KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/24285 E., 2013/18419 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2013
Karar Metni
826 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 102 ada 45 parsel sayılı 253,30 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... kızı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı ...'ye ait 07.05.1950 tarih ve 539, 540, 541, 542 ve 543 sayılı tapu kayıtlarının ve ecrimisil belgelerinin çekişmeli taşınmazı kapsamadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermek için yeterli bulunmamaktadır.
Temyiz incelemesi için Dairemiz'e gönderilen aynı köye ilişkin dava dosyalarının incelenmesinde; dava konusu 102 ada 45 parsel ile dava dışı 102 ada 32, 33 ve 46 parsel sayılı taşınmazların keşfinin birlikte yapıldığı ve dava dosyalarının karar aşamasında tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedildiği, mahkemece yapılan keşif sırasında dava konusu 102 ada 45 parsel ile dava dışı 102 ada 32, 33 ve 46 parsel sayılı taşınmazların tamamına 07.05.1950 tarih ve 539, 540, 541, 542 ve 543 sayılı tapu kayıtlarının uygulandığı anlaşılmaktadır.
Ancak, davacı ...'nin, 09.03.2010 havale tarihli dava dilekçesinde bu taşınmaz yönünden sadece 07.05.1950 tarih ve 539 sayılı tapu kaydına dayandığı görülmektedir. Dolayısıyla, davacının bu parsel yönünden tutunduğu 07.05.1950 tarih ve 539 sayılı tapu kaydının uygulaması yetersiz kalmıştır. Yine temyiz incelemesi için gönderilen dava dosyalarının incelenmesinden davacının aynı
tapu kaydına dayanarak açtığı başka derdest davalar da olabileceği anlaşılmaktadır. Davacı ...'nin sunduğu ecrimisil belgelerinin dava konusu taşınmaza ait olup olmadığı yönündeki araştırma ve zilyetlik araştırması da yetersizdir. Böylesine yetersiz araştırma ile karar verilemez.
Mahkemece doğru sonuca ulaşabilmek için, davacı ... tarafından dayanılan 07.05.1950 tarih ve 539 sayılı tapu kaydının dava dışı başka taşınmaz ya da taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, bundan ayrı olarak davacı ...'nin aynı tapu kaydına dayanarak açtığı derdest tüm dava dosyaları da saptanmalı, dava konusu taşınmazla birlikte varsa tapu kayıtlarının revizyon gördüğü taşınmazları, Hazinenin aynı tapu kaydına dayandığı tüm taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli,
Hazinenin aynı tapu kaydına dayanarak açtığı derdest dava dosyalarının ve dayanılan kayıtların revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptanan taşınmazlara ait dava dosyalarının usul kanunu hükümleri uyarınca birleştirilmesi gerekip gerekmediği hususu üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun dava ekonomisi ve kaydın kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, bundan sonra Hazinenin aynı tapu kaydına dayandığı taşınmazlar, varsa Hazinenin dayandığı tapu kaydının revizyon gördüğü taşınmazlar ve dava konusu taşınmaz bir bütün olarak düşünülüp,
bu taşınmazların tamamına dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar, davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli; daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca dayanılan 07.05.1950 tarih ve 539 sayılı tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada kayıtların revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar özellikle gözönünde tutulmalı,
kayıtlarda ve tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda gösterilen ve bilirkişi ve tanıklar tarafından tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazın dayanılan tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı
duraksamasız saptanmalı, dava konusu taşınmazın tümü ya da bir bölümünün dayanılan tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz ya da taşınmaz bölümleri için davalılar yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde öngörülen kısıtlamalar da dikkate alınarak yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, yine davacı ...'nin dayandığı ecrimisil belgesi ve krokilerinin dava konusu taşınmaza ait olup olmadığı sorulup saptanmalı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı,
taşınmazın özel kanunları gereği Hazineye intikal eden taşınmazlardan olup olmadığı bu bağlamda kaçak-yitik kişilerden kalıp kalmadığı da araştırılmalı, taşınmazın kaçak-yitik kişilerden Hazineye intikal eden taşınmazlardan olduğunun anlaşılması halinde bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne kadar olursa olsun hukukça bir değer ifade etmeyeceği düşünülmeli, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye,
bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, ziraatçi bilirkişiden taşınmazın özelliğini, niteliğini, eğimini, toprak yapısını, bitki örtüsünü, kullanım durumunu, komşu parseller ile arasında ayırıcı unsur olup olmadığını belirtir, bilimsel verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın farklı yön ve açılardan fotoğrafları çektirilmeli, mahkemece yapılacak gözlem tutanağa geçirilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/24285, K. 2013/18419, 6 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama