KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/3519 E., 2013/2045 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mart 2013
Karar Metni
895 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi gereği düşünüldü:
Davacı, işçisi olarak görev yapan davalının işyerinde kullandığı 34 ... plakalı araç ile 16.11.2008 günü gece saat 22.00 sularında trafik kazasına karıştığını ve davalının olay sırasında 0.62 promil alkollü olduğunu, davalının kullandığı araçta meydana gelen hasarın tamir ettirildiğini ve 6.393.00 TL fatura bedeli olduğunu,
ayrıca davalının karşı araca verdiği hasarın kusur oranında kendilerine düşen miktar olarak sigorta şirketince dava dışı 3.kişiye ödenen ancak davacının alkollü olması nedeniyle araç malikine rücu edilen 1.083.54 TL ile olay nedeniyle davalı adına kesilen 446.25 TL trafik cezası olmak üzere toplam 7.924,79 TL'nin davalıdan tahsili gerektiğini ancak, davalının bir aylık ücretinin şirket bünyesinde olması nedeniyle 1.402,16 TL'nin bu borçtan mahsup edildiğini, bu nedenle bakiye 6.522,59 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı duruşmalara katılmamış beyanda da bulunmamıştır.
Mahkemece, davacının trafik kazasının oluşumunda %25 kusurlu bulunması nedeniyle talep edilen hasarla ve karşı araç sigortasına ödenen miktarla ilgili alacağın ancak %25 oranındaki kusuruna isabet eden bölümünden, trafik cezasının tamamından sorumlu olacağı gerekçesiyle hesaplama yapan bilirkişi raporu hükme esas alınarak 913.73-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Uyuşmazlık davacının, dava açarken davalı işçisinin haksız fiili nedeniyle oluşan zararın tahsili konusunda müteselsil sorumluluğa dayanıp dayanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen BK. nun 50. maddesi, ya da birden çok kimsenin ../.
2013/3519-2045 S.2
değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen BK. nun 51. ve 142. (TBK'nun 61. ve 163.) maddeleri hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı bir dava ile de talep edebilir. Ancak, aynı yasanın 141.
(TBK'nun 162.) maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanma hakkı sadece zarara uğrayanın, daha geniş bir deyim ile alacaklınındır. Zarara uğrayan (alacaklı), bu hakkını kullanmadıkça, yani müteselsilen tahsil isteğinde bulunmadıkça, mahkeme re'sen onun yararına teselsül kuralını uygulayamaz. Çünkü, hakim istek ile bağlı olup, istek dışı karar veremez. HUMK'nun 74. (HMK 26.) maddesi buna engeldir.
Ana kural bu olmakla ve davacının dava dilekçesinde müteselsilen sözcüğünü kullanmak suretiyle tahsil isteği bulunmamakla beraber; dava dilekçesindeki sözlerden ve ileri sürülen olaylardan ve bunların yorumundan, davacının dolaylı bir biçimde müteselsilen bir ödetme isteği bulunduğu anlaşıldığı takdirde, yukarıda belirtilen kuralın uygulanmasında yasal bir sakınca yoktur. Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır. (Yargıtay HGK 15.05.1996 gün 1996/21-140E–1996/342K, 1996/21-104E-1996/341K, sayılı kararları)
Kuşku yoktur ki, yapılacak yorumlarda temel hüküm BK.'nun 18. (TBK'nun 19.) maddesidir. Bu genel yorum kuralı, dava sırasındaki bir beyanın, ya da dava ve cevap dilekçeleri ile tarafların yine dava sırasındaki yazılı bildirimlerinin yorumunda da uygulanır. Çünkü gerek dava dilekçeleri, gerekse tarafların dava sırasındaki sözlü ve yazılı diğer bildirimleri, kural olarak, birer hukuksal işlemdir ve her hukuk işlemi gibi BK. nun 18 ve MK. nun 2. maddeleri gereğince bildirimde bulunanın kullandığı sözlere bakılmayarak, afakî iyi niyet kurallarınca kullanılan sözlerden veya yazılardan ne gibi bir anlam çıkarılması gerektiği belli edilerek yorumlanmalı ve bu yorum sonucuna göre işlem yapılmalıdır.
Temyiz incelemesine konu olan bu davada, davacı tarafından düzenlenen dava dilekçesinde, gerçekten açık bir şekilde müteselsilen sözcüğü kullanılmak suretiyle tahsil isteği mevcut değildir. Ne var ki, davacı olayda şirketin hiç bir kusuru bulunmadığını açıkça vurgulamış ve üstelik davalıya belli oranda bir kusur atfetmek suretiyle iddiasını da sınırlamamış ve sonuçta zararının tümünü davalı işçiden istemiştir. Artık burada, davacının davalıdan gerçekleşecek kusur oranında bir talepte bulunduğunu ileri sürmek mümkün değildir. Davacının kendisinin tamamen kusursuz olduğundan söz ederek zararlı sonucu meydana getiren müteselsil borçlulardan biri aleyhine açtığı bir davada zararının tümünü talep etmesi, örtülü olarak değil, aksine BK. nun 142. .../.
2013/3519-2045 S.3
maddesinde öngörülen teselsül kuralına açık bir şekilde dayandığının belirgin bir kanıtıdır; bu gibi durumlarda, müteselsilen sözcüğünün dava dilekçesinde kullanılmamış olması sonuca etkili değildir. Kaldı ki davalı işçinin kendi kusurunu aşan bölüm için kusurlu üçüncü kişilere rücu imkânın olduğu da ortadadır.
Somut olayda davalı, mesai saatleri dışında davacı işyerine tahsisli araçla alkollü bir şekilde kaza yaparak hasara sebebiyet vermiş ve hasar davacı şirket tarafından giderilmiş, hasarın yanında davacının alkollü olması nedeniyle üçüncü kişinin aracında meydana gelen ve davalının kusuruna göre ödenen 1.083,54 TL masrafın da sigorta şirketi tarafından davacı işyerine rücu edildiği ve bu miktarın sigorta şirketine ödendiği, hasar bedellerinden ayrı olarak davalı adına kesilen 446,25-TL trafik cezasının da davacı tarafından ödendiği anlaşılmaktadır.
Davalının, adına kesilen 446,25 TL trafik cezası ile diğer kazaya karışan aracın hasar bedeli olarak kusur oranına göre 3. Kişiye ödenen 1.083,54 TL nin tamamından sorumlu olduğu açıktır.
Davacı işyerine tahsisli araçta meydana gelen 6.395,00-TL nin %75 lik kısmından kusur oranına göre diğer sürücünün sorumluluğu olmasına karşın davalı işçi de meydana gelen haksız fiilin faillerinden biri olması nedeniyle davacı işyerine karşı diğer araç şoförü ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğundan davacının sadece müteselsilen sorumlulardan birine karşı dava açabileceği ve davalı işçinin kusurlu 3. Kişiye kusur oranına göre rücu etme hakkının varlığı nedeniyle hasarın tamamının davalıdan tahsili ve davanın aynen kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ve yetersiz bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde hüküm kurulması
usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre de karşı araç sigortasına davalının %25 kusuruna göre ödenen 1.083,54 TL'dan yeniden %75 oranında indirim yapılmak suretiyle sonuca gidilmeside hatalı olmuştur. O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/3519, K. 2013/2045, 4 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama