiştir.
Yapılacak iş; davacı işçinin çalıştığı işkolunda kurulmuş ilgili işçi meslek odasından, malimüşavir ve işçilik alacaklarının hesabında uzman olan bilirkişi heyeti oluşturarak dosyadaki işveren kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak yapılan ödemelerin niteliği belirlenerek; Davacının davalı işverene iade etmediği avans bulunup bulunmadığı veya yapılan ödemelerin davacının talep ettiği hangi alacaklarının karşılığı olduğu hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya koyduktan sonra çıkacak sonuca göre bir karar vermektir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/1806, K. 2013/5514, 3 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama