KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/22137 E., 2013/15463 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava Türü
- İşe İade
Karar Metni
876 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli bir neden olmaksızın feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğinin tespitine, işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklara karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iş akdinin şirket prosedürüne ve çalışma disiplinine aykırı davranışları nedeniyle 4857 sayılı Yasanın 25/II. d maddesine dayanarak işçinin işverene yahut onun aile üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması nedeni ile haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının kendisine isnat olunan tehdit eylemini gerçekleştirdiğine dair davalının bu tanığından başka olayı gören başka bir tanık veya olayı doğrulayan bir tutanak bulunmadığı ancak davacı tanıklarının dahi davalı mağaza müdürü ... ... ile davacı ...'in nişanlısı arasında bir tartışmanın olduğu bu tartışmadan sonra iş yerinde ilişkilerin gerildiğinin bir gerçek olduğu, bu ilişkilerin gerginleşmesinin diğer işten çıkarılan işçiler tarafından mahkemeye açılan 2012/100 Esas ve 2012/108 Esas sayılı dosyalarda da göründüğü,
davacı işçiye 4857 sayılı Yasanın 25/2.maddesi kapsamında isnat olunan eylemlerin davalı işveren tarafından ispatlanamadığı, mağaza müdürü ile davacının nişanlısı arasında yaşananların 25. madde kapsamında değerlendirilemeyeceği, ancak davalı işverenin bir işçisi ile mağaza müdürü işçisi arasındaki ilişkilerin davacı İşçinin nişanlısının haksız hareketi nedeniyle gerilmesinde 4857 sayılı İş Yasasının 18.maddesi kapsamında işçinin davranışlarını gerekçe göstererek iş akdini fesh etmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı,
çünkü işçinin en azından işyerinde olanları yakınlarına yansıtmaması veya yansıtsa dahi yakınlarının işyerine gelerek olumsuz olayların yaşanmasına engel olması yükümlülüğü bulunduğu, davalı işverenin 4857 sayılı Yasanın 25. maddesi kapsamında haklı nedenle fesih hakkı yoksa da 18. madde gereğince geçerli nedenle fesih hakkı bulunduğundan ve davalı işverence davacı işçinin 4857 sayılı Yasanın 18 ve 19.maddeleri gereğince işçinin savunmasını alarak ve fesih nedenini yazılı olarak bildirerek davacının iş akdini feshettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır.
İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur.
Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesih sebebi, işçinin kusurlu bir davranışını şart koşar.
Dosya içeriğine göre davacı ve diğer arkadaşlarının fesih sebebi aynı olup; "iş yeri huzurunun bozulmasını önleyici şekilde davranmadığı, verilen görevleri yerine getirmediği, şirket mağaza kurallarına uygun davranmadığı ve çalışma arkadaşları ile birlikte mağaza yöneticisi ... ...'na "biz seni bu mağazada çalıştırmayız seni de öncekiler gibi göndereceğiz" gibi sözlerle tehdit ederek huzur içinde çalışmasına engel olduğunun 14.02.2012 tarihli tutanak ile tespit edildiği savunmasının yeterli görülmemesi nedeniyle" iş akdinin 25/II-d bendine göre feshedildiği, mahkemece; davacı arkadaşları tarafından açılan davalarda.
Davacıların verilen görevleri yerine getirmediğine ve mağaza Müdürü ... ...'nu tehdit ettiklerine dair işveren adına işyerinde iş ve eylemler yapan mağaza müdürü ... ... beyanı dışında davacıya isnat olunan eylemlerin gerçekleştiğine dair herhangi bir tanık beyanı olmadığı gibi olay tarihinde tutulmuş bir tutanak da bulunmamadığı, iddiaların davalı işverence ispatlanamadığı" gerekçesiyle davacıların işe iadesine karar verildiği, davacılardan ...'ın dosyasının Dairemizin 2013/19905 E., ...'ın dosyasının Dairemizin 2013/19906 E. ve ... ...'in dosyasının ise 2013/21432 E. sayılı ve 02.09.2013 günlü kararlarıyla onandığı anlaşılmaktadır.
Bu dosyada da 13,14/02/2012 tarihli davacı tarafından kabul edilmeyen tutanaklardaki fesih sebepleri ispatlanamadığı gibi davacının nişanlısının mağaza müdürü ile tartıştığına ilişkin olay günü tutulmuş bir tutanak ve ... beyanı dışında tanık beyanı da bulunmamaktadır. Davacının durumunun da emsal işçilerin pozisyonunu ile aynı olduğu anlaşılmakla mahkemece, bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması yerinde görülmemiştir.
Fesih nedenleri davalı işverence ispatlanamadığından davanın kabulü ile davacının işe iadesine karar vermek gerekmiştir.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/22137, K. 2013/15463, 25 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama