KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/2469 E., 2013/7216 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Nisan 2013
Karar Metni
843 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı kamu iktisadi teşebbüsü olan Türk Telekom A.Ş.'de mühendis kadrosunda sözleşmeli olarak çalışmaktayken, şirketin özelleştirilmesi sonucu 406 Sayılı Yasanın 22. maddesi çerçevesinde nakle tabi personel olarak 27/08/2008 tarihinde Devlet Personel Başakanlığı'na bildirilerek 27/11/2008 tarihinde İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlar statüsünde atamasının yapıldığını, Resmi Gazetenin 2006/3 Sayılı Tebliği ve Devlet Personel Başkanlığı'nın 26361 sayılı yazısından da anlaşılacağı üzere Yüksek Planlama Kurulu Kararına istinaden,
karar kapsamında bulunan sözleşmeli ve kapsam dışı personele %2,32 oranında artış yapılmasına ve bu kararın 9. maddesinde yer alan 80,00.-TL ek ödemenin 82,50.-TL'ye yükseltilmesine karar verildiğini, ancak ataması esnasında maaş nakil il-muhaberinde Türk Telekom A.Ş. tarafından 2006 yılının ilk altı ayında Devlet Memurlarının almaya hak kazandığı bahse konu ödemelerin yapılmadığını, öte yandan Van Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 15. Bölge Müdürlüğünün, Aydın Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünün benzer durumdaki personele yaptığı uygulamanın enflasyon fark bordrosundan anlaşıldığını,
Aydın 1. İdare Mahkemesinin davacı Ramazan Noyan ve Kadir Altunel, Anlatya 2. İdare Mahkemesinin davacı Ahmet Saraç lehine verilen kararın konusu itibariyle emsal teşkil ettiğini, bu nedenlerle naklen atandığı tarih göz önüne alınarak mahrum bırakıldığı 40+40 denge tazminatı ve %2,32 'lik enflasyon./..
artışının geriye dönük yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesine ve bundan sonraki dönemlere ait maaşına ilave edilmesine, yargı giderlerinin dava açılmasına sebebiyet veren davalı idareye tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulü ile 1.989,02.-TL net aylık ücret ile 01/01/2006-27/02/2008 tarihinde talep edilebilecek ek ödeme toplamı olan 3.131,29.-TL brüt alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Danıştay İdari Dava Daireleri’nin 07.04.2011 gün ve 2011/55-205 sayılı kararına göre “yasal düzenleme ile Türk Telekom A.Ş.'nin özelleştirilmesi sonucunda, işlevsel görevlerde bulunan ve ikamesi kısa sürede imkansız personelin isteklerine bağlı olarak makul bir süre kamu görevlerinden aylıksız izinli sayılarak özel hukuk tüzel kişisinde çalışmalarına olanak sağlandığı,
söz konusu personelin, aylıksız izinli olarak geçen sürede kamu personeli statülerinin devam ettiği, İmtiyaz sözleşmesi ile bir kamu hizmetini yürütmek hakkını elde eden davalı şirkete, devir sonrasında yetişmiş personel yetersizliği nedeniyle doğabilecek aksaklıkların önüne geçilebilmesi için, 406 sayılı Yasa hükümleri ile tanınan ayrıcalıkların sonucu olarak da, bünyesinde belli süre ile çalışmaya devam eden söz konusu personelin kamu kurumlarına naklen atanmasının sağlanması amacıyla kimi görevler yüklendiği, 406 sayılı Yasa hükümleri uyarınca davalı şirket tarafından, hak sahibi personelinin Devlet Personel Başkanlığına bildirmesi,
bildirim ile beraber personelin nakledileceği kamu kurumunda yararlanacağı parasal haklara esas olmak üzere memur maaş nakil ilmühaberi düzenlenmesi, personelin ilişiğinin kesilmesi gibi işlemler bulunduğu, bu işlemlerin idare hukuku alanında hukuki sonuçlar doğurduğu ve ilgili personelin nakledilecekleri kurumdaki statülerini, özlük ve parasal haklarını belirlediği,
söz konusu işlemlerin kamu personeli hakkında ve idare hukuku alanında tesis edilmiş birer idari işlem niteliğinde oldukları, davalı şirketin, Telekomünikasyon Kurumu ile Türk Telekom arasında imzalanan “Telekomünikasyon Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin İmtiyaz Sözleşmesi” ile belli bir kamu hizmetini yürütmek görev ve yetkisi ile donatıldığı, bu görev ve yetkiler dahilinde bazı kamusal ayrıcalıkları ve yükümlülükleri bulunduğu,
belirtilen statüsü ve özel yasa hükümleri gereğince bazı kamusal ayrıcalıklara ve yükümlülüklere sahip olması nedeniyle davalı şirketin, herhangi bir özel hukuk tüzel kişisinden farklı bir hukuki statü içinde bulunduğu, bu durumda, imtiyaz sözleşmesi ile bir kamu hizmetinin yürütmekle görevli ve yetkili kılınması nedeniyle, diğer özel hukuk tüzel kişilerinden farklı olarak kimi kamusal ayrıcalıklara ve yükümlülüklere tabi olan, 406 sayılı Yasa hükümleri ile,
kamu kurumlarına nakil hakkı bulunan personeli ile ilgili olarak bazı kamusal görevler yüklenen davalı şirketin, belirtilen görevleri kapsamında tesis ettiği işlemlerin idari işlem niteliğinde olduğu ve bu işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargının görevinde bulunduğu” kabul edilmiştir.
Görev kamu düzenindendir ve yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır. Danıştay İdari dava Dairelerinin gerekçeleri Dairemizce benimsenmiştir. Gerçekten özelleştirmeden önce statü hukuku hükümlerine tabi davacı niteliğindeki personel, özelleştirme sonrası belirli bir süreliğine davalı ile özel hukuk hükümlerine tabi olarak iş sözleşmesi kapsamında çalıştırılmakta, nakledildiğinde tekrar statü hukuku kapsamına girmektedir.
Davacının iş sözleşmesi ile çalıştığı dönemde, davalı şirkete davacının ücreti konusunda “artış oranının, kamudaki memur maaş artış oranında” olacağı yönünde yükümlülük getirildiği gibi 406 sayılı Yasa hükümleri uyarınca davalı şirkete, hak sahibi personeli Devlet Personel Başkanlığına bildirmesi, bildirim ile beraber personelin nakledileceği kamu kurumunda yararlanacağı parasal haklara esas olmak üzere memur maaş nakil ilmühaberi düzenlenmesi, personelin ilişiğinin kesilmesi gibi işlemler yaptırıldığı görülmektedir.
Bu işlemler idare hukuku alanında hukuki sonuçlar doğurduğu ve ilgili personelin nakledilecekleri kurumdaki statülerini, özlük ve parasal haklarını belirlediği, dava konusu işlemlerin kamu personeli hakkında ve idare hukuku alanında tesis edilmiş birer idari işlem niteliğinde oldukları açıktır. İdari işlemlerle ilgili uyuşmazlığın ise adli yargı yerinde değil, idari yargı yerinde çözümlenmesi gerekir. (HGK'nun 2012/9-1518 Esas sayılı kararı) aynı yöndedir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/2469, K. 2013/7216, 22 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama