KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/2222 E., 2013/4102 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2013
Karar Metni
752 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine
2-Davacı, ilamsız takibe konu işçi alacağının kaynağının Mersin 1. İş Mahkemesinin 2005/1468 Esas 2007/771 Karar sayılı kararı olduğu ve Yargıtay’ın onayından geçerek kesinleştiğini, kıdem ve ihbar tazminatı için zamanaşımı süresinin 10 yıl, diğer alacaklar için de 5 yıl olduğunu bildirerek itirazın iptaline, likit alacak nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir
Davalı, fazlaya dair haklarını saklı tutmasına rağmen davacının ek dava açmadığını alacakların zamanaşımına uğradığını, alacağın likit olmadığını, söz konusu alacaklar yönünden temerrüt oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının işçi alacaklarına yönelik olarak ilamsız icra yoluyla takip başlattığı davalı-borçlu tarafın süresinde takibe itiraz ettiği, davacı-alacaklının süresinde mahkemeden itirazın iptalini talep ettiği, itibar edilen denetime elverişli bilirkişi raporuna göre, davacı alacaklı tarafın takibe koyabileceği
2013/2222 -2013/4102 S/2
miktarın 7.517,23 olduğu, davalı-borçlunun bu miktar için yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, davacı-alacaklı tarafın fazla talebinin ve takibe konu alacağın likit olmaması sebebiyle de icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının yasada gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilir. İcra inkâr tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Özellikle, işçinin kıdemi, ücreti gibi hesap unsurları, işverence bilinen ya da belirlenebilecek hususlardır. 4857 Yasanın 8. ve 28. maddelerinin, işverene bu gibi konularda belge düzenleme yükümü yüklediği de gözden uzak tutulmamalıdır. Ancak, hak tartışmalı ise icra inkâr tazminatına hükmedilemez (Yargıtay HGK. 4.3.2009 gün 2009/ 9-57 E, 2009/ 110 K).
Borçlu belirli bir alacak için yapılan icra takibinde borcun bir kısmına itiraz etmek istediğinde, itiraz ettiği kısmı açıkça göstermek zorundadır. Borçlu buna uymaz ve borcun tamamına itiraz ederse, itirazın iptali davası sonucunda borçlu olduğu miktar bakımından icra inkâr tazminatı ödemekle yükümlüdür
Alacağın likit olması şartıyla, itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım bakımından icra inkâr tazminatına hükmedilmelidir
Bu açıklamalar ışığında somut olayda davacı Mersin 1. İş Mahkemesi’nin Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen 2008/14947 Esas sayılı dosyasında hüküm altına alınan kıdem ve ihbar tazminatı ile ikramiye, boşta geçen süre ile işe başlatmama tazminatı alacaklarının tahsili amacıyla icra takibi başlatmıştır. Söz konusu takibe davalı tarafından yapılan itirazda alacakların zamanaşımına uğradığı ve likit olmadıkları belirtilmiştir.
İtiraz üzerine icra takibinin devamı amacıyla açılan bu davada davacı taraf icraya konu alacakların önceki yargılama esnasında bilirkişi ve mahkeme kararıyla tespit edildiğini bu nedenle likit hale geldiğini belirterek takibin haksız durdurulması nedeniyle icra–inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Gerçekten de Mersin 1. İş Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda tespit edilip hüküm altına alınan ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen dava konusu edilen ikramiye alacağı dışında kalan
2013/2222 -2013/4102 S/3
tüm alacakların zamanaşımına uğramadığı, miktarlarının kesin olduğu ve yargılamayı gerektiren bir durum olmamasına karşın davalı tarafça itiraz edilerek söz konusu icra takibinin durmasına yol açılması nedeniyle mahkemece somut olayda davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken reddine karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur.
3-Davacı 418,23 TL ikramiye, 102,17 TL birikmiş faiz için takip yapmış açtığı kısmi davada alınan bilirkişi raporunda ikramiye alacağı TİS'nin 28.maddesine göre Ocak 2005 ayındaki ücrete göre hesaplanmıştır. Davalı ilamsız icra takibine karşı verdiği itiraz dilekçesinde alacakların zamanaşımına uğradığını ileri sürmüş, açılan bu davada da süresi içinde zamanaşımı savunmasında bulunmuştur.
Yapılacak İş TİS getirtilerek TİS'nin 28.maddesine göre ikramiyenin ödeme tarihi belirlenerek davalının zamanaşımı savunması incelenip çıkacak sonuca göre bir karar vermektir. Davalının zamanaşımı savunması hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması isabetsiz olmuştur.
4-Mahkemenin kabul şekli bakımındanda. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve reddedilen miktar yönünden davalı yararına 1200,00 TL avukatlık ücretine hükmedilmiştir.
Davacının fazla talep ettiği ve mahkemece reddedilen miktarın 4 aylık boşta geçen süre alacağının faizinin davacı tarafça icra dosyasında 907,40 TL olarak talep edilmesi, yapılan yargılamada ise bu faiz miktarının 802,10 TL tespit edilmesinden kaynaklanan 105,30 TL ile işe başlatmama tazminatının birikmiş faizinin 370,24 TL olarak takipte talep edilmesi ancak faiz miktarının 314,17 TL olarak tespit edilmesinden kaynaklanan 56,07 TL olmak üzere toplam 161,37 TL olduğu anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca mahkemece reddedilen miktar 161,37 TL olmasına rağmen karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre 161,37 TL'na hükmedilmesi gerekirken reddedilen miktarı aşacak şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi de hatalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/2222, K. 2013/4102, 21 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama