KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/24250 E., 2013/18873 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Kasım 2013
Karar Metni
598 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından iş sözleşmesinin feshi için gösterilen ve ileri sürülen gerekçelerin geçerli ve haklı nedene dayanmamakta olduğunu, davacının işyerinde ambar işçisi olarak çalıştığını, bu işin teknolojik sistemine bağlı olmadığını belirterek feshin geçersizliğinin tespitine, işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklara karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının çalıştığı birimin yeniden yapılandırıldığını,ayrıca fesihte davacının verimsizliği ve aldığı ihtarların da dikkate alındığını feshe son çare olarak başvurulduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, "Davalı işverenin, reorganizasyon ile açığa çıkan 50 kişilik norm kadro fazlalığının yeniden yapılandırma sürecine dahil edilmeyen başka birimlerde ya da bağlı başka kuruluşlarında değerlendirme hususunda objektif bir çalışmasının bulunmadığı, fesihten sonraki 2012 Eylül ve Ekim aylarında 16 yeni personelin işe alındığı,
aldığı işletmesel karar sonucu, davacının istihdam fazlası olduğunu, bu kararı tutarlı şekilde uyguladığını, feshin kaçınılmazlığını ve feshe son çare olarak başvurulduğunu ispatlayamadığı gibi işverenin işçinin yetersizliğine, davranışlarına veya işin, işyerinin ve işletmenin gereklerine dayalı bir geçerli nedeni ispatlayamadığı, davalı işverenin belirtilen nitelikleri taşıyan bir performans değerlendirme sistemi oluşturmadığı, dolayısı ile yaptığı değerlendirmenin objektif olmadığı, belirtilen nedenlerin soyut kaldığı, davacı işçiye savunmasını yapması için makul süre
verilmediği ve savunma isteminin usulüne uygun olmadığı, Davacıya daha önce değerlendirilmiş bir eylem nedeniyle 2. kez ceza verilmesinin yerinde olmadığı, bu nedenlerle feshin geçerli nedene dayanmadığı" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, en son stok kontrol işçisi (ambar işçisi) olarak çalışan davacının, alınan işletmesel karar uyarınca aynı birimde istihdam fazlası olan 19 işçi arasında olduğu anlaşılmıştır.
Feshin yapıldığı Eylül ayında işletmeye 14, takip eden Ekim ayında ise 2 yeni işçi alındığı görülmüştür.
Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda bu husus belirtilmekle birlikte 2012 yılı Eylül-Kasım döneminde işyerine toplam 16 yeni işçi alımı olduğu, buna karşılık 49 işçi çıkışı bulunduğu da belirtilmesine rağmen işe alınan 16 yeni işçinin hangi birimlere hangi görev/unvanla alındıkları, işletmenin büyüklüğü karşısında işe alınan ve çıkan işçi sayısı gözetildiğinde bu hususun fesih üzerindeki etkileri üzerinde durulmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca yine davacının çalıştığı birimde alınan işletmesel karar uyarınca istihdam fazlası olduğu anlaşılan 19 işçi arasında iş akti feshedilmeyen ve halen davalı işyerinde çalışan olup olmadığı, bu işçilere yeni bir iş teklifinde bulunulup bulunulmadığı da tereddütsüz bir şekilde belirlenmemiştir.
Sunulan organizasyon şemalarından ve alınan işletmesel karardan anlaşıldığı üzere işyerinde 3 olan tesellüm memuru pozisyonunun 4 kişiye çıkarıldığı görülmekle; bu birime alınan 4. tesellüm elemanının şirket içi nakil suretiyle mi yoksa yeni işçi alımı ile mi alındığı üzerinde durulmamış, davacının bu unvan/görevde çalışmasının mümkün olup olmayacağı ayrıntılı şekilde irdelenmemiştir.
Son olarak davacının, davalı işyerinde önce Sosyal İşler Müdürlüğünde işe başlayıp, daha sonra Sinter... Müdürlüğünde devam ettikten sonra fesihten kısa süre önce Stok Kontrol Müdürlüğüne getirildiği düşünüldüğünde toplamda davalı işyerinde yaklaşık 10 yıl civarında hizmetinin bulunduğu, önceki görev yaptığı birimlerde ya da işverenin bir başka biriminde değerlendirilmesinin mümkün olup olmadığı, mümkün olması halinde hangi birimde ve hangi unvanda değerlendrilebileceği ve söz konusu birimdeki fesih öncesi ve sonrası işçi hareketlerinin nasıl olduğu üzerinde de durulmamıştır.
Hal böyle olunca; işletmesel karar uyarınca yapılan feshin geçerli olup olmadığı tereddütsüz bir şekilde belirlenmemiştir.
Mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar araştırılarak ve gerekirse yerinde yeniden bilirkişi incelemesi de yaptırılarak
davacının istihdam fazlası olup olmadığı, işletmesel kararın tutarlı ve keyfilikten uzak şekilde uygulanıp uygulanmadığı ve özellikle de feshin son çare olup olmadığı hususları tereddütsüz bir şekilde belirlendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozma nedenidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/24250, K. 2013/18873, 11 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama