KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/3023 E., 2013/7073 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 18 Nisan 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
649 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, 1984 yılından beri davalı işyerinde çalıştığını, 2007 yılında o zamanki adıyla ... Redüktör isimli şirketten 15.000,00 TL parayı kıdem tazminatına esas olmak üzere aldığını, gerisini de emekli olduğun da ödeneceğinin söylendiği, daha sonra da ...
Redüktör'e 2008 yılında ortak geldiğini ve şirketin isminin değiştiğini ancak aynı yerde çalışmaya devam ettiklerini, ancak daha sonra haklı bir neden olmadan 22.12.2010 tarihinde iş akdinin feshedildiğini, tazminatların ödenmesi ile ilgili olarak 23.12.2010 tarihli protokol hazırlandığı halde davalı işverenin tazminatlarını ödemediğini kendisine sadece ...
Redüktör'de çalıştığı sürelere ilişkin olduğundan bahisle bir protokol imzalattırdığını ve bu protokole bağlı olarak belirtilen kıdem ve ihbar tazminatı adı altında parayı ödediklerini, ancak diğer şirkette çalışmalarına ilişkin olarak kıdem tazminatını istediğinde onlarla ilgili herhangi bir ödeme yapamayacaklarını söylediklerini ileri sürerek mahkemeden kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının ödetilmesini talep etmiştir.
Davalı savunmasında, şirketin 14.05.2009 tarihinde kurulduğunu bu nedenle davacının 14.05.2009 tarihinden önce şirkette çalışmasının mümkün olmadığını, davacıyla yapılan protokol gereği kıdem ve ihbar ödemesi konusunda anlaşıldığını, ... Redüktör Şirketinin işlerinin kötü gitmesi nedeniyle davalı şirketin yetkilisi olan Tuncay Kanar'ın ortak olarak işi devraldığı ve tüm işçilerin bu işyerinde çalışmaya devam ettiğini beyan etmeleri nedeniyle davacının çalışmasının 15/05/1984 ile 22/12/2010 tarihleri arasında aynı işyerinde gerçekleştiğinin kabul edildiği bu nedenle daha önceden ödenen kıdem tazminatı miktarı düşüldükten sonra kıdem ve ihbar tazminatı hüküm altına alınmıştır.
İşverene ait bir ya da birkaç işyerinde belli bir süre çalışmış bir işçinin, işini kaybetmesi halinde, işinde yıpranması, yeni bir iş edinmede karşılaşacağı güçlükler ve işyerine sağladığı katkı gözönüne alınarak, geçmiş hizmetlerine karşılık işveren tarafından işçiye kanuni esaslar dahilinde verilen toplu paraya “kıdem tazminatı” denilmektedir. Kıdem tazminatının koşulları, hesabı ve ödeme şekli doğrudan İş Kanunlarında düzenlenmiştir.
Kıdem tazminatı, feshe bağlı haklardan olsa da, iş sözleşmesinin sona erdiği her durumda talep hakkı doğmamaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 120'nci maddesi hükmüne göre, yürürlükte bırakılan 1475 sayılı Yasanın 14'üncü maddesinde, kıdem tazminatına hak kazanabilmek için işçinin işverene ait işyerinde en az bir yıl çalışmış olması gerekir.
İşçinin en az bir yıllık çalışması aynı işverene ait işyeri ya da işyerlerinde geçmiş olmalıdır. Kural olarak aynı guruba ya da holdinge bağlı farklı tüzel kişiliği haiz şirketlerde geçen hizmetlerin birleştirilmesi mümkün değildir. Ancak çalışma hayatında işçinin sigorta kayıtlarında yer alan işverenin dışında başka işverenlere hizmet verdiği, yine işçinin bilgisi dışında birbiri ile bağlantısı olan işverenler tarafından sürekli giriş çıkışlarının yapıldığı sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Farklı işverenler nezdinde geçen sürelerin kıdem tazminatı hesabı noktasında birleştirilebilmesi için işyeri devri, hizmet akdi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi ve birlikte istihdam olgularının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği çok sayıda kararda vurgulanmıştır.
Somut olayda, davacının 1984 yılından 2008 yılına kadar ... Redüktör'de, daha sonra şirketin devredilmesi sonucu davalı ... Rödüktör'de aralıksız çalıştığı ve iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanılacak şekilde sona erdiği taraflar arasında uyuşmazlık dışıdır.
Taraflar arasında imzalanan 23.12.2010 tarihli protokol başlıklı belgede davacıya 4 taksit de 1.158,00 TL kıdem tazminatı ödenmesi kararlaştırılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıya ait banka hesap ekstresinden 14.01.2011 tarihli 791.00 TL‘lik ve 15.02.2011 tarihinde 500,00 TL’lik kıdem tazminatına mahsuben ödeme yapıldığı belirtildiğinden bu miktarlar hesaplanan kıdem tazminatı alacağından mahsup edilmiştir.
Ancak davalı temyiz aşamasında davacıya kıdem tazminatı adı altında 15.03.2011 tarihinde 500,00 TL 15.04.2011 tarihinde 500,00 TL‘lik ödemeler yapıldığına dair Garanti Bankasının 07.05.2012 tarihli yazısını sunmuştur. Borcu sükût ettiren itiraz niteliğindeki bu belgelerin yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerekir. Ödenen tutarların kıdem tazminatından mahsubu gerekmektedir.
O halde mahkemece bu ödeme belgelerinin dikkate alınarak çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi için karar bozulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/3023, K. 2013/7073, 18 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama