KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/19578 E., 2013/13708 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Eylül 2013
Karar Metni
698 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ve davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili davacının davalı Belediyenin asıl işverenliğinde çeşitli alt işverenler nezdinde çalışırken iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, ödenmeyen işçilik alacaklarının bulunduğunu, bu nedenle Adana 1. İş Mahkemesinde açtıkları davanın kabulle sonuçlandığını, o davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını iddia ederek bakiye kıdem tazminatı ile yıllık izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu toplanan delillere göre asıl davanın kabulüne,birleşen ilave tediyeye ilişkin davanın reddine karar verilmiş, karar davalı vekilinin temyizi üzerine 9. Hukuk Dairesi'nin 06/12/2011 tarihli ilamı ile özetle sair temyiz itirazlarının reddine, ilave tediye alacağı talebinin reddi yerine kabulünün hatalı olduğu gerekçesi ile bozulmuştur.
Maddi hata talebinin reddinden sonra mahkeme, bozma kararına uymuş ve asıl davanın kabulüne, ilave tediye talebine dair birleşen davanın ise reddine karar vermiştir.
Kararı davalı ve davacı vekilleri temyiz etmiştir.
1-DAVALI TEMYİZİ BAKIMINDAN; Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davalı vekilinin sebepleri bildirilmiş olmayan temyiz itirazlarının reddine,
2-DAVACI TEMYİZİ BAKIMINDAN; Bilindiği üzere, her iki tarafın da bozmaya uyulması yönündeki beyanları ve mahkemenin de bozmaya uyma kararı, taraflar yönünden usulü kazanılmış hak doğurur. Usulü kazanılmış hakkın varlığı halinde mahkemece bunun ihlali anlamına gelecek şekilde hüküm kurulamaz.
Daha açık ifadeyle. 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyulması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü meydana gelir.
Usulü kazanılmış hak olarak tanımlayacağımız bu durum mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. Uzun yıllardan beri Yargıtay uygulamaları ve öğretide benimsenen usulü kazanılmış hak müessesi, usul hukukunun dayandığı vazgeçilmez ana temelerinden biridir. Bu kuralın uygulanmasında bazı istisnalar öngörülmüştür.
Bunlara örnek verilecek olursa, mahkemece Yargıtay Dairesi bozma kararına uyulduktan sonra görülmekte olan davaya uygulama imkanı bulunan yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı çıkması, 04.02.1959 gün 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında vurgulandığı üzere hükmüne uyulan bozma kararından sonra göreve ilişkin yeni bir yasal düzenlemenin getirilmiş olması, usulü kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun hükmünün sonradan (hüküm kesinleşmeden önce)Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi,
işin kamu düzenini ilgilendirmesi ve en önemlisi ve somut olayda uygulanması gereken maddi yanılgıya dayanan bozma karaına uyulması hallerinde usulü kazanılmış hak meydana gelmez.
Maddi yanılgıya dayalı bozma kararına uyulmuş olması itibariyle kazanılmış hakkın bulunmadığından söz edilebilmesi için, Yargıtay Dairesinin vardığı sonuç, her türlü değer yargısının dışında hiçbir suretle başka biçimde yorumlanamayacak, tartışmasız ve açık bir maddi hataya dayanıyorsa ve onunla sıkı sıkıya bağlı ise, o takdirde usulü kazanılmış hak kuralının hukuki sonuç doğurmayacağı açıktır
Somut olayda; davacı vekili bozmadan önce mahkemenin 2011/71 Esas sırasına kaydedilen eldeki dava ile, Adana 1. İş Mahkemesinde açılan 2009/736 Esas sayılı ve kesinleşen davada tespit edilen kıdem tazminatı ile yıllık izin alacağının bakiye kısımlarını talep etmiştir. Davacının ilave tediye alacağı talebi yoktur.
Adana 3. İş Mahkemesi'nin 2011/157 Esas sırasında kayıtlı davayı ise ... ... isimli başka bir işçi açmış olup bu davanın 26/04/2011 tarihinde aynı mahkemenin 2011/77 Esas sırasında kayıtlı dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Sözü edilen birleşen dava mahkemenin 2011/77 Esas sırasında kayıtlı dava dosyası yerine eldeki bu dava dosyasi içine konulmuş ve mahkeme bozmaya konu kararında birleşen dava hakkında da karar vermiştir.
9.Hukuk Dairesi'nin 06/11/2012 tarihli bozma kararı ve bozma kararına esas açısından yönelen maddi hata talebini reddeden kararı maddi hataya dayanmaktadır. Zira bozma kararına konu edilen birleşen davayı davacı açmamıştır. Bu nedenle mahkemenin bozmaya uymasına rağmen bozma maddi hataya dayandığından usuli kazanılmış hak oluşturmaz.
Yapılacak iş, yanılgı sonucu eldeki dava dosyası arasına konulan ve mahkemenin 2011/77 Esas nolu dosyası ile birleşen Mahkemenin 2011/157 Esas sırasına kayıtlı dava dosyasının bu dosya arasından çıkarılarak birleştirme kararında esas numarası yazılı aynı Mahkemenin 2011/77 Esas sırasındaki dava dosyasına göndermek olmalıdır.
O halde davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazı kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/19578, K. 2013/13708, 3 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama