KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/21573 E., 2013/18288 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2013
Karar Metni
803 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine, katılan davacı-davalı ... ve davalı ... ile katılan davacı ... ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 129 parsel sayılı 208.875,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak davalı ... ve paydaşları adına paylı olarak tespit edilmiştir. Davacı Hazine dava konusu taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye kalan yerlerden olduğunu öne sürerek tespite itiraz etmiştir.
Yargılama sırasında ... ve arkadaşları miras yoluyla gelen hakka ve tapu kaydına dayanarak taşınmazın bir bölümüne yönelik olarak, ... ve arkadaşları tapu kaydına dayanarak taşınmazın bir bölümüne yönelik olarak, davalı ... tespit tarihinden sonra gerçekleşen harici satın almaya dayanarak, ... ve arkadaşları taşınmazda paydaş olduklarını öne sürerek, ... ise tespit tarihinden sonra gerçekleşen harici satın almaya dayanarak davaya katılmışlardır.
Mahkemece davacı Hazine ile katılan davacıların davalarının reddine, dava konusu taşınmazın davalı ... ve paydaşları adına paylı olarak tapuya tesciline, katılan davacı ... davası hakkında mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine, katılan davacı-davalı ... ve davalı ... ile katılan davacı ... ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı Hazine'nin temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacı Hazine'nin dava ve temyize konu 129 parsel sayılı taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye intikal eden yerlerden olduğu iddiasını kanıtlamayamadığı mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve kararda gösterilen diğer gerekçelere göre davacı Hazine'nin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE, Hazine harçtan muaf olduğundan Hazine'den harç alınmasına yer olmadığına,
2-Katılan davacı-davalı ... ve davalı ... ile katılan davacı ... ...'in temyiz itirazlarına gelince; mahkemece katılan davacı ... ... ve arkadaşlarının tutunduğu Mart 313 (314) tarih 24 sayılı tapu kaydının dava konusu 129 parsel sayılı taşınmaza uymadığı, dava konusu taşınmazın evveliyatında 4 adet taşınmazdan meydana gelip bunların ..., ... , ... ve ... tarlaları olduğu ve bu taşınmazların davalılara intikal ettiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Mahkemece katılan davacı ... ... ve arkadaşlarının tutunduğu tapu kayıtları ile taşınmazların tespitlerine esas alınan ve tarafların tutunduğu tapu kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersiz olduğu gibi taşınmazın tespit tarihi dikkate alınarak zilyetlik yönünden yapılan araştırma dahi yetersizdir.
Bu hususlardan ayrı olarak dosyaya getirtilen bilgi ve belgelere göre tespit tarihinden sonra olacak şekilde dava ve temyize konu taşınmazın tespitine esas alınan 07.03.1947 tarih 38 ve 37 sayılı tapu kayıtlarının 09.12.1965, 23.10.1970 ve 06.10.1959 tarihli,
31 sayılı tapu kaydının ise 06.10.1959 tarihli Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından düzenlenen resmi senetler ile kayden işlem görüp buna dair belgelerin dosyaya gönderilmesine rağmen mahkemece 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 40.maddesindeki yazılı düzenlemeye aykırı olacak şekilde dava konusu taşınmaza uygulanan tapu kayıtlarındaki kayden satışlara tespit tarihinden önce olması gerekçe gösterilerek değer verilmemesi dahi isabetsizdir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle katılan davacı ... ...'in tutunduğu tapu kaydı ile dava konusu taşınmazın tespitine esas alınan tapu kayıtları ve tarafların tutunduğu tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte varsa haritaları da Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, dayanılan kayıtların dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği,
Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, sağ
olan tutanak bilirkişileri, taraf tanıkları ile taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın ya da taşınmazın hangi bölümünün tarafların tutunduğu tapu kayıtlarından hangisi kapsamında kaldığı belirlenmeli,
tapu kayıtlarının taşınmaz ya da taşınmazın aynı bölümüne uyduğunun belirlenmesi halinde önceki tarihli ve doğru temele dayanan tapu kaydına değer verileceği düşünülmeli, somut olayın özelliğine göre zilyetlik araştırması yapılmalı, bu cümleden olarak taşınmazın tespit tarihi esas alınmak suretiyle dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı,
taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, yapılacak araştırma sonucuna göre 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-b ve 13/B-c maddelerinde öngörülen şartların gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli,
bundan sonra 3402 Sayılı Yasa'nın 40.maddesi gözetilerek son tedavül durumu ve bu durumu yansıtır hisse oranı gerektiğinden uzman bir bilirkişiden rapor alınmak suretiyle belirlenmeli ve hüküm sırasında 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 40.maddesinde ki yazılı düzenlemeye istinaden kayden yapılan satışlarla ilgili olarak davaya bakma görevinin Kadastro Mahkemesi'nde olduğu gözetilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/21573, K. 2013/18288, 5 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama