KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/1846 E., 2013/5705 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Nisan 2013
Karar Metni
756 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, haftanın 6 günü 08.00-08.30/21.00-22.00 saatleri arasında çalıştığını, ancak fazla mesai alacağının ödenmediğini, 8 yıllık emeğinin boşa gitmemesi için maktu ibranameyi imzalamak zorunda kaldığını belirterek fazla mesai alacağının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, iş akdinin karşılıklı sona erdirilmesine dair protokolde davacıya sadece yasal hakları değil bu yasal haklarının yanı sıra iş akdinin sona ermesi nedeni ile doğabilecek mağduriyetini gidermek amacıyla ekstra bir ödeme ve ayrıca iş akdinin sona ermesinden sonra 6 ay süre ile sağlık sigortası hakkı tanındığını, müvekkili bankanın 08.30-17.00 saatleri arasında mesai yaptığını, fazla mesai yaptığı dönemlerde ücretinin ödendiğini, davacının iş sözleşmesinin sonunda ibraname imzaladığını, davacının Aralık 2001 ve Temmuz 2005 tarihleri arası fazla mesai ve %10 kasa tazminatı, Ağustos 2005 tarihinden itibaren ise görev ve kademe değişikliği nedeniyle yapmış olduğu işlem üzerinden komisyon ve şube komisyonu aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının bu döneme ait ücret bordrolarında fazla mesai adı altında bir ödeme yapılmadığı, ancak bu dönemde, komisyon ve şube komisyonu adı altında ücret bordrolarında ödemeler yapıldığının görüldüğü, davalının da bu ödemelerin davacının normal mesai saatleri dışında yapmış olduğu çalışma karşılığı yaptığı işler nedeniyle prim karşılığı olduğunu, bu yaptığı fazla çalışmaların kendi isteğinden kaynaklandığını ifade ettiği, bilirkişi incelemesine göre davacının günlük 3 saat fazla çalışma yaptığının tespit edildiği,
davalı işverene bankada bulunan imza föylerinin ibrazı için kesin süre tanındığı halde verilen süre içerisinde imza föylerinin sunulmadığı ve hesaplama yapılan dönemlerde fazla mesai ödemesi olarak gösterilen ödeme belgelerinin sunulmadığı, hesaplama yapılan dönemler itibariyle sunulan bordroların imzasız olup bordrolarda şube komisyon adı altındaki ödemelerin, davalı tarafın bu alacak kalemlerinin fazla mesai olarak ödendiği yönünde herhangi bir delil ibraz etmemesi karşısında fazla mesai ödemeleri olarak kabul edilmediği belirtilerek talebin kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacı işçinin fazla mesai çalışması yapıp yapmadığı uyuşmazlık konusudur. Fazla mesai yaptığını ispat yükü işçiye, çalışma olgusunun ispatlanması halinde ücretlerinin ödendiğini ispat yükü ise işverene düşmektedir. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların tanık beyanlarıyla sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalarda bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir.
Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir.
İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda davacı davalı işyerinde 11.07.2001-04.01.2010 tarihleri arasında ilk olarak gişe, daha sonra cari hesaplar ve son olarak da bireysel müşteri hizmetleri yetkilisi olarak çalıştığını ve yapmış olduğu fazla mesailerin ödenmediğini belirtmiştir. Davalı işveren ise dosyaya sunmuş olduğu bordrolarla Ağustos 2005 tarihine kadar davacının çalıştığı pozisyon gereği fazla mesai ve kasa tazminatı ödemesi yapıldığını, bu tarihten sonra ise davacıya yapmış olduğu işlem üzerinden komisyon ve şube komisyonu adı altında ödemeler yapıldığını belirtmiştir.
Bilirkişi raporunda ise 2006-2010 dönemi arası fazla mesai ödemesi yapılmadığı, ancak bu dönemde komisyon ve şube komisyonu adı altında ödemeler yapıldığından bu ödemelerin fazla mesai alacağına karşılık ödendiği belirtilmiştir.
Davacıya ait ücret bordrolarının incelenmesi neticesinde davacıya işe başladığı tarihten Ağustos 2005 tarihine kadar kasa tazminatı ve fazla mesai alacağının ödendiği, bu tarihten itibaren ise değişen miktarlarda komisyon ve şube komisyonu ödendiği sabittir. Davacı tanığı ..., davacı gibi satış temsilcisi olup maaş+prim aldığını, primlerin yapılan satışla ilgili olduğunu, davalı tanıkları ise davacının operasyondaki çalışmasında fazla mesai ve kasa tazminatını aldığı, son dönem satıştaki çalışmasının ise pirime dayalı olduğu, davacının maaş+prim aldığını belirtmişlerdir.
Yapılan yargılama esnasında davacının komisyon ve şube komisyonu adı altında aldığı ödemeleri neye karşılık aldığı açıklığa kavuşturulmamıştır.
Mahkemece davacı asil de bu konuda isticvap edilerek komisyonların neyin karşılığı ödendiği, müstakil satış sonrası ödenen bir meblağ olup olmadığı ve özellikle davacı tanığı olup davacıyla aynı işi yapan tanık ...’in de beyanı gözönüne alınarak araştırılıp çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/1846, K. 2013/5705, 4 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama