KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/2161 E., 2013/5702 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 4 Nisan 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
493 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı işyerindeki ilk dönem çalışmasında faaliyete son verilerek işten çıkarıldığını, ikinci dönem çalışma da ise 30/06/2007 tarihinde emeklilik nedeniyle iş akdinin sona erdiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... Başarı, babası öldükten sonra davacının yanında çalıştığını, eski borçları veya alacakları ile ilgili beş sene içerisinde kendisine bir şey söylemediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacının ilk dönem çalışması haklı nedenle feshedildiğinin davalı işverence ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının bu dönemle ilgili olarak talep ettiği alacaklarının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ikinci dönem çalışması yönünden ise davacının 06/07/2007 tarihli tahsis talep dilekçesi ile de yaşlılık aylığı bağlanması için kuruma başvurduğu, kurumca davacıya yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verildiğinden kıdem ve yıllık izin alacağının davalı ...'dan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda davacı ilk davasında ilk dönem çalışması yönünden kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti ikinci çalışma dönemi yönünden kıdem tazminatı alacağının hüküm altına alınmasını, bu dosya ile birleşen ikinci davasında ise ikinci dönem çalışması yönünden ücret alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davacı hükme esas alınan bilirkişi raporunda ikinci dönem çalışması yönünden yıllık izin ve ihbar tazminatı alacağının da hesaplanmış olması nedeniyle bu dönem yıllık izin ve ihbar tazminatı alacağını da ıslah dilekçesi ile talep etmiştir.
HMK'nun 176 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. İki taraf da duruşmada hazır iseler ıslah sözlü olarak yapılabilir. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır.
Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur.
Ancak, davacı peşin harç yanında başvuru harcını da yatırarak yeni bir talep de bulunması hallerinde ise bir ek dava olarak nitelendirilme hali olayımız dışındadır. Somut olayda dava tümden ıslah edilmediği gibi ıslah harcı ile birlikte başvuru harcı yatırılmadığından dilekçenin bir ek dava dilekçesi olarak kabulü de mümkün değildir.
Bu alacaklar hakkında dava açma hakkı saklı kalmak kaydıyla yıllık izin alacağına ilişkin ıslah isteminin reddine karar vermek gerekirken bu alacak hakkında hüküm kurularak ıslaha değer verilmiş olması isabetsiz olmuştur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/2161, K. 2013/5702, 4 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama