KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/18574 E., 2013/18415 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2013
Karar Metni
585 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 178 ada 1 ve 226 ada 15 parsel sayılı sırasıyla 70700,77 m2 ve 17365,70 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak önce eşit paylarla ... ve arkadaşları adına, daha sonra Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan sözedilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Kadastro tespitinden önce davacılar ... ve arkadaşları tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı ... ve ... Belediyesi Tüzel Kişiliği aleyhine açılan tescil davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu 178 ada 1 ve 226 ada 15 parsel sayılı taşınmazların eşit paylarla davacı ... ve arkadaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu 178 ada 1 ve 226 ada 15 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde davacılar ... ve arkadaşları yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dosya içeriğine göre dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişinin beyanları soyut nitelikte gerekçesiz, olaylara dayanmayan sözlerden ibaret olduğu gibi 2004 tarihli keşifte dinlenen
yerel bilirkişi dava konusu 226 ada 15 parsel sayılı taşınmazın davacılar ... ve arkadaşları tarafından dava dışı ... ...'dan satın alındığını ve 30 yıldır davacılar tarafından kullanıldığını, yine 2007 tarihli keşifte dava konusu 178 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ise davacılar ... ve arkadaşları tarafından dava dışı ... satın alındığını, 25 yıldır davacılar tarafından kullanıldığını bildirmişler, tanıklar da davacıların zilyetliğini doğrulamıştır.
Buna karşılık 2012 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ve tutanak bilirkişileri ise dava konusu 178 ada 1 ve 226 ada 15 parsel sayılı taşınmazların davacılar ... ve arkadaşlarının mirasbırakanı ... tarafından ölünceye kadar kullanıldığı, miras bırakanın ölüm gününden sonra 10-12 yıldır davacılar tarafından kullanıldığını dile getirmişler, tanıklar da yine davacıların zilyetliğini doğrulamıştır.
Ne var ki, mahkemece beyenlar arasında ortaya çıkan bu çelişki usulüne uygun olarak giderilmemiştir. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi fen elemanı ve tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde dava ve temyize konu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmazların öncesinde tarafların miras bırakanı ...'na ait olup olmadığı, ait ise mirasçıları arasında usulüne uygun olarak paylaşılıp paylaşılmadığı,
taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi ile taşınmazlar üzerinde kimin zilyet olduğu, hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak tutanak bilirkişileri hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık varsa duraksamasız giderilmeli, uzman bilirkişi fen elemanından keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı,
bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve kesinleşen yönlerde gözetilmek suretiyle sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/18574, K. 2013/18415, 6 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama