KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/18245 E., 2013/12873 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Temmuz 2013
Karar Metni
503 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı , davalı işverenin iş akdini haksız olarak feshettiğinden bahisle işe iadesini ve iş güvencesi tazminatlarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının davasının kabulü ile işe iadesine karar verilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanununun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18.maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
İş Kanununun 18.maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanunun 25/II.maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi süresince herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı İş Kanununun 20.maddesinin ikinci fıkrasına göre geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda, davacının işini yeterince titizlikle yapmadığına yönelik söylemler nedeniyle amiri ... tarafından, başka bir işçi olan ...’a davacının işini yapıp yapmadığını denetleme adına kuytu yerlere birkaç parça eşyayı bırakması söylenmiş, işçi ... tarafından bırakılan eşyalar davacı tarafından bulunduktan sonra gece saat 22.30 sularında davacı işçi, amir ...’i arayarak olayı aktarmış ve amiri tarafından bilgisi dahilinde bu işin yapıldığı davacıya bildirilmiştir.
Davacı, ertesi gün vardiya değişimi sırasında bu parçaları bıraktığını varsaydığı işçi ...’a özellikle "gece buldukları malzemeleri bırakana da bıraktırana da ana avrat küfrettiklerini" söylemiştir. Amirinin bu olay nedeniyle aldığı sözlü savunmasında da küfrettiğini ancak küfür içeriğinin başka olduğunu beyan etmiştir.
Davacı işçinin kendisini kontrol amacıyla yapılan bu olaya sinirlenerek küfrettiği ve bu tarz bir kontrolün hatalı olduğu mahkemece kabul edilmiş ise de davacı işçinin olayda açık açık amirlerine küfrettiğinin bilinmesi için, ertesi gün amirine duyurması amacıyla işçi ...’a bizzat söylemesi, iyiniyetli bir davranış olarak yorumlanamaz. Davacı işçinin davranışı işyeri disiplinine aykırı davranış olup, davalı işverenin iş akdini GEÇERLİ NEDENLE feshettiğinin kabulü gerekir.
Bu husus göz ardı edilerek davanın kabulü ile davacının işe iadesine karar verilmesi hatalıdır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle 4857 sayılı Kanun'un 20/3 maddesi gereğince mahkemece verilen kararın bozularak ortadan kaldırılması ve Dairemizce aşağıda yazılı hükmün kurulması gerekmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/18245, K. 2013/12873, 8 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama