KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/231 E., 2013/15450 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2013
Karar Metni
1.148 kelime·6 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 121 ada 2, 122 ada 16, 17, 21, 125 ada 1, 126 ada 3 ve 125 ada 6 parsel sayılı sırasıyla, 328,95 m2, 23,85 m2, 199,31 m2. 101,72 m2.
799,46 m2, 368,39 m2 ve 658,20 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına, 122 ada 22 parsel sayılı 2.199,21 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise aynı nedenlere dayanılarak eşit paylarla davalı ... ile ..., ... ve ... adlarına tespit edilmiştir.
İtirazı Kadastro Komisyonunca reddedilen davacı ..., dava konusu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı ... oğlu ...'tan kaldığını ve paylaşılmadığını öne sürerek tespit maliklerine yönelik ayrı ayrı dava açmış ve dava dosyaları birleştirilmiştir.
Yargılama sırasında Çamlıhemşin Kadastro Mahkemesi'nin 2009/223 Esas sayılı dava dosyası sonucu dava konusu 121 ada 2, 122 ada 16, 17 ve 21 parsel sayılı taşınmazlar eşit paylarla ..., ... ... ..., ... ... ... ve ... adına, 122 ada 22, 125 ada 6 ve 126 ada 3 parsel sayılı taşınmazlar ise eşit paylarla ..., ... ... ..., ... ... ... ve ..., ..., ... ..., ... ... ve ... adına hükmen tescil edilmiştir.
Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm; davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 121 ada 2, 122 ada 16, 17, 21 ve 22, 125 ada 1, 126 ada 3 ve 125 ada 6 parsel sayılı taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı ... oğlu ...'tan kaldığı ve mirasçılar arasında terekenin paylaşılmadığı kabul edilmek suretiyle davanın reddine yönelik hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; mahkemece dava konusu taşınmazlardan 121 ada 2, 122 ada 16, 17, 21 ve 22, 126 ada 3 ve 125 ada 6 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanak asılları getirtilmeden hüküm kurulduğu gibi, temyiz incelemesine gönderilen ve Daire'nin 2013/7333 Esas numarasını alan Mahkeme'nin 2009/240 Esas ve Daire'nin 2012/6877 Esas numarasını alan Mahkeme'nin 2009/238 Esas sayılı dava dosyalarında da davacı ... olmasına ve Mahkeme'nin 2009/238 Esas sayılı dava dosyasında kök mirasbırakan ...,
Mahkeme'nin 2009/240 Esas sayılı dava dosyasında ise ortak mirasbırakan ... oğlu ... terekesinin paylaşılmadığı iddia edilmesine karşın mahkemece aralarında irtibat bulunan bu dava dosyaları eldeki dava dosyası ile birleştirilmemiş, davacının paylaşmaya dayandığı dikkate alınarak aynı terekeye dahil davalı başka taşınmazlar olup olmadığı araştırılmamış, terekeye dahil davalı başka taşınmazlar var ise dava dosyalarının birleştirilmesi gerektiği düşünülmeden karar verilmiştir.
Ayrıca Daire'nin 2013/7333 Esas sayılı dava dosyasında yapılan eksik iade sonucunda gönderilen Tapu Sicil Müdürlüğü cevabından, dava konusu 121 ada 2, 122 ada 16, 17, 21 ve 22, 126 ada 3 ve 125 ada 6 parsel sayılı taşınmazların Mahkeme'nin 2009/223 Esas sayılı dava dosyasında davalı olduğu ve eldeki dava dosyasının yargılaması sırasında 2009/223 Esas sayılı dava dosyasının karara çıkması sonucu, dava konusu 121 ada 2, 122 ada 16, 17 ve 21 parsel sayılı taşınmazların eşit paylarla ... oğlu ..., ... oğlu ... ... ..., ... oğlu ... ... ... ve ... oğlu ... adına, dava konusu 122 ada 22,
125 ada 6 ve 126 ada 3 parsel sayılı taşınmazların ise eşit paylarla ... oğlu ..., ... oğlu ... ... ..., ... oğlu ... ... ... ve ... oğlu ..., ... oğlu ... ..., ... oğlu ... ..., ... Kızı ... ve davalı ... oğlu ..., adına hükmen tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkeme'nin 2009/223 Esas sayılı dava dosyasında davacı ...'ın taraf olmadığı bu nedenle hükmün davacı açısından kesin hüküm oluşturmayacağı gözetilmeden davalı ... oğlu ... haricinde, adına tescil kararı verilen diğer kişiler davaya dahil edilmeden hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi ayrıca mahkemenin uyuşmazlığın esası hakkında yaptığı araştırma dahi yetersizdir. Yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
Kural olarak öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre davada taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir. Taraf teşkili sağlanmadan karar verilemez.
O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davaya konu 121 ada 2, 122 ada 16, 17, 21 ve 22, 126 ada 3 ve 125 ada 6 parsel sayılı taşınmaza ait tutanak aslı davalıdır şerhi verdirilerek dosyaya getirtilmeli, eğer taşınmaz davalı ise dava dosyalarının birleştirilmesi gerektiği düşünülmeli, bu taşınmazlar hakkında tecil hükmü kurulan Mahkeme'nin 2009/223 Esas sayılı dava dosyası Tapu Sicil Müdürlüğü'nden getirtilmeli ve adına tescil hükmü kurulan yukarıda isimleri belirtilen kişilere dava dilekçesi ile duruşma günü 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesi uyarınca yöntemine uygun şekilde tebliğ edilmeli,
davaya dahil edilen mirasçılar yargılamaya geldiğinde kendilerinden davaya karşı diyecekleri, delilleri sorulup saptanmalı, gösterecekleri deliller toplanmalı, bu yolla husumet yaygınlaştırılarak davada taraf koşulu oluşturulmalıdır.
Bundan sonra mahkemece tarafların kök mirasbırakanı ...'in ve ... oğlu ...'un tüm mirasçılarını gösterir nüfus kaydı getirtildikten sonra ... ve ... oğlu ... terekesine dahil dava dışı başka taşınmazlar olup olmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, görülmekte olan davalar bulunduğu takdirde bu dava dosyaları ile Daire'ce aralarında irtibat bulunduğu anlaşılan Mahkemenin 2009/238 ve 240 Esas sayılı dava dosyaları eldeki dava dosyası ile birleştirilmelidir.
Daha sonra, dava konusu taşınmazların tarafların ortak mirasbırakanı ...'a babası ...'den miras yoluyla kalıp kalmadığı belirlenerek, taşınmazların miras yoluyla ...'den kaldığının anlaşılması halinde ... terekesinin, ...'un taşınmazları miras dışı yolla iktisap ettiğinin anlaşılması halinde ise ortak miras bırakan ...'un ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır.
Kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının, kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır. Saptanan dava niteliği ile az yukarıda vurgulanan hukuksal olgular dikkate alınarak yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel
ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde, taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ... mi yoksa ... mu olduğu sorulup saptanmalı, kök mirasbırakan ... ise ...'in ölüm gününden sonra, ... ise ...'un ölüm gününden sonra mirasçıları tarafından yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp yapılmadığı,
yapılmış ise taşınmazların hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda bilgi alınmalı, diğer mirasçı ya da mirasçıların, miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, uyuşmazlığın niteliğine göre,
deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı gözönünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/231, K. 2013/15450, 25 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama