KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/3254 E., 2013/9737 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2013
Karar Metni
583 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve arkadaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davalıların davacı ...'nin kardeşi ...'ın mirasçıları oldukları tarafların ortak miras bırakanı Tıreyf Noğay'ın malik olduğu tapulu taşınmazların 28.8.1974 tarihli ve 2064 yevmiye numaralı vekaletnameye istinaden vekil ... aracılığı ile 14.12.1976 tarihinde vekilin eşi olan davalı ... (...) ve birlikte yaşadığı müşterek çocuklarının annesi ...'a satış suretiyle temlik ettiği, satın alan ... ve ...'nin ise aynı taşınmazları vekil ... mirasçıları davalı ... ve ...'a 25.06.1980 tarihinde sattıkları anlaşılmaktadır.
Davacı, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasına dayanmıştır. Gerçekten de, vekalet görevinin kötüye kullanılması davaları herhangi bir hak düşürücü süre veya zamanaşımına tabi olmaksızın her zaman açılması olanaklı davalardır.
Bilindiği üzere; Borçlar Kanununun temsil ve vekalet bağıtını düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.
Borçlar Kanununda sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 390/2 maddesinde "vekil, müvekkiline karşı vekaleti hüsnüniyetle ifa ile mükelleftir..." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.
Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi, vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur.
Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu gözardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin birinci fıkrası uyarınca sorumlu olur.
Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi Medeni Kanunun 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz. Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, Medeni Kanunun 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir.
Söz konusu Yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) gözönünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
Somut olaya gelince, vekil ... temlike konu edilen taşınmazları eşi ... ve müşterek çocuklarının annesi ...'a satmış, alıcılar ise vekilin sözleşme tarihinde yaşları küçük olan evlatları davalı ... ve ...'a satmışlar, hatta satış tarihinde yaşları küçük olan davalıları velayeten vekil ... temsil etmiştir.
Hal böyle olunca, somut bu hususlar yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde vekalet görevinin kötüye kullanıldığı mahkemece yapılan uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/3254, K. 2013/9737, 27 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama