KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/21978 E., 2013/22226 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2013
Karar Metni
506 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... mirasçılarından ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyiz konusu 115 ada 34 parsel sayılı 4357,33 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davacı ... adına tespit edilmiş, itiraz üzerine Komisyonca davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın bir bölümüne yönelik olarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava ve temyiz konusu taşınmazın komisyon kararı gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... mirasçılarından ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyiz konusu 115 ada 34 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tespit gününde davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği, taşınmazın kadim yaylak niteliğinde olduğundan zilyetlikle iktisap edilemeyeceği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
Bilindiği üzere dava hakkı, kural olarak davaya konu edilen hakkın sahibine aittir.
Hak kazanma koşullarının kendi yararına gerçekleştiğini öne süren ve miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açan davacı tarafın davasının kabulüne karar verilebilmesi için adına tespit yapılan kişi veya kişiler ile aralarında mirasçılık ilişkisinin bulunması taşınmazın ortak miras bırakandan kalması ve yöntemine uygun bir şekilde paylaşılmaması veya paylaşılmışsa taşınmazın davacı tarafa kalması koşullarına bağlıdır.
Terekeye ait bir taşınmaz üzerinde mirasçılarından birinin sürdürdüğü zilyetlik tereke adına sürdürülmüş sayılır.
Kuşkusuz orman, mera, yaylak ve kışlaklar, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kayalar, tepeler, dağlar, deniz, göl ve nehirler, kamu malları, kıyı kenar şeridi içinde kalan ve kanunları uyarınca Devlete kalan taşınmazlar Anayasa ve kanunlarımızla koruma altına alınarak bu gibi taşınmazların özel mülkiyete konu edilmesi yasaklanmış ve hatta bu taşınmazlardan orman ve mera olanların bitki örtüsünün kaldırılması ve işgali suç kabul edilerek ceza yaptırımına bağlanmıştır.
Niteliklerini doğal yollarla kaybetmedikçe veya yetkili idari merciler tarafından nitelikleri değiştirilmedikçe özel mülkiyete konu edilmesi kanunlarla yasaklanmış bu nitelikteki taşınmazlar üzerindeki zilyetliğe, süresi kaç yıla ulaşırsa ulaşsın hukuken değer verilemez ve bu nitelikteki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile edinilemez.
Kadastro sırasında bu nitelikteki taşınmazların gerçek veya tüzel kişiler adına tespit edilmiş olması halinde hak düşürücü süre ile bağlı olmaksızın Hazine'nin dava açma haklı saklıdır. Ancak taşınmazın mirasçılardan biri veya birkaçı adına tespit edilmesi halinde iddia ve savunma ile sınırlı bir araştırma yapılması, mirasçılardan biri yararına yapılan tespitte koşulları varsa dava açan diğer mirasçıların yararlanması gerekir.
3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 30/2.maddesindeki resen araştırma hallerinden biri bulunmadığı sürece mahkemece tespitte saptanan niteliğin dışına çıkılarak taşınmazın niteliği itibariyle zilyetlikle iktisaba elverişli olup olmadığının tartışılmasına olanak bulunmamaktadır.
Somut olaya gelince dava ve temyiz konusu 115 ada 34 parsel sayılı taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tespit sırasında davacı ... adına tespit edilmiş, itiraz üzerine ise Kadastro Komisyonunca davalı ... adına tespit edilmiştir. İddia ve savunma çerçevesinde toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/21978, K. 2013/22226, 16 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama