KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/19553 E., 2013/15404 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2013
Karar Metni
781 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili davacının davalıya ait işyerinde çalışırken iş sözleşmesinin emeklilik nedeni ile sona erdiğini iddia ederek kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili davacının iddialarının asılsız olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu toplanan delillere göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar taraf vekillerinin temyizi üzerine 9. Hukuk Dairesi'nin 25/05/2010 tarihli ilamında “.... davacının çalıştığını belirttiği “Sebat Restorant” isimli işyerinin kime ait olduğunun belirlenmesi bakımından ticaret odası, ticaret sicil gazetesi v.b. kurum ve kuruluşlara yazı yazılmalı, eğer davalıya ait olduğu anlaşılırsa davacının bu işyerinde çalışıp çalışmadığı,
çalışmışsa bu çalışmanın süresi tespit edilerek davacının davalı yanındaki tüm çalışmasının belirlenmesi suretiyle hüküm kurulması gerekirken, eksik değerlendirmeler içeren bilirkişi raporuna göre karar verilmesi; davacının davalı tarafça sunulan 2002 yılı kasım ayına ait imzalı ücret bordrosunda 8 günlük ücretin 49,92 TL olarak belirtilmesi,
taraf tanıklarının ise davacı işçinin günlük hasılatın %10'unun işçiler arasında paylaştırılması suretiyle elde edilen tutar kadar ücret aldığını, bunun da aylık 700,00 TL ile 1.000,00 TL arasında olduğunu belirtmiş olmaları karşısında, işçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığından, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek,
ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi. SGK Başkanlığının 25.12.2006 tarihli yazısına göre davacıya 01.12.2006 tarihinde yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
Davacının yaşlılık aylığı bağlandığına ilişkin belgeyi işverene verip vermediği araştırılarak faiz başlangıcının bu araştırma sonucuna göre belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde fesih tarihinden faize hükmedilmesi; taraf tanıkları işyerindeki çalışma süreleri hakkında mahkemeye bilgi vermişlerdir.Karara esas alınan bilirkişi raporunda her üç tanığın da davacıdan sonra çalıştığı belirtilerek beyanlarına sırf bu sebepten itibar edilmediği belirtilerek davacının fazla çalışma ücretine hak kazanmadığı değerlendirilmesinde bulunulurken Mahkemece yalnızca söz konusu rapora atıfla hüküm kurulmuş,
hangi gerekçeyle fazla çalışma ücreti talebinin reddedildiği belirtilmemiştir.
Yukarıda da açıklandığı üzere davacı fazla çalışmasını her türlü delille ispat edebilecek olup, davalı iş yerinde çalışmış olmaları sebebiyle işyerinin işleyişi hakkında bilgi sahibi olan tanıkların beyanları karşısında bozma kararının 2 numaralı bendindeki eksikliğin ikmalinden sonra gerekirse tekrar tanıkların ifadelerine başvurarak ve dosyanın yeniden bilirkişiye verilmesi suretiyle davacının fazla çalışmasının bulunup bulunmadığının tespiti yoluna gidilmesi gerekirken, mahkemece gerekcesiz olarak fazla çalışma ücreti talebinin reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkeme bozma kararına uymuş, bozma ilamı doğrultusunda ek hesap raporu aldıktan sonra davanın yeniden kısmen kabulüne ilişkin hüküm kurmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında davacı işçinin emeklilik nedeni ile yaşlılık aylığı almaya hak kazandığına dair belgeyi işverene verip vermediğinin araştırılması istenmiştir. Mahkemenin bu konuda yaptığı araştırmaya göre davacı emeklilik nedeni ile yaşlılık aylığı almaya hak kazandığına dair belgeyi işverene vermemiştir. O halde kıdem tazminatına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bozma öncesi aşamada dosyaya giren bilgi ve belgelere istinaden 01/11/2002 tarihinden itibaren faize karar verilmesi hatalıdır.
3-Davacının fazla mesai yapıp yapmadığı ihtilaflıdır.
Davacı vekili davacının çalıştığı süre içinde fazla mesai yaptığını iddia ederek fazla mesai ücreti istemiştir.
Bozma kararı öncesi hazırlanan bilirkişi raporunda davacının fazla mesai iddiasını ispat için dinlettiği tanıkların davacıdan sonra işe giren kişiler olması nedeni fazla mesai ücreti hesap edilmemiş, mahkemece talebin reddine karar verilmiştir.
Bozma kararında ise davacının hizmet süresine ilişkin eksik araştırmanın yapılmasından sonra gerekirse davacı tanıklarının yeniden dinlenerek bilirkişi incelemesi yaptırılarak talep hakkında karar verilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.
Mahkeme bozma kararına uyup davacı tanıklarını dinlemeye çalışmış ise de bu tanıkların ek beyanlarını almadan takdiri mahkemeye bırakan hesap raporuna itibar ederek davacı yararına 1984-2002 arası dönem için fazla mesai ücretini hüküm altına almıştır.
Mahkeme bozma kararına uyduğuna göre bozmanın gereklerini yerine getirmekle yükümlüdür. Bu nedenle davacı tanıkları yeniden dinlenerek davacının 1984-2002 yılları arasındaki dönemde kendilerinden önce çalışmasına rağmen ne suretle fazla mesai yaptığı konusunda açıklayıcı beyanları alınmalı, daha sonra dosyadaki diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek sonuca varılmalıdır. Şayet bozma kararı gerekleri yerine getirilemiyorsa bunun da nedenleri üzerinde durulmalı ve bu ... mevcut deliller çerçevesinde sonuca gidilmelidir. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
O halde davalı vekilinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/19553, K. 2013/15404, 24 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama